EDİTÖR’DEN (OCAK 2018)
İslâm toplumunda kadının konumu; Kur’an ve sünnet çizgisinde hukukî olarak, sosyal açıdan düzenlenmiş ve kadına fevkalade bir yer verilmiştir. Cahiliye toplumunun aksine cinsiyet ayrımcılığına karşı duran Peygamber Efendimiz (s.av.)’in Veda Hutbesi’ndeki beyanları ile kadınların toplumun en değerli varlıkları, emanetullah olduklarını şu kelamlarıyla ortaya koymuştur: “Kadınlara en iyi bir tarzda davranıp muamelede bulununuz; çünkü onlar size sığınmış, himaye ve muhafazanız altına girmiş kimselerdir. Sizler onları Allah’ın bir emaneti olarak (yanınıza) almış bulunuyorsunuz. Sizin kadınlar üzerinde hakkınız, onlarında sizin üzerinizde hakları vardır…” Kadınların fizikî bakımdan erkekler gibi güçlü yaratılmayışı, maddî veya sosyal yönden bazen güçsüz kalmaları onların hukuklarına riayet edilmeyeceği anlamına gelmez. Hz. Peygamber (s.a.v.), bunu engellemek için kadının Allah’ın emaneti olduğunu tüm hayatı boyunca vurgulamıştır. Hz. Muhammed (s.a.v.), ezilen kadınları da dualarına katmış, onlara güzellikle muamele edilmesini tavsiye etmiştir: “Allah’ım! İki zayıf kimsenin, yetimle kadının hakkını zayi etmekten herkesi şiddetle sakındırıyorum.” ve “Mü’minlerin iman bakımından en mükemmeli, ahlâkı en iyi olanıdır. Sizin en hayırlınız, kadınlarına karşı hayırlı olanlardır.” hadisleri bunun delildir. Hz. Peygamber (s.a.v.), bu buyruklarıyla kadınlara iyi davranılması gerektiğini vurgulamıştır. Gerek toplumsal hukuk alanında, gerekse eğitim konusunda kadınların erkeklerle aynı haklara sahip olduğunu Kur’an ve sünnetten öğreniyoruz. Çünkü Kur’an-ı Kerim’de eğitimin farz olduğuyla ilgili ayetler cinsiyet ayrımcılığı olmadığının göstergesidir. Kur’ân’ın ilk emri olan “Oku!” kadın-erkek herkes için geçerli bir hükümdür. Hz. Peygamber (s.a.v.)’in “ilim öğrenmenin her Müslümana farz” olduğunu buyurması cinsiyet ayrımının olmadığını bize gösteriyor. Hz. Peygamber (s.a.v.)’in toplumun eğitimi için mescidi merkez seçmesi ve Müslüman kadınların Allah Rasûlü’nün evinde veya mescitte merak ettiklerini sorup öğrenmeleri bilgi ve kültürlerini artırmaları bakımından gayet önemlidir. Asr-ı Saadet’te bireysel olarak da bazı bayan sahabelere toplumun faydasına olan özel görevler verildiği bilinmektedir. Kadınlarla istişare edilmesi de onlara verilen değerin üstünlüğü ile insanlık onuruna yakışan bir davranıştır. Kadınların ev ekonomisine katkıları, ellerinden gelen her şeyi aileleri ve İslâm toplumu için faydalı hale getirmeleri asla yadsınamaz. Hünerli eller, güzel işler içindir. Selam ile.
Musa TEKTAŞ
Yazarİğne ve ipliği, yumak ve şişi ilk ne zaman elime almıştım, kaç yaşlarındaydım, hiç hatırlamıyorum. Çünkü sıradan bir durumdu bu benim çocukluğumda. Kendimize bezden bebekler, çamurdan tabak çanak yapm...
Yazar: Halide YENEN
“Hulûsî Efendi Hazretleri birliğe, dirliğe, düzene son derece büyük bir ehemmiyet verirmiştir.”Sayın Bakanım, aile ve anne tarafından Darende’yle olan yakın münâsebetinizi biliyoruz. Çocukluk yılların...
Yazar: Musa TEKTAŞ
İhlâs, "arınmak" ve "saflaşmak" anlamına gelen hulûs kökünden türemiş bir terimdir. İslâmî anlamda, ibâdet ve iyi eylemleri yalnızca Allah için yapmayı ifade eder. İhlâs, kalbi şirk, riyâdan, kötü duy...
Yazar: Musa TEKTAŞ
Tasavvufî anlayışa göre hevâ ve heves nefstedir. Bazı sûfîler, nefs kavramıyla insanın kötü sıfatlarını ve isteklerini kasdederler. Nefs, tabiatında ebediyet arzusu, cimrilik, acelecilik, hırs, nankör...
Yazar: Musa TEKTAŞ