Şiir: Âb-ı Hayât
O yüce Mevlâ’dan aldığım güçle
Her türlü engeli, aşmaya geldim.
Benim öz kardeşim köpüren Dicle
Deli Fırat gibi, coşmaya geldim.
Kavuşmak istersen o büyük üne
Gönül pusulanı çevir o yöne
Şişte kebap gibi ben döne döne
Aşkın fırınında, pişmeye geldim.
Yeşerecek bir gün; güzel tohum ek
Her şeyi yaratan O ise bir tek
Dizimdeki takat kesilene dek
Yılmadan peşinde, koşmaya geldim.
Bunca sitemlerim bildin mi kime?
Yeter ettiklerim kendi kendime
”Kükremiş bir selim sığmam bendime
Yırtarım dağları”, taşmaya geldim.
Ellerin sözüne nasıl da kandım
Çöldeki serâbı su olur sandım
Gönül çırasında fitilsiz yandım
Sonunda susadım, çeşmeye geldim…
Hanifi KARA
Şair
Osmanlı’nın askerî, ilmî ve teknolojik gelişiminin durması ve gerilemesinde, Batı’daki gelişmeleri takip etmekte gevşek davranmasının tesirli olduğu, hakikati bütün cephesiyle ortaya koymada yeterli o...
Yazar: İsmail ÇOLAK
Bir kişinin öyle ki, sîmâsına baktıkça Hakk’ı çağırıyorsa, yüzü muhabbetullah. Bir nazarla o anda, kim ki irşat ederse O kişinin her sözü, gözü muhabbetullah. Zâlim olan nefsini, güzelce güdüyor...
Şair: Hanifi KARA
Eldeki veriler, haber veriyor Mâziden de parlak, âtimiz bizim. Üç beş günlük, devletçikler nemize Şan, şerefle dolu, mâzimiz bizim. O hâinler bize, tuzaklar kursun Vuracak diz varsa, dizine vur...
Şair: Hanifi KARA
Zâlime baş kaldıran, gönül erinin Söylediği her söz, senet olmalı. Hayatta başarı, sağlayım dersen İlimle birlikte, sebat olmalı. Küfür revaç buldu, bu nasıl asır İnsan yaptığ...
Şair: Hanifi KARA