İhtifalci Mehmed Ziya Bey Unutulamaz
İhtifalci Mehmed Ziya Bey bir muallim, tarihçi, araştırmacı yazar ve pek çok vasfa sahip bir ilim ve kültür adamıdır. Ama onu geniş kesimler daha ziyade “İhtifalci” yönüyle bilirler. Zaten adından önce bu husûsiyeti ile yâd edilir. Peki, “ihtifal” ne demek? Genç okuyucularımız için îzah edelim: Hafele kökünden türetilen kelime toplanmak, bir araya gelmek ve kıymet, ehemmiyet vermek demektir. Yani toplumun önemsediği şahsiyetleri, olayları, günleri, zaferleri yeniden hatırlamak ve onları hayırla anmaktır. Bugün Türkiye’de yaygın hâlde olan anma toplantılarını bizde başlatan kişi Mehmed Ziya Bey’dir. Dolayısıyla kendisine “İhtifalci” denilmiştir. O da bu sıfatı benimsemiş ve kullanmıştır.
Malûm, bendeniz de son 30-40 yıldan beri başta İstanbul’da olmak üzere bazı şehirlerimizde büyüklerimiz veya önemli günlerimiz hakkında anma toplantıları düzenliyorum. Özellikle Edebiyat Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği’ni arkadaşlarla kurduktan sonra bu tür çalışmalara ağırlık verdik. Bilhassa artık bir ekol olan “Bâbıâli Sohbetleri”nde umûmiyetle vefat etmiş büyüklerimizi andık, yaşayanlara saygı toplantıları düzenledik. Bu tür faaliyetler kültür sanat dünyamızda takdir gördü ve benimsendi. Bugün de ESKADER yöneticileri tarafından devam ettirilen haftalık “Bâbıâli Sohbetleri”nin toplam sayısı neredeyse 500’e yaklaşmıştır. Bu hakîkaten bir rekordur. Şükürler olsun ki, bu toplantıları uzun yıllar düşünmek, paylaşmak, düzenlemek ve yönetmek nasip oldu. Şimdi de “Eyüpsultan’ın Ebedî Sakinleri”, “Fâtih’in Ebedî Sakinleri”, “İstanbul sohbetleri” ve “Sultanahmet Sohbetleri”ni tertip ediyorum ve yönetiyorum. İstanbul Sohbetleri’nde yaşayan yazarları, sanatkârları, âlimleri, yayıncıları, ilim, fikir ve kültür dünyamızın temsilcilerini davet ediyor, dinliyoruz. Sultanahmet Sohbetleri ise “Yazı Editörlük ve Medya Kursu”muza devam eden ve mezun olan öğrencilerimizle, gençlerimizle yaptığımız aylık toplantıdır. Eyüpsultan’da ve Fâtih’de düzenlediğimiz ilk iki toplantı ise tamamen “ihtifal” amaçlıdır. Sadece vefat etmiş değerlerimiz hatırlanıyor. Osmanlı Devleti’nde ve Türkiye Cumhuriyet döneminde ilim, sanat, kültür, medeniyet, inanç, tasavvuf ve irfanımıza hizmet etmiş büyüklerimiz tek tek hatırlanıyor, kabirleri, türbeleri ziyaret ediliyor. Eyüpsultan’daki 81. toplantı yapıldı ve şimdi de diğer toplantılara hazırlık yapılıyor. Bu çalışmaları örnek alan Gaziantep’te ve Sakarya’da da aynı isimde benzer toplantılar başladı. İstanbul’da yeni başlayan “Üsküdar’ın Ebedî Sakinleri” toplantıları büyük ilgi görüyor. Yakında başka şehirlerimizde ve ilçelerimizde de benzer faaliyetlerin yaygınlaşacağı müjdesini vereyim, hamdolsun.
