Ramazan ve Yardımlaşma
Anadolu ruhu ile yetişen insanımız, özellikle rahmet ayı ramazan-ı şerifte yardımlaşma ve dayanışmayı çok sever. Bu bizim millî ve manevî duygularımızın coşkun olduğunun işaretidir. Çünkü dinimiz İslâm, yardımlaşmayı teşvik etmekte, ramazanda bu dayanışma en üst seviyeye çıkmaktadır.
Malî durumu iyi olan kimseler, fakirlerin neredeyse bir aylık yiyeceklerini karşılamakta, onlar için özel iftar davetleri düzenlemekte, geçmişte olduğu gibi günümüzde de iftar yapabilmeleri için özel mekânlar hazırlamaktadırlar. Böylece malî durumu iyi olan kimseler, komşuları açken kendileri tok olmanın rahatsızlığından kurtulmakla birlikte, herkesin tok olduğu, kalben, zihnen ve bedenen olduğu kadar ruhen rahat bir toplum oluşturulmaya çalışılmaktadır.
Ramazanda gerek yardım amaçlı iftarlar olsun, gerekse misafir ağırlama amaçlı olan iftar davetleri olsun, geleneksel Türk misafirperverliğinin devamı niteliğindedir.
Birlik ve beraberliği emreden İslâm dini, aynı zamanda insanlar arasında yardımlaşma duygusunu geliştirmekte, toplumsal kardeşliği tesis etmektedir. Özellikle toplumun yaşamış olduğu sıkıntılı dönemler, deprem ve sel gibi doğal afetlerde din, bütünleştirici ve kaynaştırıcı rolünü yerine getirerek toplum içerisinde çeşitli şekillerde oluşabilecek olumsuz değişimleri engellemektedir.
6 Şubat 2023 tarihinde ülkemizdeki on bir ili etkileyen deprem felaketinden sonra idrak ettiğimiz bu ramazan-ı şerif, umarım, birlik ve yardımlaşmanın zirveye çıktığı bir manevî mevsim olarak yaşanacaktır.
Ramazan ayı dinî gerekliliklerin yerine getirildiği bir ay olmanın yanında, aynı zamanda toplumsal bazı olay ve olguların gerçekleştiği bir aydır. Bu aya özel olarak verilen fıtır sadakası, yılda bir defa verilmesi farz kılınan ve Müslümanlar tarafından genelde bu ay içerisinde verilen zekât ve fitre dışındaki diğer hayırların da bu ayda verilmesi yardımlaşma ve dayanışmanın ramazan ayında gerçekleştiğinin göstergeleridir.
Dinî hayatımızda çok önemli bir yeri olan ramazan, rahmet kapılarının sonuna kadar açıldığı, yardımlaşma ve dayanışma gibi üstün davranışların arttığı, sevginin, saygının, sabrın ve kardeşliğin daha da pekiştiği, birlik ve beraberliğin katbekat arttığı bir aydır.
Türk ahlak ve toplum yapısının temel karakteristiği olan yardımlaşma geleneği ve bu geleneğin bir yansıması olan Türk vakıf sistemi, felaketlerden sonra özellikle ramazan ayında devreye girerek ihtiyaç sahiplerine gerekli yardımı yapar.
Bu, aynı zamanda dinimizin de üzerinde çok durduğu bir husustur. Gerek dinî, gerekse millî duygularıyla hareket eden, kendisi tokken komşusunun aç olmasına gönlü razı olmayan yardımsever insanlarımız, dar gelirlilerin yardımına Hızır gibi yetişip yapabilecekleri kadar yardımı hem ramazan öncesinde, hem de ramazan boyunca ihtiyaç sahiplerine ulaştırarak onların da rahat bir ramazan geçirmelerini sağlarlar. Bu vesileyle ramazan-ı şerifinizi tebrik ederiz.
Editör
Yazar
Suriye Operasyonu’na katılan bir binbaşı anlatıyor:“Suriye'de operasyondayız. Bir çocuk koşa koşa yanıma geldi.Arkasından çağıran dedesi ve nenesine aldırmaksızın. Diz çöktüm, sıkıca sarıldım. Bir şey...
Yazar: Ayşe Gül PINAR
El-Vâris: Varlığının Sonu Bulunmaması Vasfıyla Kâinatın Gerçek SahibiYüce Allah’ın güzel isimleri arasında yer alan el-Vâris, bir âyette şöyle anlatılır: “Şüphesiz biz diriltir ve biz öldürürüz. Ve he...
Yazar: Editör
Bu ayki sayımızda, üzerinden binlerce yıl geçse de hiç yaşlanmayan, her sokağında ayrı bir masal saklayan bir devle tanışmaya ne dersiniz? Evet, doğru bildiniz! İki kıtayı dev bir gerdanlık gibi birle...
Yazar: Editör
Oruç tutan kullar hası,Oruçtur mü’minin süsü,Miski amber kokar nefsi,Odur Hakk’ın sevgilisi.Oruç tutan çok kazanır,Mükâfat ile bezenir,Melekler ona özenir,Odur Hakk’ın sevgilisi.Oruçluya değme sakın,R...
Şair: Rabia BARIŞ