İnsan Vicdanını İnciten Bir Mesele Meslek Kutsiyeti
Bazı konular vardır ki bahsetmek lazım mıdır, yoksa susmak mı gerekir tam kestiremezsiniz. İki arada bir derede sıkışıp kalırsınız. Bahsetseniz yanlış mı anlaşılır farklı yerlere mi çekilir diye düşünürsünüz, diğer taraftan bahsetmeyince de bir yanlış kullanım bir yanlış tabir alıp başını gider. Belki bu yazı bir kamuoyu oluşturacak kültürel dağarcığımıza yeni ya da geliştirilmiş bir düşüncenin yerleşmesine vesile olacak. Velhasıl kelam eğer yazılacaksa yine kimseyi kırıp dökmeden meselenin irdelenmesi gerektiğine inanıyorum.
Toplumsal olaylar bizim yaşamımızı yakından ilgilendirir, o yüzden toplumda ne olursa bu sütunlarda ona yer vermek boynumuzun borcudur diye düşünüyorum. Geçtiğimiz günlerde bir hekimimizin canına kıyıldı. Dolayısıyla derin bir üzüntüye düştük. Hiçbir zaman tasvip etmediğimiz bir olay. Tıbbiye sınıfımızın bu kadar özverili çalışmaları karşısında birilerinin çıkıp hunharca şiddete meyilli olması, şiddet uygulaması ya da canını alması kimsenin tasvip edeceği bir durum değildir.
İnşallah bu tür hadiselerin yaşanmaması için gereken önlemler arttırılarak alınır. Sonrasında ne oldu peki, doktorlarımız olaya tepki göstermek adına acil durumlar hariç hasta bakmamaya başladılar. Bakıyorum sosyal medyada kutsal meslek vb. kelimelerle bu durum daha da ulvileştirilmeye çalışılıyor. Bütün meslekler insanların yararı için bir şeyler yapma uğraşındadır dolayısıyla hepsinin de kendi içinde insana az ya da çok faydası olan yönleri vardır. Bir mesleği öyle aşırı bir şekilde övmek ve kavuşulamaz bir şekle büründürmenin pek doğru olduğunu düşünmüyorum.
Birkaç kişi ortalığı karıştırıp hekime zarar vermesi, tüm hekimlerin hasta bakmaması için haklı bir sebep değildir. Hangi meslek olursa olsun, mesleği de geçtim kim olursa olsun insan hayatının kutsiyeti, insanın yaşama hakkı vardır. Her mesleğe de bir kutsiyet vermek doğru değildir, bütün meslekler değerlidir, şimdi temizlik görevlisi olmasa çer çöpün içinde burnumuzu tutarak sokaklarda dolaşırız. Bir mesleği aşırı övüp ayyuka çıkarmak toplum içinde çok mantıklı bir yaklaşım değil. Bütün hekimlerimiz, bütün insanlarımız değerlidir. İnce nokta şu, iyi insan ve kötü insan vardır. Biz de kötü insanı tasvip etmiyoruz.
Bir olay döngüsü içinde birkaç çürük çıktı diye faturayı sistemin tamamına çıkarmak vicdanı yaralayan bir yaklaşımdır. Olması gereken o an gerçekleşen hadiseye müdahale etmek ve bu konunun nelerden kaynaklandığına kafa yormaktır. Özellikle insanlarla iletişim gerektiren ve insanlarla sürekli irtibatlı olan işlerde, bu kişiler insanlarla doğru iletişim kurabiliyor mu, öfke kontrolünü sağlayabiliyor mu, olayları muhakeme kabiliyeti var mı ve ona göre insanları yönlendirebiliyor mu gibi kriterlerle meslek gruplarını değerlendirmek lazım.
Mesela bir insan çok iyidir ama öğretmeyi gerçekleştiremiyordur bu kişiden öğretmen olmaz çünkü öğrencisine vereceği bir şey yoktur. Farklı meslek gruplarına yönlenmelidir. Yine çok öfkeli bir insandan doktor olmaz çünkü hastalık dediğimiz olguda zaten insanın moral motivasyonu çökmüş durumda ve etrafından gelecek bir tebessüme, morale, motivasyona aşırı ihtiyaç duyduğu bir dönemdedir. Bunları görmezden gelerek öfkeli bir insanın doktor olması iletişimde sorunların çıkmasına sebep olacaktır.
Hiçbir bahane insan hayatının sonlandırılmasını asla haklı çıkarmaz. Ancak bütün insanların hayatı değerlidir ve bunun için de insan yönetiminin de iyi yapılması gerektiğine dikkat çekmeye çalışıyorum. Gelişi güzel planlama yapılamaz. Toplum içinde yaşarken tüm bileşenlerin doğru ve sorunsuz bir şekilde işlemesi için sistemdeki tıkanıkların görülmesi ivedi çözülmesi; toplumun huzur ve sükûn içinde yaşaması için mühimdir.
Ne yaparsak yapalım Neşet Ertaş’ın dediği gibi “aşkıynan” yapalım. Aşkla yapılan tüm meslekler, tüm işler kutsaldır. Bizim işimizi kutsal kılan, değerli kılan ne iş yaptığımız değil, ne yapıyorsak hakkıyla yapmamızdır. İşte o zaman yaptığımız iş kıymetli olur ve biz de değerli oluruz, saygı duyulur hâle geliriz. İnsan bir aynadır aynada güzel bir suret görmek için güzel sözlere, güzel işlere ihtiyacımız var.
Erol AFŞİN
YazarKorku bilmez gözüm, bükülmez kolum Ta Asya'dan dura, dura gelmişimKarlı yüce dağlar kesemez yolum Atımı dört nala süre süre gelmişimAltay dağlarında sümbül toplayıpKır atımla dere, çaylar at...
Şair: Hulusi TATAR
Malumunuz olduğu üzere geçtiğimiz Şubat ayında büyük bir deprem yaşamıştık ve içinde olduğumuz Malatya ile beraber Kahramanmaraş, Hatay, Adıyaman çok şiddetli bir şekilde bundan etkilendi. Diğer şehir...
Yazar: Erol AFŞİN
Daha dünyaya adım atmadan, anne karnına düştükten sonra Allah’ın Rahman isminin tecellîsi olarak annelerimize verilen rahmet ve şefkat duygusu ile sevgi içinde, güzel duygularla dünyaya gelebilmemiz i...
Yazar: Erol AFŞİN
1. Gönül senden şerefli nûr-ı dîden bir cevâb isterFirâk ile yanan cân derdine âcil şarâb ister2. Düşen derde bilir derdlilerin ahvâl-i derdindenYanan dil kendi tek nâra düşüp bağrı kebâb ister3. Cemâ...
Yazar: Es-Seyyid Osman Hulusi Ateş Efendi