Büyüklerin Verdiği Görev
Hakkında bir biyografi kitabı yazdığım merhum Mehmed Şevket Eygi Ağabeyimiz, teşvikleri ve yönlendirmesiyle “Bâbıâli Sohbetleri”ni başlattığımız sırada, lâyık olmadığım hâlde “Artık bugünün İhtifalcisi de sensin.” diyerek fakiri teşvik etmişti. Sonra Beşir Ayvazoğlu benzer bir yakıştırmada bulundu. Rahmetli Osman Akkuşak Abimiz de Yeni Şafak gazetesindeki köşesinde bunu yazdı ve kendisinin de aynı kanaatte olduğunu belirtti. Peşlerinden Dursun Gürlek, Muhsin Karabay ve İrfan Çalışan dostlarımız da hak etmediğim bu payeyi verdiler. Bir bakıma bu vazifeyi üstlenmek mecburiyetinde kaldım. İnşallah o merhum büyüğümüze lâyık hizmetlerin içinde oluruz, en azından o yolda azimle yürürüz. Rabb’im mahcûp etmesin, hepimize hayırlı, faydalı, kıymetli hizmetler nasip etsin, âmin.
Kültür Hayatımızın Asîl Yüzü
İstanbul’daki tarihî eserler hakkında geniş araştırmalar yapan, İhtifalci Mehmed Ziya Bey’in kısaca hayat hikâyesine bakalım. Daha geniş malûmat edinmek isteyenler, Diyanet’in İslam Ansiklopedisi’nde merhum Semavi Eyice’nin kaleme aldığı “İhtifalci Mehmed Ziya” maddesine müracaat etmelidir. 1866’da İstanbul’da Süleymaniye semtinde doğan İhtifalci Mehmed Ziya Bey, Galatasaray Lisesi’ni 1886 yılında tamamladıktan sonra Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümü’nü bitirdi. Çeşitli okullarda öğretmenlik ve müdürlük yaptı. Millî günler ile şair ve yazarların vefat yıldönümleri dolayısıyla birçok toplantı düzenlediği için “İhtifalci” adıyla meşhur oldu. Kültür ve tarih konularında yaptığı derinlemesine incelemelerle de tanındı ve sevildi. 27 Mart 1930 tarihinde vefat etti ve Eyüpsultan Mezarlığı’na Bahariye Mevlevîhânesi haziresinde bulunan Dedeler Mezarlığı’na defnedildi. Neşredilmiş olan eserleri şöyle: Âlem-i İslâmiyet (1900), Kâriye Cami-i Şerifi (1910), Yenikapı Mevlevihânesi (1913) ile İstanbul ve Boğaziçi (2 cilt, 1920-1928), Târîh-i Sanâyi‘ (İstanbul 1893), Vesâik-i Kadîme-i Edebiyye (Bursa 1923), Resimli İlm-i Nebâtât (İstanbul 1922), Âlem-i İslâmiyyet: Açe Tarihi (İstanbul 1900), Rehber-i Usûl-i Tercüme (İstanbul 1909), Konya Seyahati Hâtıratından (İstanbul 1912). Bursa’dan Konya’ya Seyahat (İstanbul 1912), Merâkiz-i Mühimme-i Mevleviyyeden Yenikapı Mevlevîhânesi (İstanbul 1329), İstanbul ve Boğaziçi: Bizans ve Osmanlı Medeniyetlerinin Âsâr-ı Bâkıyesi (I-II, İstanbul 1928), İstanbul’daki Âsâr-ı Atîka Hakkında Muhtasar Mâlûmat (İstanbul 1338), Siyer-i Nebî (İstanbul 1340).
