İstanbul'u Anlamak
Yaza rayiha katan esinti
Geceye gün damıtan
yıldızlar...
Bir İstanbul muştusu verir
gözlerim
fetih arifesi
İstanbul’u anlamak, bir şehri değil, bir efsaneyi çözmeye çalışmaktır. Marmara ile Karadeniz arasında uzanan bu büyüleyici kent, yalnızca iki kıta arasında bir köprü değil, aynı zamanda zamanın ve mekânın da ötesinde bir geçittir. İstanbul, her köşesinde bir hikâye saklayan bir kitap gibidir; sayfaları dalgalı denizler, sokakları tarih kokan bir şiirdir.
İstanbul’u anlamak için önce Boğaz’ın serin rüzgârında durup derin bir nefes almak gerekir. Bu nefes, yalnızca şehrin havasını değil, onun binlerce yıllık geçmişini de içine çeker. Bizans'tan Osmanlı'ya, Roma'dan Cumhuriyet’e, her dönem kendi izini bırakmıştır bu topraklarda. Surlarla çevrili eski şehir, minarelerin gökyüzüne yükseldiği siluet, taş sokaklardan yankılanan çocuk sesleri; hepsi, geçmişle bugünün el ele tutuştukları bir sahne gibidir.
Bu şehri anlamak, Galata Kulesi’nden Haliç’e bakmaktır; köprüden geçen insan selinde hem yorgunluğu hem umudu görmek demektir. Sabahın ilk ışıklarında vapurla karşıya geçerken martıların çığlıklarına kulak vermek ya da Balat’ın renkli sokaklarında bir fincan çay içmektir İstanbul’u anlamak.
Ama İstanbul’u anlamak sadece tarihi ya da manzarayı görmekle bitmez. Onun karmaşasında bir düzen, kaosunda bir ahenk vardır. Trafiğinde sabır, meydanlarında hareket, gece ışıklarında bir düş gizlidir. İnsanları, bu şehrin asıl ruhudur. Farklılıklarıyla bir arada yaşayan, her zorluğa rağmen gülümsemeyi bilen insanlar.
İstanbul’u anlamak, onu hem sevip hem de ona kızabilmektir. Yağmurlu bir günde çamurlu kaldırımlarına inatla basmak, ama ardından güneş açınca erguvanların kokusuyla büyülenmek gibidir.
Bu şehir bir aynadır aslında; içine baktığınızda biraz da kendinizi görürsünüz. İstanbul’u anlamak demek, geçmişle gelecek arasındaki köprüyü görmek, her zaman ayakta kalmayı başaran bir ruhu hissetmek demektir.
Çünkü İstanbul, sadece bir şehir değil, yaşayan bir efsanedir.
Ey İstanbul, kalbî ve hasbî bir bağ ile bağlıyız sana...
Nilüfer Z. AKTAŞ
Yazar
"Ya Rasûlallah!Ben, senin getirdiğin nizamı hayatıma yayarak her gün anmaya çalışıyorum seni."...Peygamber sevgisi, bir mü’minin Allah’a olan sevgisinin ve bağlılığının bir yansımasıdır. Çünkü Allah, ...
Yazar: Nilüfer Z. AKTAŞ
Hoşgörülü olmak; başkalarının düşüncelerine, inançlarına ve davranışlarına saygı göstermek, farklılıklara karşı anlayışlı ve kabul edici bir tutum sergilemektir.Hoşgörülü insanlar; bakışları, duruşlar...
Yazar: Nilüfer Z. AKTAŞ
Bazı meslekler vardır, saatle ölçülmez.Bir dersin, bir bakışın, bir kelimenin ömrü insan ömründen uzun olur.Öğretmenlik işte öyle bir meslek.Günü gelince değil, her anında öğreten; sınıfın kapısından ...
Yazar: Nilüfer Z. AKTAŞ
Bazen kendimizi çok bitkin hissederiz.Adım atacak hâlimiz kalmaz.Sırtımızda, sanki günlerce taş taşımışız gibi bir yorgunluk vardır.Oysa dönüp baktığımızda, bu kadar yorulmamızı gerektirecek bir durum...
Yazar: Gülşen CANPOLAT