Sevgi, Saygı ve Huzur
Sevgili çocuklar,
Sevgili peygamberimiz her yönden mükemmel bir insandı. Kendisine kötülük edenlere bile iyilik ederdi. Başkalarının kusurlarını araştırmazdı. Kimseyi, başkalarının içinde küçük düşürmezdi. Gururlu ve kibirli değildi. İnsanlar arasında zengin-fakir ayrımı yapmazdı.
Hz. Muhammed, çok temiz giyinirdi. Yemekten önce ve sonra ellerini yıkardı. Bu güzel alışkanlığı herkese tavsiye ederdi. Her gece yarısı kalkar, Allah’a ibadet ederdi.
Peygamberimiz, o kadar doğru sözlü biriydi ki, ömrü boyunca hiç yalan söylememişti. Kendisine güvenilen bir insandı. Bazı insanlar paralarını ve kıymetli mallarını O’na emanet ederlerdi. O da kendisine verilen emanetleri korur, ne zaman isterlerse verirdi. Mekke’den Medine’ye hicret edeceği zaman, kendisinde bulunan emanetleri, sahiplerine vermesi için Hz. Ali’ye teslim etmişti.
Peygamberimizi gören herkes ondaki ahlâk güzelliğine hayran olurdu. Hizmetçisi olan Hz. Enes şöyle söylüyor:
“Ben Allah'ın Resulü’ne on yıl hizmet ettim. Yaptığım bir iş için “niçin böyle yaptın?” Yapmadığım bir iş için de “niçin yapmadın?” demedi. Peygamberimiz kadınlara değer verir, onlara şefkatle davranılmasını emrederdi. O dönemde, aşağılanan ve bir eşya gibi alınıp satılan kadınları bu durumdan O kurtardı. Onlara gerçek değerini verdi.
Peygamberimiz çocukları çok severdi. Onlara her zaman ilgi gösterir, hediyeler verir, gönüllerini alırdı. Uzun bir yolculuktan dönüyor bile olsa, yolda çocuklara rastlarsa dururdu. Onlara selâm verir, onlarla konuşur ve şakalaşırdı.
Çocuklar da Peygamberimizi çok severlerdi. O’nun geçeceği yolda beklerler, görür görmez O’na koşarlardı. Peygamberimiz de, çocukların gönüllerini hoş ederdi. Peygamberimiz, Allah’tan ilk emir geldiği zaman telâşlanmış ve hemen evine gitmişti. Olanları, eşi Hz. Hatice’ye anlatınca, Hz. Hatice O’na şöyle cevap vermişti:
“Sen, daima iyiliksever, fakir ve muhtaçlara yardım eden birisisin. Muhakkak Allah, seni yalnız bırakmayıp, destekleyecektir.”
Hz. Hatice’nin sözlerinden şunları anlıyoruz: Hz. Muhammed peygamber olmadan önce de en güzel ahlâka sahip bir insandı. Temizliği, doğruluğu ve dürüstlüğü ile herkese kendini sevdirmişti .
Peygamberimiz çok sade giyinir, süslü ve gösterişli elbiselerden hoşlanmazdı. Fakirlerle birlikte oturur, sohbet eder, onlarla beraber yemek yerdi. En fakir insanların evlerine gider, onları ziyaret ederdi.
Bir gün bir adam, Peygamberimizi ziyaret etmek için yanına gelmişti. Peygamberimizi görünce heyecanlanmış ve titremeye başlamıştı. Peygamberimiz adamın heyecanlandığım görünce ona şöyle demiştir:
“Arkadaş titreme, ben kral değilim. Ben Kureyş’ten kuru ekmek yiyen bir kadının oğluyum.”
Peygamberimizin güzel ahlâkı her zaman bize örnek olmalıdır. Bizim görevimiz, her hareketimizde O’na benzemeye çalışmaktır. O, bizim peygamberimizdir. Bizim için en güzel örnek
Peygamberimiz, son peygamber olarak, insanlara Allah’ın emir ve yasaklarını bildirmiştir. O, bütün insanların mutlu olmaları için gayret etmiştir. İyilikleri yaymada, kötülük ve çirkinlikleri önlemede hiçbir karşılık gözetmeden çalışmıştır. O, “Âlemlere rahmet olarak” gönderilmiştir.
Bizim iyiliğimiz için çalışan, büyük insan ve son peygamber olan Peygamberimizi sever, sayarız. O’nu saygıyla anarız.
Sırrı ER
Yazar
Sevgili çocuklar, başlıktaki ifadeyi ilk duyduğumda tebessüm etmiştim, sebebi şuydu: Acaba çocuklar bu kelimenin anlamını biliyorlar mıydı? “Yok daha neler, leblebi aile de var mı?” diyenler olmuştur ...
Yazar: Sırrı ER
“Şırnak’ın il oluşu 1990 senesinde gerçekleşmiş olsa da bu ilin yer aldığı topraklar, bulunduğu bölge itibariyle tarihten bu yana pek çok medeniyeti ağırlamış. Türkiye’nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nd...
Yazar: Editör
Sevgili çocuklar;Sizin de bildiğiniz gibi 21. yüzyılda yaşıyoruz. Çağımızda teknoloji ve iletişim alanlarındaki çalışmalar zirveye ulaşmıştır. Her geçen gün yeni şeyler icat ediliyor. Bir iş yaparken ...
Yazar: Sırrı ER
Sevgili çocuklar, kâinatın ve âlemlerin yaratıcısı olan yüce Rabb’imiz bu dünyayı bir imtihan yeri olarak belirlemiştir. İlk insandan bu güne kadar her zaman iyilerle kötüler, mücadele, münakaşa ve sa...
Yazar: Sırrı ER