Ayasofya
Bilge Leylek yuvasından etrafı seyrediyordu. Köyün içinden koşa koşa giden çocuğa baktı. Çocuk hem koşuyor hem de coşkuyla bağırıyordu;
- Yaşasın İstanbul’a gidiyorum, duyun ağaçlar, duyun kuşlar, duyun kelebekler, duyun çiçekler, yaşasın İstanbul’a gidiyorum.
Gagasını birbirine vurdu. Çocuğun sevincine ortak olmuştu. Bir süre sonra gagasında bir çalı ile beraber gelen eşini gördü. Eşi yuvaya konduğunda çalıyı uygun bir yere yerleştirdiler. Eski yuvalarını yeniden yapma telaşında idiler. Bilge Leylek;
- Duydun mu Ömer’i? İstanbul’a gidiyormuş.
- Duymaz mıyım Bilge. Sevincinden nerede ise uçacak, çok sevinçli. İstanbul nasıl bir yer acaba?
- Çok güzel bir şehir, Yaren. Hemen hemen tüm dünya şehirlerini gezdim, onun gibisini görmedim.
- Gerçek mi? İstanbul’u bana anlatır mısın?
- Gençliğimde bir göç esnasında bu şehre zorunlu iniş yapmıştım. Camilerine, saraylarına, Galata Kulesi’ne, Kız Kulesi’ne, boğazına hayran kaldım. Martılarıyla arkadaş oldum. Beni bol bol gezdirdiler. En çok Ayasofya Camii beni etkiledi. Bu camii hakkında birçok bilgi aldım.
- Ayasofya’nın ismini duymuştum. Bizans İmparatorluğu döneminde 532-537 yılları arasında inşa edilmiş değil mi?
- Evet. Yapı İstanbul’un Osmanlılar tarafından fethine kadar kilise olarak, fetihten sonra cami olarak hizmet vermiş. Osmanlılar fethin nişanesi olarak kabul ettikleri ve kıymet verdikleri Ayasofya Camii’ne büyük özen göstermişler. Bakım ve onarım faaliyetlerini sürekli yerine getirip yapıyı çok sağlam bir hale getirmişler. Mimar Sinan’ın Ayasofya’ya yaptığı eklemeler ve düzenlemeler bu insanlık mirasının bugün hâlâ ayakta kalmasını sağlamıştır.
- Biz bile her bahar yuvamızı sağlama alıyoruz, yoksa yıkılır gider. İstanbul gibi değerli bir şehri özellikle tarihî ve kültürel miraslarına önem vermek ve korumak lazım değil mi Bilge Leylek? İnsanlar bunun bilincin de mi acaba?
- Bence bilincindeler.
Bilge ve Yaren Leylek çalı çırpı bulmak için uçup gittiler. Yavrularını sağlam ve güzel bir yuvada büyütmek için çabalıyorlardı.
Emine Yılmaz DERECİ
Yazar
Sevgili arkadaşlar, insan her canlı gibi doğar, takdir edilen kadar yaşar ve sonunda bu dünyadan göç eder. Önemli olan geride hoş bir sadâ bırakmaktır.Atalarımızdan bizlere emanet kalan değerler...
Yazar: Esra Elif ŞAHİN
Esen ılık rüzgâr kendini saran dış yapraklarına değiyor açması için onu teşvik ediyordu.- Aç küçük tomurcuk, korkma!Yapraklarını sıkı sıkı kapatmış rüzgârı dinliyordu. İçinde ki korkuyu atamıyor, bir ...
Yazar: Emine Yılmaz DERECİ
Otobüs, durakta durmuş yolcularını indiriyor, binmek için sırada bekleyenleri yavaş yavaş içerisine alıyordu. Ömer ve annesi de bu otobüsün içindeydiler. Ömer kafasını otobüsün penceresine dayamış dış...
Yazar: Emine Yılmaz DERECİ
Yavru tavşanlar, çayırlıktaki yuvalarında mutluydular. Anne ve babaları onlara yiyecek getirir, küçük oldukları için sık sık dışarıya çıkmalarına izin vermezdi. Anne tavşan her zaman yavrularına nasih...
Yazar: Emine Yılmaz DERECİ