Şehirlerin Şirini
İçinden ırmak akan şehirleri severim. Çocukluğumun Sivas’ının tam da orta yerinden bir ırmak akardı. Mereküm’den kopup gelen bu ırmak, akar akar ve nihayetinde Çayırağzı’nda Pirkinik’ten gelen dereyle buluşur Kızılırmak’a kavuşurdu.
Şehrin orta yerinde ırmağın akışını şimdi hayal ediyorum. Ak Değirmen’in son demleri geliyor aklıma. Son demleri diyorum; zîrâ bizim nesil o değirmen taşının dönüşüne tanık olamadı. Biz elektriğin suya galebe ettiği dönemlerde yetiştik, ama o bir dönemlerin efsane değirmeninin metruk hâline tanıklık ettik... Şimdi o değirmenin yerinde yeller esiyor olmalı.
Mereküm suyu akar, değirmen dönerdi. Bir gün geldi, o dere yatağı ıslah edilmek yerine, kapatıldı. Benim liseli yıllarım, askerî darbenin ertesi yıllar; şehir tabiatındaki güzelliği, askerî mantığa sahip bir reisin emriyle örttü. Yıllardır Sivas’ta doğan çocuklar, ırmaksız büyüdüler. Bir belediye başkanı bu yoksulluğun farkına varmış olmalı ki, Pirkinik’ten akıp gelen derenin, Mısmıl Irmak’ın üzerinde Aksu Parkı’nı inşâ etti.
Şimdi gelecek dönemde şehri yönetmeye aday olanlar, son dönemlerin moda tabiriyle bir “çılgın proje” yapsalar da ahaliyi, şehrin orta yerinde sırlanmış ırmakla buluştursalar. Acaba nasıl olur?
***
Sivas’ın orta yerinde akan ırmak. Benim çocukluğumun şehri. Bu şehri yeniden görebilir miyiz? Bilemem, ama ben Amasya’da, fakirin tanımlamasıyla Şehirlerin Şirini’nde çocukluğumun şehrini bulurum.
Elbette Amasya, Amasya’dır; Sivas, Sivas. Ama Amasya’da, Yeşilırmak’ın nazlı nazlı salınışında, hep o çocukluğumu bulurum. O yüzden severim Amasya’yı, yüceltirim, özlerim. Sivas annemdir, memleketim; ama Amasya, çocukça sevdalandığım komşu kızı! Orada o masumiyeti bulurum, o eski hatırayı yâd ederim.
Amasya güzel şehir. Komşu kızı. Şirin’in Ferhat’ın şehri.
Şehirlerin Şirin’idir Amasya; bu böyle bilinsin!
Şehzâdeler şehri diyorlar, doğrudur; tıpkı Manisa gibi, Kastamonu, Trabzon ve mânâ şehri Kütahya gibi. Şehzâdelerin şehri. Tam bir Osmanlı şehri; lâkin Amasya’nın şehzâde şehri olmaktan ziyâde, güzelliği dillere destan olan Şirin’in şehri olması ve bu güzele meftun Ferhat’ın şehri olması daha da önemli, daha da anlamlı; aşk şehri diyelim. Aşk, ilim ve irfan şehri…
***
Bâyezîd Camii’nde, fezâya açılan şadırvanda serinleyip, huzura duruyorum. Şairlik geliyor önüme, duruyorum. Şair, işte bu koca mimar. Bir kasîde gibi inşâ etmiş, o kutsal mâbedi. Bizim şiirimiz, onun yanında iğreti kalır. İşte şurada, külliyedeki yazma eserler arasında bir müddet kaybolmak lazım. Kayboluyorum.
Muvakkithânede zaman duruyor.
Saraçhane’de, Gümüşlü’de, Sofular’da. Ve Bîmarhâne’de, su sesi, mûsiki sesi, çınar ağaçlarının raksı ve zaman ötesinden gönül aynama yansıyan dervişânın Hû sesi. Bîmarhâne sesten ibaret bir şifâhâne; huzur bahşediyor. Bir kenara çekilip Sabuncuzâde Şerefeddin Efendi’den Mücerreb-nâme’yi tedrîs etmeli; lâkin zaman elverir mi ki?
En iyisi, Büyük Ağa Medresesi’nde okunan Kelâmullâh’a teslim olup, huzura ermeli.
Daha nice kapı, nice yol. Ama bilhassa, Kösedağı’ndan kopup gelen ve bir kanadı atalarımın köyünden geçen Yeşilırmak’ın sedâsı; sırf bu sesi duymak için Amasya’ya gidilir.
***
İçinden ırmak geçen şehirleri severim. Belki de bu sevgimde, çocukluğumun Sivas’ını arama çabam vardır; bilemiyorum. Lâkin şunu biliyorum: Su şehre güzellik veriyor, şehri zarifleştiriyor, şenlendiriyor. Sivas’ı yeniden o zarafete kavuşup, şenlenecek mi? Bekleyip göreceğiz.
Bilal KEMİKLİ
Yazar
Zulmetin her zerresinden hâle-i mâha sığın Bâki kalmaz hiç karanlık bekle sabâha sığınHâne-i kalbin sedâsından haberdar var biriSen yeter ki cân evinden yükselen âha sığınDarda kalsan, ye’se düşm...
Şâir: Ahmet Sami BENLİ
Daha evvel farklı veçheleriyle İstanbul duraklarımdan söz etmiştim. Bir “taşralı” yahut Divan şairinin ifadesiyle “kenar” yazarı olarak aynama yansıyan İstanbul siluetini tasvir etmiştim. O tasvirlerd...
Yazar: Bilal KEMİKLİ
Bu toprağı vatan kılan büyük rûhların izinde giden bilge şahsiyetler yetişmiştir. Vatan kılmaktan murâd, kılıçla açılan şehir kapısından içeri girdikten sonra orayı “bizim şehrimiz" hâline getirmektir...
Yazar: Bilal KEMİKLİ
Bugünlerde kızlarımı düşünerek, bize ait olan kavramları onlara yeniden tanıtmak ve öğretmek, onlarla dertleşmek, hâlleşmek ve tecrübelerimi paylaşmak sadedinde mektuplar yazıyorum. Tıpkı oğlumu düşün...
Yazar: Bilal KEMİKLİ