Esmâü’l-Hüsnâ: El-Vâsi
El-Vâsi’: İlmi Ve Merhameti Her Şeyi Kuşatan, Zenginliği Her Fakire Yetip Artan
Allah’ın en güzel isimleri arasında yer alan el-Vâsi’, “kullarına her şeyi geniş anlamda lütfeden, ilmi her şeyi kuşatan, verdiği rızık bütün kullarına bol bol yeten, ihsân ve ikrâmı nihâyetsiz olandır.
Yüce Allah, bilinmek şanından olan her şeyi bilir. Bilmemek O’nun için düşünülemez. Allah geçmişi, ânı ve geleceği; açıkta olanı ve gizliyi; zorunluyu, imkânsızı ve mümkünü bilir. Allah’ın bilgisi, insanın bilgisinden farklıdır. Zira Allah’ın bilgisi ezelî ve ebedîr, zorunludur, sınırsızdır, değişmez, azalıp çoğalmaz. İlmin zıddı olan cehâlet, Allah için söz konusu değildir.
Allah’ın günahları örtmesi, görmemesi, ayıpları gizlemesi bu güzel ismin bir yansımasıdır. Bu durum, sadece dünyada değil, aynı zamanda âhirette de geçerlidir. Allah’ın affediciliğinin bir sınırı yoktur. Allah’ın affediciliğinin genişliği ile ilgili bu isimlerin arka arkaya gelmesi, Allah’ın kullarını, işledikleri isyan dolu fiillerden nedâmet duygularıyla vazgeçtikleri takdirde, bağışlayacağının güçlü bir şekilde te’kid edilmesi mânâsını taşır. Kaldı ki Allah’ın bağışlayıcılığı, sadece suçları affetme konusunda değil, dinî sorumlulukları hafifletme ve kolaylaştırma konusunda da geçerlidir.
Allah, Vâsi’dir. Bu anlamda, vasilik O’nun mülk ve saltanatının sınırsızlığını anlatır. Şeytan ve avanesi, insanı Allah’ın yolundan alıkoymak için her türlü tuzağı kurar. Mal ve mülk sahibi insanların servetlerini infak etme konusundaki arzu ve isteklerini kısıtlamak için elinden geleni yapar. İnsana cimriliği emreder ve infâk etme konusunda endişeye sevk eder. Bunu da türlü mâzeretlerle gerekçelendirir.
Meselâ, “Eğer infakta bulunursan, aç ve yoksul kalırsın. Kaldı ki bu servet sadece senin özel bilgi ve gayretin sonucu ulaştığın şeydir. Bunda fakirin ve yoksulun hakkı yoktur. Sen yaşa da yoksullar açlıktan ölürse ölsün.” gibi telkinlerde bulunur. Şu âyette, şeytanın insanları fakirlikle korkutması ve bunun karşısında, yardım edildiği takdirde değil malların noksanlaşması, aksine arttırılacağına, Allah’ın zenginliğinin nihâyetsiz olduğuna dikkatlerimiz çekilir: “Şeytan sizi fakirlikle korkutur ve size cimriliği telkin eder. Allah ise size katından bir bağış ve daha fazlasını va’deder. (Şüphesiz), Allah Vâsi’dir, ‘Alîm’dir.”
Sonuçta, Yüce Allah’ın el-Vâsi’ isminden çıkaracağımız birçok ahlâkî hisse vardır: Allah’ın ilim, ihsân ve lütfunun geniş olduğuna inanan bir mü’min, özgüven sahibi olmalıdır. Bu varlık alanında olup-biten hiçbir şey, O’nun engin bilgisi dışında değildir.
O, kullarına şahdamarlarından daha yakındır. Mülk ve saltanat O’nundur. İhsânı boldur. Varlıklı kimseler, imkânları nispetinde, fakir ve yoksulları gözetmeli; ilim sahipleri, bilgilerini paylaşmalıdırlar. Kim meşrû bir çerçevede mal, ilim ve zaman gibi sahip olunan nimetleri ihtiyaç s
sahipleriyle paylaşırsa, Allah onlara bu yaptıklarının karşılığı olarak kat kat verecektir.
Editör
Yazar
Kıymetli okuyucularımız,İnsanoğlunun yaratılışından beri arayışı hiç bitmemiştir: “Ben kimim, neden varım, doğru yol nedir?”Bu soruların cevabı ilimdedir; yani bilmekte, anlamakta ve öğrenmekte.Kur’an...
Yazar: Editör
Allah’ın en güzel isimleri arasında yer alan el-Mâni ismi, her ne kadar doğrudan Kur’ân-ı Kerim’de geçmemiş olsa da, delâlet yoluyla mânâ olarak geçmektedir. Hz. Peygamber (s.a.v.)’den gelen rivâyetle...
Yazar: Editör
Aziz okurlar;Bayramlar, gönüllerimizin aynı kıbleye yöneldiği, dualarımızın aynı semaya yükseldiği müstesna zamanlardır. Sevinçle hüzün, şükürle tefekkür bu günlerde yan yana durur. Bir ay boyunca sab...
Yazar: Editör
Rasûl-i Ekrem’in isimlerinden biri de “Nesîb”dir. Nesîb; soyu temiz, nesebi pak, kökü güzel ve asil olandan gelen demektir. Bu isim, Allah Rasûlü’nün hem insanlık tarihindeki yerini hem de doğduğu ail...
Yazar: Editör