KURBANLAR KURBAN OLA
Bayram bir hatırlatma sağanağına dönüşse kör yüreklerde. Saba rüzgârı geri alsa yiten bayramların kokusunu. Büyük şehirlerin kuytularına kadar yaysa bayram sevincini. Sonsuzluğa akan dualar şehrayini yükselse göklere. Sevinçle menziline ulaşsa¸ yürekten edilmiş dualar. Sevgililer sevgilisi kabul buyursa dualarımızı... Sağaltsa yaralarımızı¸ aklasa karalarımızı.
İbrahim sadakatinin ruhlara sindiği¸ İsmail teslimiyetinin tekrar tekrar üzerimize yağdığı "Kurban Bayramı" çıkıp geldi mevsimlerin ötesinden. Yüce Yaradan'ın sevgisi düştü canlıların üzerine. Göklerden inen efsunlu düşünceye ayarlanan yürekler ne güzel. Ne güzel uzaklardan gelen misafir
Ne güzel koçu kurban eyleyen düşünce
Yüce Yaradan'ın sevgisi değil miydi koçu kurban eyleyen düşüncenin mihverindeki sadakat? Her bayram sabahında evlerdeki sevincin temelinde Yüce Yaradan'ın memnuniyeti ve sevgisiydi esas olan. O halde gelsin bayramlar¸ kınalı koçlar...
Bir seher vaktinde¸ göklerden gelen bayram muştusu¸ yayılsın cihana. İnsanlık¸ yaşama sebebini bir kez daha görsün kurbanlık koçun kınasında...
Bayram telaşı gül açtırsın hayatın kalbinde.
Bu bayram¸ bu gelen bayram...
Dileriz ki;
Ruhlar sevgiyle dola...
Kurbanlar kurban ola.
Saatler bayrama kurulup¸ bayrama çalsın. Huzurun zembereği bayrama dursun. Bayrama yağsın merhametin¸ şefkatin yağmuru¸ karı... Ebabil kuşları¸ bu kez merhamet¸ şefkat yağdırsın günahları çoğalan yenik kentlerin üzerine. Gül kokulu huzurun güvencesiyle rahat uyusun anneler ve emzikteki bebeleri. Ayine-i İskender¸ bundan böyle şefkati müjdelesin taş kesilmiş yüreklere¸ kara bağlamış gönüllere. Yağmalanan gençlik geri dönsün¸ geri dönsün uzak diyarlara sefere çıkmış¸ derviş yürekli büyükler.
Rahmet vadileri açsın kollarını bize doğru. Şahlansın güzellikten yana¸ iyilikten¸ merhametten yana tüm şeyler. Zira merhametin dillenmediği¸ şefkatin çiçeklenmediği yüreklerin¸ bir çöl ikliminden farkı olmasa gerektir. Bu bayram dualar¸ huzurun¸ sevginin¸ şefkatin¸ merhametin yüreklere damıtılması üstüne olsun.
Bu bayram¸ bu gelen bayram...
Dileriz ki;
Kapıları şefkat çala...
Kurbanlar kurban ola...
Bayram bir hatırlatma sağanağına dönüşse kör yüreklerde. Saba rüzgârı geri alsa yiten bayramların kokusunu. Büyük şehirlerin kuytularına kadar yaysa bayram sevincini. Sonsuzluğa akan dualar şehrayini yükselse göklere. Sevinçle menziline ulaşsa¸ yürekten edilmiş dualar. Sevgililer sevgilisi kabul buyursa dualarımızı... Sağaltsa yaralarımızı¸ aklasa karalarımızı.
Gözlerden maddenin perdesini indirip¸ kalp gözünü açsa ötelere ayarlı yarınlara. Yüreği sıkkın¸ kimsesiz¸ kederli evler nasiplense bayramın neşvesinden¸ letafetinden. Muhabbet ve samimiyet bizden evvel varsa evlerin eşiğine. İbrahim Peygamber metaneti çözse vesveseli yüreklerin kördüğümünü.
Bu bayram¸ bu gelen bayram...
Kederleri sevinç ala...
Kurbanlar kurban ola...
Demadem gözetlese kalbimiz kimsesizleri. Gönüllerimizi kimsesizler kimsesi olmaya¸ ruhlarımızı iyiliklere kefil kılmaya hasretsek... İyilikten¸ güzellikten¸ sevgiden yana çözülen düğümleri yeni baştan düğümlesek... Düğümler üstüne düğümler atsak. Üstünden güneş batmayan mânâ erlerini çağırsak kalplerimizin dergâhına. Onlara duyursak dertlerimizi. Devalar arasak. Çiğnenmiş yüreklere çare olsak. Hikmet kervanının peşi sıra yürüsek. Caddelerimize¸ sokaklarımıza¸ evlerimize kadar hak ve adaleti hâkim kılsak. Halk içinde Hak ile yaşasak.
Biz yeniden biz olsak.
Bu bayram¸ bu gelen bayram...
Dileriz ki;
Dilde günahlar sola...
Kurbanlar kurban ola...
Bayram o bayram ola.
Meryem Aybike SİNAN
Yazar
“Sâde” yazmak, “basit” yazmak değildir. Çoğu kimse sâde kelimesini basit kelimesiyle aynı anlamda kullanır. Oysa sâde, içinde derinlik barındıran bir kavram… Fakat basit, sathîdir; yüzeysel, üstünkörü...
Yazar: Bilal KEMİKLİ
Ruhumuzun serveri¸ gönlümüzün ziyası¸ geçmişimizin nuru¸ geleceğimizin pürnuru! Ve kalbimizin süruru! Çokça yanılmış¸ çokça aldanmışız. Şeytan taşlamaktan tavaf yapamayan ümmet...
Yazar: Meryem Aybike SİNAN
Daha çok küçükken rahmetli dedem beni sık sık sevindirirdi. Yattığım odadan salona kadar geçeceğim yola aralıklarla bir bir bozuk ve kâğıt para koyardı. Sonra da seslenerek beni çağırırdı. "Tarık, ge...
Yazar: Erdal KARASU
Millî şairlerimizden Orhan Şaik Gökyay’ın “Bu Vatan Kimin” adlı şiirinden iki dörtlükle yazımıza başlayalım. Bu vatan toprağın kara bağrında Sıradağlar gibi duranlarındır, Bir tarih boyunca onun ...
Yazar: Sırrı ER