Semavi Eyice’ye Göre İhtifalci
Semavi Eyice makalesinde şöyle demektedir: “Mehmed Ziya Bey’i meşhur eden bir özelliği de Türk tarihinin önemli olaylarının veya iz bırakmış kişilerin ölüm yıldönümlerinde ihtifaller düzenlemesi ve bu toplantılarda konuşmalar yapmasıdır. Türk milletinin üst üste gelen felâketlerin çökerttiği mâneviyatının düzelmesi ve halkın kendine güvenini arttırması için millî tarihin çeşitli konularını anma törenlerinin bir dereceye kadar fayda sağladığına inanan Mehmed Ziya Bey’e bundan dolayı ‘İhtifalci’ lakabı yakıştırılmıştır. II. Meşrûtiyet’ten sonra Meclis-i Meb‘ûsan başkanlığına çektiği bir telgrafla ‘İstiklâl-i Osmânî’nin resmî ve millî bayramlar arasına girmesi kararının aldırılmasını sağlamış, Barbaros Hayreddin Paşa, Sokullu Mehmed Paşa, Mimar Sinan, Şeyh Galib gibi devlet adamları ve sanatkârların ölüm yıldönümlerinde, Cumhuriyet’ten sonra da İstanbul’un kurtuluşu gibi önemli tarihlerin yıldönümlerinde anma toplantılarının düzenlenmesi, bu toplantılarda günün mânâ ve ehemmiyetini belirten konuşmaların yapılması geleneğini başlatmıştır. Ziya Bey, bu yönüyle İstanbul halkı kadar devlet erkânına da kendini kabul ettirmiştir.”
Onu Bâbıâli Sohbetlerine Anmıştık
Pîrimiz olarak kabul ettiğimiz İhtifalci Mehmed Ziya Bey hakkında anma toplantısı yapılmaz mı? Bu herkesten ziyâde onun hakkı değil miydi? Çünkü bütün bu hizmetlerin başlatıcısı, öncüsü ve yol açıcısıydı. Nitekim sohbetlerimizin 50’ncisinde onu da rahmetle yâd ettik. 31 Mart 2011 Perşembe akşamı düzenlediğimiz bu toplantıya mühim şahsiyetler iştirak etmişti. Osmanlı ve Bizans sanat tarihçisi meşhur Prof. Dr. Semavi Eyice Hoca, kıymetli gazeteci yazar büyüğüm Mehmed Şevket Eygi ve gazeteci yazar Osman Akkuşak Ağabeyimiz de bu meclisimize katılmıştı. Bugün üçü de âhiret yurduna göç etti. Rahmetle anıyorum. Konuşmacılar arasında kültür tarihçimiz Dursun Gürlek Hoca da vardı. Kalabalık bir dinleyici kitlesi iştirak etmiş, iyi bir program gerçekleşmişti.
Toplantının açılışını yaparken, Osmanlı’nın son devrinde ve Cumhuriyet döneminde çeşitli anma toplantıları düzenleyen ve bundan dolayı “İhtifalci” adıyla yâd edilen İhtifalci Mehmed Ziya Bey’in çok değerli bir kültür tarihçisi, yazar ve organizatör olduğuna, unutulmuş birçok değeri hatırlattığına dikkat çekmiş, “Ömrünü hayırlı işlere adamış olan böyle bir kültür adamını ve yazarı iyi ki anıyoruz. Sabahleyin Eyüpsultan’daki mezarını ziyaret ettim. Ne yazık ki perişan vaziyetteydi. Fark edilemeyecek kadar kuytu bir yerdeydi. Bu durum kültür hayatımız bakımından hüzünlendiricidir. Değerlerimize ne kadar lakayt kaldığımızı da göstermektedir.” demiştim. Dursun Gürlek, İhtifalci Ziya’yı sevdiğini, eserlerini okuduğunu ve istifade ettiğini belirterek, “İhtifalci Ziya hakkında ilk defa böyle bir toplantı yapılması çok sevindiricidir. İnşallah bu kadirşinaslıklar devam eder, unutulmuş müellifler, şairler, yazarlar, sanatkârlar her zaman hatırlanır, hatıralarına sahip çıkılır. ESKADER bu konuda üzerine düşeni yapıyor, yöneticilerini kutluyorum.” demişti.
