Esmâü’l-Hüsnâ: El-Mecid
El-Mecîd: Şerefli, Asil, Seçkin, Övgüye Layık, Cömert Ve Yüce Olan
El-Mecîd, Yüce Allah'ın kullarına yönelik ilâhî lütuf, kerem ve ihsânının bol olduğuna işaret etmekle birlikte, O'nun şeref ve azametinin de yüceliğini bildirir. Kur’ân-ı Kerim'de, Yüce Allah'ın en güzel isimleri arasında yer alan el-Mecîd'le ilgili âyetler şöyledir: "Arşın sahibi şanlı (mecîd)'dır."
Bu âyette, Cenâb-ı Hak, feyzinin genişliğinden, cömertliğinin bolluğundan dolayı el-Mecîd olarak vasfedilmiştir. Bu âyetin devamında O, "Dilediğini mutlaka yapandır." buyurulur. Fâil-i muhtâr olan Yüce Allah'ın el-Mecîd oluşu bağlamında bu ikinci âyeti değerlendirdiğimiz zaman, O'nun azametinin, şan ve şerefinin, güç ve kudretinin büyüklüğüne de işaret edilmiş olur. Çünkü el-Mecîd ismi, aynı zamanda keremi, cömertliği ve ihsanı bol olan anlamları da taşır. Bu konuyla ilgili olarak, Hz. Peygamber (s.a.v.)'den gelen bir rivâyette şöyle buyurulmuştur: "Cömert, Allahu Teâlâ'ya yakındır, halka yakındır, cennete yakındır, cehennemden uzaktır. Câhil fakat cömert olan kimse, Allah katında, âbid fakat cimri kimseden daha sevimlidir."
Yüce Allah'ın en güzel isimleri arasında yer alan el-Mecîd, şu âyette de O'na nispet edilir: "O, övülmeye lâyıktır; şânı yücedir." Bu âyette geçen Hamîd, O'nun en güzel isimlerinden birisidir. Çünkü O, ilâhî zâtında her güzelliği, her üstünlüğü toplayıcı, her türlü hamd ve hürmete müstahaktır. Yüce Allah'ın el-Hamîd isminden nasibini almış her Müslüman’ın; inançları, ahlâkı, amelleri, sözleri hep güzeldir ve övülmeye layıktır. O'nun el-Mecîd ismi ise, Hamîd isminin anlamını da kuşatacak derecede şümullüdür. Elbette, kullarına karşı sonsuz in'âm ve ikrâm sahibi olan Allah, övülmeye en lâyık, şanı ve şerefi en yüce olan İlâhî zâttır.
Hâsıl-ı kelâm, Yüce Allah'ın el-Mecîd ismi, O'nun yüce sıfatları alanında cereyan eder. O'nun azameti, büyüklüğü, şanı, şerefi, ikram ve izzeti el-Mecîd ismiyle de ifade edilir. Bundan dolayı, bu ism-i şerifi kendisine ahlâk edinen bir Müslüman da, kişiliğine ve dinî hayatına nâkısa getirecek, şan ve şerefini kirletecek işlerden uzak yaşamalıdır. Bunlar sıfat olarak kendisinde ise, sahip olduğu maddî imkânlardan başkalarını da faydalandırmalıdır. Nasıl ki Yüce Allah kerimse, O'nun kulu da cömert olmalıdır. Sehâvet ve îsâr ahlâkını davranışlarıyla göstermelidir. Özellikle, günümüzde kaybolmaya yüz tutmuş olan sehâvet ahlâkına yeniden hayat verilmelidir. Çünkü bu güzel ahlâkı yansıtan davranışlar, bizim muhteşem mâzîmizde vakıf medeniyetinin çekirdeğini oluşturmuştur. Mâdemki Kur’ân'ın da bir ismi el-Mecîd'dir. Elbette onu okuyan ve okuduklarıyla amel eden bir kimse de mecîd, şerefli ve asil bir mü'min olacaktır.
Editör
Yazar
Kitabın adı: Kûtü’l-Amâre Osmanlının Son TokadıYazar: İsmail BilginYayınevi: Genç TimaşYayın yeri ve yılı: İstanbul/2020Sayfa sayısı: 144Yaş aralığı: 14+İşlenen konular: Osmanlı Devleti’nin I. Dünya S...
Yazar: Sait ÖZER
Düşünün ki, cebinizde dünyanın bütün kütüphanelerine, en uzak şehirlerin sokaklarına ve milyonlarca insanın hayatına açılan pencere büyüklüğünde küçük bir cihaz taşıyorsunuz. Muazzam bir imkân, değil ...
Yazar: Editör
El-Bekâ, "bir şeyin ilk hâli üzere olduğu gibi durması" olup yok olmanın zıddıdır. Bâkî, iki çeşittir: Birisi, kendiliğinden bâkîdir ve varlığı belli bir süreye bağlı olmayandır. İşte o, "hüve'l-bâkî"...
Yazar: Editör
Sevgili Çocuklar, Merhaba!Bugün sizinle küçük ama çok güçlü bir sırrı paylaşmak istiyorum. Kalbimizi fıstık yeşili bir bahçeye, sözlerimizi de o bahçeyi sulayan minik su damlalarına benzetmeye ne ders...
Yazar: Editör