Konuşurken Uyulması Gereken Nezaket Kuralları
Arkadaşlarımızla, ailemizle ve çevremizdekilerle her daim iletişim kurarız. Ancak; doğru şekilde iletişim kurabilmek için bazı kurallar vardır.
Kiminle nasıl konuşmamız gerektiğini, ne zaman ne söylememiz gerektiğini iyi bilmeliyiz.
Bu kurallar arkadaşlarımızı kırmadan, üzmeden, onları incitmeden güzel sohbetler etmemiz ve oyunlar oynamamız için çok önemlidir. Sadece arkadaşlarımız değil aynı zamanda öğretmenlerimiz ve tüm çevremiz ile daha doğru iletişim kurmamızı sağlar.
Saygılı olmak, incelikli davranmak, kibar ve nazik olmak nezaket kuralları anlamına gelir. Bunun için kibar ve nazik olmaya gayret göstermeli, büyüklere karşı her daim saygılı bir tutum içinde olmalıyız.
Saygı ve nezaket ifadelerini kullanmak ve alışkanlık hâline getirmek karşımızdaki kişilere değer verdiğimizi hissettirmemize yardımcı olur.
Bazı nezaket ve saygı ifadeleri:
Günaydın, hayırlı olsun, memnun oldum, elinize sağlık, verir misiniz, geçmiş olsun, hoşçakalın, başarılar dilerim, güle güle kullan, teşekkür ederim, rica ederim, buyurun, lütfen, önemli değil, hoş geldiniz, güle güle, iyi günler, iyi akşamlar, hayırlı olsun, iyi dersler, merak etmeyin, özür dilerim, önemli değil (zararı yok), izin verirseniz…vs.
Saygı ve nezaket ifadeleri daha kibar, nazik ve anlayışlı bireyler olmamızı sağlar.Eğer bu kurallara uyarsak etrafımızdaki insanlar tarafından sevilen ve saygı duyulan bireyler oluruz. Böylece büyüklerimize saygı, küçüklerimize sevgi göstermiş oluruz.
Naciye BEYZA
Yazar
Dua kalbimizden geçenleri Allah’a söylemek, yalvarmak, onunla paylaşmak, yardım dilemektir. Sonsuz gücü ve merhameti ile bize her türlü sıkıntımızda destek olması için onun kapısına sığınmaktır.Dua ed...
Yazar: Naciye BEYZA
Yüce Rabb’imiz Kur’an-ı Kerim’de “Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.” buyuruyor. Peygamber Efendimiz’in özelliklerinden biri de, insanlara, hayvanlara, tabiata tüm yaratılmışlara karşı ç...
Yazar: Naciye BEYZA
İstiklal Savaşı’nın soluk ve iç karartıcı günlerinden biri daha yaşanıyordu. Yemek salonu köylüler ve taşralı tüccarlarla dolmuştu. Sıralara, yerlere, tahta çantalara oturmuş, küpeşteye yaslanmış yolc...
Yazar: İsmail ÇOLAK
1348 yılında Cenevizliler denen denizci insanlar varmış. O zamanlar İstanbul’da telefon yok, kamera yok, dürbün bile yeni icat edilmiş. Düşman gemisi geliyor mu, yangın çıktı mı, korsan geldi mi haber...
Yazar: Naciye BEYZA