Çınarın Sırrı
Bir zamanlar, minicik bir köyün tam ortasında, göklere uzanan kocaman bir çınar ağacı vardı. Dalları sanki bulutlara dokunur, yaprakları da rüzgârla birlikte köyün sırlarını fısıldardı.
Köyde Elif adında meraklı bir kız ile onun afacan kardeşi İlay yaşardı. Her sabah, ellerinde yem torbalarıyla çınarın yanından geçer, tavuklarını, keçilerini doyurur; sonra da koşa koşa oyun oynamaya giderlerdi.
Bir gün köyde tatsız bir haber duyuldu. Dere taşmıştı. Tarlalar sular altında kalmış, köylülerin yiyecekleri azalmıştı. Kış kapıdaydı, herkesin yüzü asılmıştı.
O akşam Elif çınarın altında otururken, hafif bir hışırdama duydu. Yapraklar sanki ona bir şey söylüyordu; “Paylaşırsanız çoğalır, saklarsanız azalır…”
Ertesi sabah, köyün en bilgesi Hasan Dede herkesi çınarın gölgesine çağırdı. “Evlatlarım!” dedi, “Kimde ne varsa ortaya koyalım. Paylaşırsak aç kalmayız.”
Elif kümesteki yumurtaları getirdi, İlay ise kucak dolusu mısır taşıdı. Komşular ekmekler, peynirler, kurutulmuş incirler getirdi. Çınarın gölgesinde upuzun bir sofra kuruldu. Sofra büyüdükçe büyüdü, herkesin karnı doydu.
İlay, ağzı doluyken ikiz kardeşine fısıldadı; “Elif, neden paylaştıkça daha çok mutlu oluyoruz?”
Elif, çınarın sözlerini hatırladı ve gülümseyerek cevapladı; “Çünkü gerçek zenginlik, paylaşmaktır.”
O günden sonra köylüler ne zaman dertlense, hemen çınarın gölgesinde buluşup sofralarını birleştirdiler. Çınar da yapraklarını hışır hışır sallayarak onlara teşekkür etti.
O günden sonra köyde herkes şu sözü ezberledi: “Paylaşmak, sadece karınları değil, kalpleri de doyurur.”
Erbay KÜCET
Yazar
Bir zamanlar Kudüs'ün tarihî taş döşeli sokaklarında yaşayan Selim ile Kerim adında iki kardeş vardı. Babaları Türkiye’de doğup büyümüş, bilgisayar mühendisi olarak eğitim almış, anneleri ise Filistin...
Yazar: Erbay KÜCET
Gazze’nin kalabalık sokaklarının birinde, küçük bir evin penceresinden içeriye sızan güneş ışığı, Sümeyye'nin yüzünü aydınlatıyordu. Sümeyye, 10 yaşında, zeytin karası gözleri ve kocaman gülümsemesiyl...
Yazar: Erbay KÜCET
Gazze’de sabahlar, kuş cıvıltısından ziyade, yüreklere oturan uzaktan gelen uğultularla başlardı. Küçük Esra, daha yedi yaşındaydı ve güne gözlerini açtığında ilk yaptığı şey, yanı başında uyuyan kard...
Yazar: Erbay KÜCET
Kudüs’ün tarih kokan sokaklarında, taşlar arasına sıkışmış bir hikâye vardı. İrem ve Harun, babalarının işleri sebebiyle Ankara’ya taşınmışlardı. Değişim, hayatlarının her alanına yayılmıştı. Okulları...
Yazar: Erbay KÜCET