İstanbul’un Kasırları
İstanbul tarihi boyunca ev sahipliği yaptığı sayısız uygarlığın izlerini bugün de taşımaya devam ediyor. Bu köklü tarihin en önemli simgelerinden biri de şehrin dört bir yanına yayılmış kasır ve köşkler. Muhteşem mimarileriyle inci tanesi gibi şehri süsleyen, günümüze kadar ayakta kalmayı başarmış, dinlenmek ve avlanmak amaçlı kullanılmış bu eşsiz yapıları gezmekte bir o kadar heyecan verici.
Beşiktaş ilçesinde yer alan, tarihi 18. yüzyıla uzanan, Sultan Abdülmecit tarafından yaptırılarak son hâlini alan, bahçesinde havuzu ve manolya ağaçları olan muhteşem Ihlamur Kasrı güzelliği ile büyülüyor.
Anadolu Hisarı’nın yanı başında denize sıfır konumda, padişahların dinlenmek için vakit geçirdikleri Küçüksu Kasrı bütün zarafetiyle Beykoz sahilini süslüyor.
Çırağan Sarayı’nın arka korusunda, Malta’dan getirtilmiş taşlarla yapılmış eşsiz süsleme ve desenleriyle Malta Köşkü ihtişamlı duruşunu sergiliyor.
Sarıyer’de, Emirgan Korusu içinde yer alan Sarı Köşk dış cephesinde el oyma sanatı, iç mekanlarda süsleme sanatının en güzel örneklerini sunuyor.
Adını “Maslak” denilen su dağıtım haznelerinden almış, Sultan II. Mahmut döneminde yapıldığı düşünülen Maslak Kasırları farklı bitki çeşitlerini barındıran bahçesi, ender tropik bitkilerin yetiştirildiği serası ile gezenleri büyülüyor.
Validebağ Korusu içinde Osmanlı hanedanında divan sahibi tek kadın olarak bilinen Adile Sultan için Sultan Abdülaziz tarafından yaptırılmış Adile Sultan Kasrı, Hababam Sınıfı müzesi ile de ilgi görüyor.
Batılılaşma döneminin en güzel örneklerinden biri olan Beykoz kıyısında ağaçlar arasında tepede konumlandırılmış dinlenme köşkü Mecidiye Kasrı yıllara meydan okuyor.
Haliç kıyılarını süsleyen Aynalıkavak Kasrı, Sarayburnu kıyılarını güzelleştiren Sepetçiler Kasrı ve Beykoz Hidiv Korusu içinde yapılmış, bahçesinde havuzu, İstanbul’un buharla çalışan ilk asansörlerinden birine sahip olması, mermer çeşmesi, vitray süslemeleri Hidiv Kasrı görülmeyi hak ediyor.
Günümüze kadar titizlikle korunmuş bu eşsiz yapıları gezmek, görmek, incelemek, bilgi sahibi olmak ve tanıtmak her birimizin görevi olmalı.
Erdal KARASU
Yazar
Boğaz’ın iki yakasında konumlanmış, Asya ve Avrupa’yı birbirine bağlayan, Karadeniz’in dış dünyaya açılmasını sağlayan tek geçit üzerinde olması nedeniyle tüm devletlerin gözü üzerinde olan, doğal güz...
Yazar: Erdal KARASU
Kış mevsiminin gelmesiyle uykuya yatan tabiat, bahar mevsiminin gelmesiyle de güneş yüzünü gösterir göstermez uykudan uyanır, ağaçlar yapraklanır, çiçek açar, kokuları etrafa yayılır, kuşlar cıvıl cıv...
Yazar: Erdal KARASU
Yoğun bir çalışma temposuyla geçen eğitim yılının ardından son ders zilinin çalmasıyla verimli geçecek uzun bir yaz tatili sizleri bekliyor. Bu dönem yıl boyunca biriken kaygı, yorgunluk duygularının ...
Yazar: Erdal KARASU
Bir zamanlar, eski bir mahallenin ortasında yükselen güzel bir cami vardı. Caminin yüksek minaresinde yaşayan küçük bir serçe bulunuyordu. Mahalledeki çocuklar ona “Cami Kuşu” derdi. Cami Kuşu’nun ger...
Yazar: Erbay KÜCET