Semavi Eyice, konuşmasında “İhtifalci Mehmed Ziya Bey değerli eserlere imza atmıştır. Bilhassa İstanbul ve Boğaziçi isimli eseri şehrimizi en iyi anlatan kaynaklardandır.” dedikten sonra bu konuda ilk yazılarının 1950’lerde yayımlanmaya başladığını anlatmış, eserleri üzerinde tek tek durmuştu. Eyice, Mehmed Ziya Bey’in Mevlevî olduğunu, Bursa’dan Konya’ya Seyahat adlı eserinde Mevlevî şeyhlerinden bahsettiğini, İstanbul ve Boğaziçi adlı kitabının da Osmanlı ve Bizans tarihini öğrenmek için başvurulacak temel eserlerden biri olduğunu ifade etmişti. Mehmed Şevket Eygi ve Osman Akkuşak da İhtifalci Mehmed Ziya Bey hakkındaki müspet kanaatlerini belirtmiş, irfanımıza büyük hizmetlerde bulunduğunu söylemişlerdi.
Hakkındaki İlk İhtifali Oğlu Yapmıştı
İhtifalci Mehmed Ziya Bey’in eczacı olan oğlu Celâl Ergun, babası hakkında vefatının ikinci senesi münasebetiyle bir ihtifal düzenlemişti. Davetiyede şöyle denilmekteydi: “Muhterem efendim. Pederim merhum Millî ihtifaller reisi, Mehmet Ziya Bey’in vefatının ikinci senesi münasebetile 27 Mart Pazar günü Fatih Camii Şerifi’nde Hafız Burhan ve Hafız Sadettin Beyler tarafından kırâat olunacak Mevlid-i Nebevi’ye teşrifiniz rica olunur efendim. Mahdûmu Celâl Ergun.”
İstanbul Ve Boğaziçi
İstanbul ile ilgili en kapsamlı eserlerden biri olan İhtifalci Mehmed Ziya Bey’in İstanbul ve Boğaziçi, Bizans ve Osmanlı Medeniyetlerinin Ölümsüz Mirası adlı kitabı, 76 yıl sonra gün ışığına çıktı. Eser, İstanbul’un kapsamlı bir envanteri niteliğinde. Harf İnkılabı’ndan bir süre önce Osmanlıca harflerle yayınlanan ve bu tarihten sonra pek çok teşebbüse rağmen Lâtin harflerine çevrilemeyen eser, Bika tarafından İstanbul’un fethinin 551. yılına armağan olarak 2004 senesinde hazırlandı ve neşredildi. İstanbul tarihine dair Türkçe kaynaklar arasında Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nden sonra en değerli eserlerden biri olarak nitelendirilen İstanbul ve Boğaziçi’nin ilk cildi, 1920’de Maarif-i Umumiye Nezareti, Telif ve Tercüme Dairesi yayını olarak basılmıştı. Kitabın ikinci cildi ise Cumhuriyet döneminde 1928’de yayımlandı. İstanbul’un tarihi hakkında en hacimli bilgileri veren yerli kaynak niteliğindeki 700 sayfalık İstanbul ve Boğaziçi şaheseri, şehrin yaklaşık 2000 yıllık geçmişine ışık tutuyor. Eserin müellifi İhtifalci Mehmed Ziya Bey, Bizans döneminden başlayarak 1920’lere kadar İstanbul’da yaşanan mühim hadiseleri, şehrin kültürünü, mimarîsini, mahallelerini, meşhur simalarını, ağızdan ağza dolaşan efsaneleri anlatıyor. Pek çok eski resim, gravür ve fotoğrafla süslenen eserde her fotoğraf tarihî birer belge özelliği taşıyor. Geçen yıllar içinde yıktırılan nice binayı, yok edilen nice kabrin korunması için büyük bir gayret gösteren Mehmed Ziya Bey’in hizmetleri elbette unutulamaz. O emekleri unutulmayacak büyük bir kültür sanat tarihçimiz olarak gönüllerde taht kurmuştur. Kültür mirasımızın korunmasında en büyük pay sahiplerinden biridir. Toplum olarak ona şükran borçluyuz.
