Esmâü’l-Hüsnâ: El-Afüvv
El-Afüvv: Çok Affeden, Çok Bağışlayan
Allah'ın en güzel isimleri arasında yer alan ‘el-Afüvv’; çok affeden, çok bağışlayan anlamındadır. Nitekim Kur’ân-ı Kerim'de, "Hiç şüphesiz ki Allah, çok affedendir, çok bağışlayandır." buyrulur. Bu âyette, Yüce Allah'ın hem "el-Afüvv" hem de "el-Gafûr" ismi birlikte geçiyor. Bu iki güzel isim arasında bir anlam benzerliği vardır. El-Gafûr, Allah'ın günahları örtmesi, görmemesi; el-Afüvv ise günahları yok etmesi anlamındadır.
İslâm'da, günahları Allah'tan başka bağışlama yetkisi ne bir şahsa ne de bir kuruma aittir; doğrudan Allah'a aittir. O'nun her şeye gücü yettiği gibi, affetmeye de gücü ve kudreti yeter. Nitekim şu âyette, Allah'ın "Afüvv ve Kadîr" isimleri birlikte zikredilir: "Bir iyiliği açıklar yahut gizlerseniz veya bir kötülüğü (açıklamayıp) affederseniz, şüphesiz, Allah da ziyadesiyle affedici ve kadirdir."
Gerek Kur’ân gerekse Hz. Peygamber (s.a.v.)’in hadislerinden öğrendiğimiz kadarıyla, herhangi mücrim bir insanın işlediği günahtan dolayı pişmanlık duymak, hemen o günahı terk etmek ve bir daha o günaha tekrar dönmemek üzere söz verdiği zaman hiç günah işlememiş gibi aklanacağı sonucunu çıkarıyoruz.
Bize her konuda örnek olduğu gibi, affetme konusunda da en iyi örnek Hz. Peygamber (s.a.v.)’dir. Hayatı boyunca o, asla intikamcı olmamış, Mekke'nin Fethi’nde bile, daha önce kendisine ve Müslümanlara her türlü fiziksel ve psikolojik saldırılarda bulunan kimseleri affetmişti. Çünkü o, rahmet ve şefkat peygamberidir.
Bu sebeple onun yumuşak huyluluğu, tatlı sözü, merhametli bir gönle sahip oluşu, hata yapanları affetmesi, cezâ vermekten kaçınması gibi ahlâkî ilkeler, bütün zamanlar için model alınması gereken değerlerdir. Öyle ki Efendimiz, kendisini Taif yolculuğunda taşlayanlar hakkında bile asla beddua etmemiş, kaybetmeyi değil, kazanmayı öncelemek adına: "Ya Rabbi! Onlar bilmiyorlar, affet!" şeklinde duâ etmiştir.
Sahabeden Enes b. Mâlik anlatıyor: “Hz. Peygamber (s.a.v.) ile birlikte yürüyordum. Üzerinde, Necran kumaşından, sert yakalı ve kaba bir giysi vardı. Bir bedevi Arap ona yaklaşarak cübbesinden kuvvetlice çekti. Rasûlullah'ın ensesine baktım ki kuvvetli çekişinden cüppenin sertliği oraya iz bırakmıştı.
Sonra, bedevî olan Arap: "Ey Muhammed! Sendeki Allah malından bana verilmesi için emret." dedi. Rasûlullah ona döndü ve güldü, sonra da ona bir şey verilmesini emretti." Bu örnek olayda da görüldüğü gibi, Hz. Peygamber (s.a.v.) kendisine karşı kabalık yapan kimseye bile nezaketle davranmış, onu affetmiş ve isteğinin yerine getirilmesi konusunda sahabeye talimat vermiştir.
Her ne kadar verilen cezâlar da işlenen suçtan caydırma amaçlıysa da yerine göre, affetme cezâdan daha etkili olabilmektedir. İnsanın öfkesine yenik düşmek yerine, öfkesini iyi yöneterek cezâlandırmaktan vazgeçip bağışlama yolunu seçmesi, Efendimiz (s.a.v.)’in dilinden çok güzel anlatılmıştır: "Kuvvetli kimse, güreşte başkalarını yenen değil ancak öfke ânında kendisine hâkim olan, öfkesini iyi yöneten kimsedir." Çünkü öfke ile kalkan zararla oturur. Zira öfkesini iyi yönetemeyen bir kimse, duygularına yenik düşer.
Gerçekten affedici olmak, merhamet ahlâkına sahip olmanın bir neticesidir. Eğer İslâm nedir, diye sorulursa özetle; "İslâm, Allah'ın buyruklarına uymak; O'nun yaratıklarına engin af, şefkat ve merhamet göstermektir." şeklinde tanımlamak mümkündür.
Editör
Yazar
Esmâ-i hüsnâ arasında yer alan en-Nâfi’, dilediği yaratıklarına en iyi ve en yararlı olan şeyleri ihsan eden Cenâb-ı Hakk’ın övgü sıfatları arasında kullanılmıştır. İslâm literatüründe fayda sözc...
Yazar: Editör
Kültürümüzde bahar ve çiçek; genellikle yenilik, tazelik, doğanın uyanışı ve hayatın yeniden canlanması gibi temalarla ilişkilendirilir. Bahar, kışın zorluklarından sonra gelen ferahlık ve tazelik anl...
Yazar: Editör
Merhaba Sevgili Arkadaşlar!Güneşin sıcacık gülümsediği, dondurma seslerinin sokakları şenlendirdiği upuzun, harika bir yaz tatili nihayet geldi! Okul çantalarını bir kenara koyduk, ödevleri rafa kaldı...
Yazar: Editör
Bahar değmiş gönülleri sevmeliOnlar nice kış görmüş geçirmiş /Çiçeklenmeyi bilirler....Bahar mevsimi, doğanın uyanışını ve yenilenmeyi simgeleyen bir dönemdir. Bu mevsimin etkileri insan ruhu üzerinde...
Yazar: Nilüfer Z. AKTAŞ