Kadın: Bir Anne ve Bir Kahraman
Fedakâr kadınlarımız, annelerimiz, bacılar ve ablalarımız da 19-20. yüzyılda 93 Harbi’nden Milli Mücadele’ye uzanan süreçte verdiğimiz bağımsızlık mücadelelerinin zaferle taçlanmasında büyük rol oynadılar.
Anadolu’da sıradağlar gibi abideleştiler ve emperyalizme karşı örnek bir mücadele sergileyerek destansı hizmetlere imza attılar.
93 Harbi’nde Erzurum’da, Aziziye Tabyası’nda elinde satırla Rus gâvuruyla çarpışan ve yaralanan Anadolu kadınının kahramanlık tacı, 21-22 yaşlarındaki taze gelin Nene Hatun’un savaştan sonra dile getirdiği, duygu ve cesaret yüklü şu ifadeler belleklerden kolay silinir mi:
“Bütün memleketin boşaldığı, herkesin Rus’u karşılamaya ve vatanı kurtarmaya gittiği gün ben nasıl evde kalabilirdim? Ufak yavrumu (üç aylık) Allah’a emanet ederek evde bulunan satırı aldım ve sel gibi akan kalabalığa karışarak tabyalara doğru koştum. O zaman vazifemi yapmıştım. Bugün de ilerlemiş yaşıma rağmen aynı hizmeti, daha mükemmeliyle yapacak güç ve heyecana sahibim…”
Üsteğmen rütbesi ve İstiklal Madalyası ile onurlandırılan Kara Fatma’nın şu sözü ve yiğitliği hiç unutulur mu:
“Muharebe, bana düğün gibi gelir. Onu tatmak için bin kere feda olmaya razıyım!”
Bölgesindeki Kuva-yı Milliye birliklerine katılmak ve kocasıyla omuz omuza düşmanla cenk etmek için cepheye koşan ve kendisini de almaları için Kaymakam İbrahim Ethem Bey’e yalvaran Gördesli Makbule’nin şu haykırışı hiç hafızalardan silinir mi:
“Beni bu mukaddes müdafaadan mahrum bırakmayın!”
Katıldığı savaşlardaki çeviklik ve atikliğinden dolayı kendisine “uçan kadın” anlamında “Tayyar Kadın” lakabı takılan Osmaniyeli Rahmiye Hanım’ın gönüllü olarak komutanlığına talip olduğu müfrezesinin yağmur gibi yağan düşman ateşi karşısında bir ara çarpışmaktan çekinmesi üzerine yaptığı şu konuşmayı tarih hiç kaydetmez mi:
“Ben kadın olduğum halde ayakta duruyorum da siz erkek olduğunuz halde yerlerde sürünmekten utanmıyor musunuz?”
Binbaşı Halit Bey’in kızı, Millî Mücadele boyunca 70. Piyade Alayı’nın mensubu olarak bir asker gibi cepheden cepheye koşan, bağımsızlık mücadelemizin cesur savaşçı kızı, 12 yaşındaki Nezahat Onbaşı’nın Türk ordusunun Yunan saldırısı karşısında zor duruma düştüğü Gediz Muharebesi’nde paniğe kapılarak geri çekilen askerlerin önünü atıyla keserek vatan sevgisiyle dolu küçük yüreğiyle yaptığı şu büyük yüreklendirme haykırışının yankısı zihinlerde hiç diner mi:
“Ben babamın yanına ölmeye gidiyorum, siz nereye gidiyorsunuz?”
***
Çanakkale’nin kahraman hemşiresi Safiye Hüseyin’i de rahmetle analım:
Hilâl-i Ahmer’in ilk hastabakıcılarındandı. Mesleğine aşkla bağlı şefkat abidesi bir Osmanlı hanımefendisiydi. Balkan ve Çanakkale Savaşlarında gönüllü hastabakıcılık yaptı. Çanakkale’de Reşit Paşa Hastane Gemisi’nin başhastabakıcısıydı. Yüzlerce Mehmetçik’in yarasını bir anne şefkatiyle sardı. Üstün hizmetlerinden dolayı birçok madalya ve nişana layık görüldü. Ve sonuçta adını tarihe yazdırdı.
Safiye Hüseyin, savaştan sonra verdiği bir mülakatta, insanın hissiyatını doruğa çıkaran bir hatırasından şöyle söz etmiştir:
Yüzlerce yaralının önümde öldüğünü gördüm. Hemen hepsi de aynı kelimeyi sayıklayarak, “Anne! Anne!” diyerek öldüler.
Vapurda cepheden topladığımız muhtelif milletlere mensup yaralılar vardı. Almanlar, Avustralyalılar, İngilizler ve bizim yaralılarımız... Hepsi kendi dilleriyle ekseriya tek bir kelime sayıklıyordu:
“Anne!..”
Nene Hatunların, Safiye Hüseyinlerin, İnebolulu Şerife Bacıların, Gördesli Makbulelerin, Kara Fatmaların, Tayyar Rahmiyelerin, Kılavuz Haticelerin, Senem Ayşelerin, Nezahat Onbaşıların ve daha nicelerinin ruh ve mücadele azmine sahip; aynı inanç ve şuura sadık nesiller yetiştiren tüm kadınların ellerinden öpüyor, hürmetlerimi sunuyorum!
Bengisu HAYAT
Yazar
Sultan Abdülmecid’in Gülcemal Kadın’dan olan ilk kızıdır. V. Mehmed Reşad ile Refia Sultan’ın da öz kardeşidir. 1 Ekim 1840’ta, Beşiktaş Sarayı’nda doğmuştur. İlk kız olması ve kendisinden önce dünyay...
Yazar: Bengisu HAYAT
Sultan Abdülmecid’in, Düzd-i Dil Kadınefendi’den dünyaya gelen kızıdır. 17 Ağustos 1843 tarihinde, bir Cuma gecesi saat 5’de Beylerbeyi Sarayı’nda doğmuştur. 1845 yılında, 3 yaşındayken validesini kay...
Yazar: Bengisu HAYAT
"Lütuf ile rehberlik" anlamına gelen hidâyet; "doğru yolu bulmak, yol göstermek ve yola girmek" mânâlarına şâmil olan "hedâ" kökünden türemiştir. "Kullarına kurtuluş yolunu gösteren ve açıklayan" anla...
Yazar: Editör
II. Abdülhamid Han’ın Şefkat Abidesi Büyük Kızı Zekiye Sultan2.Abdülhamid Han’ın Bedrifelek Kadın’dan doğan kızıdır. Ayrıca Sultan Abdülhamid’in Ulviye Sultan’ın ardından dünyaya gelen ikinci kızıdır....
Yazar: Bengisu HAYAT