Bursa’dan Konya’ya Seyahat
Müellifimizin belirttiğine göre Bursa’dan Konya’ya Seyahat adlı bu eser, Bursa’da bulunduğu yıllarda neşvünemâ bulmuş bir arzunun sonucudur. Bursa hakkında edindiği derin tarihi bilgiler, müellifi Konya’ya doğru seyahate yöneltmiştir. Bunda müellifin Mevleviliğe olan meylini mutlaka anmak gerekir. Eser Osmanlı Devleti’nin son dönemlerini gündelik hayat çerçevesinde ele alan güzel bir kaynaktır. Döneme içtimâî açıdan bakmak isteyen yol hikâyelerinden hoşlanan ve seyahatname meraklıları için muhakkak görülmesi gereken bir eserdir. Mehmet Ziya Beyin Divan edebiyatına olan vukufiyeti, yaptığı nakiller ve Mevlevîlik tarihinden aktardığı anekdotlar, akıcı ve sürükleyici bir dille yazılmıştır. Eser, bilgilendirici ve zevkle okunacak bir seyahatname şeklinde ortaya çıkmış, takdir edilmiştir.
Eyüpsultan’da Yeniden Anış
İhtifalci Mehmed Ziya Bey’i vefatının 96. yıldönümü münâsebetiyle 1 Mart 2026 Pazar günü Eyüpsultan’da yeniden andık. Yeni Dünya Vakfı’nda “Eyüpsultan’ın Ebedî Sakinleri” programında rahmetle yâd ettiğimiz İhtifalci hakkında Doç. Dr. Harun Tuncer çok kıymetli bir konuşma yaptı. Hayatını ve eserlerini mükemmel biçimde inceleyen Tuncer’den bir İhtifalci Mehmed Ziya Bey biyografi kitabını bekliyoruz. İnşallah böyle bir eser kültür tarihimize kazandırılır. Bu vesile ile zor şartlara rağmen mevlidler de okutan İhtifalci Mehmed Ziya Bey’i rahmetle anıyoruz. Rûhu şâd, kabri nur, mekânı cennet, menzili mübarek, makamı yüksek olsun. Onu unutmayan/unutturmayan vefalı ve kadirbilir sevenlerine ve okuyucularına da teşekkür ediyorum. Sağ olsunlar, var olsunlar.
Mehmet Nuri YARDIM
Yazar
Kıymetli hocam öncelikle Vehbi Vakkasoğlu kimdir? Kısaca özgçemişinizden bahseder misiniz?- Efendim Vehbi Vakkasoğlu’nu anlatmak çok kolay. Hayatımda fazla bir derinlik yok. Kahramanmaraş’ta doğmuşum....
Yazar: Musa TEKTAŞ
“Filmlerdeki zengin ve şaşalı hayatlar bir anda hayallerini süsleyebiliyor gençlerin. Ve bulunduğu ortamı eleştirmeye başlıyor. Nereden geldiği belli olmayan bu zenginliği bir anda kendileri de istiyo...
Yazar: Erol AFŞİN
Anadolu’nun mütevâzı ilim, fikir, irfân, sanat ve inanç mekânları vardır. Buraları muazzam binalar sanmayın. Bahsettiğim yerler, çarşı pazarlarda olan küçük esnaf dükkânlarıdır. Ama genelde sahiplerin...
Yazar: Mehmet Nuri YARDIM
Batı “Balkanlar” diyor biz Osmanlı’dan beri “Rumeli” ismini tercih ediyoruz. ‘Balkan’ adında bir soğukluk ve Avrupalılık kokusu var. ‘Rumeli’ ise bizim sıcak kavramımız, sevimli kelimemizdir. Türküler...
Yazar: Mehmet Nuri YARDIM