EBÛ KUHÂFE (r.a.)
Ebû Kuhâfe (r.a.), İslâm dinine canı ve malı ile fedakârca hizmet edip Allah’ın rızasına talip olan ve Cenab-ı Hakk’a “Ben Ebu Bekir kulumdan razıyım, o da benden razı mı?” dedirttiren Hz. Ebû Bekir (r.a.)’in babasıdır. Hazreti Ebû Bekir’in (r.a.) bütün aile efradı Müslüman olduğu hâlde babası Ebû Kuhâfe, Mekke’nin Fethi’nden sonra Müslüman olma bahtiyarlığına eren sahabe-i kiramdan birisidir.
Mekke-i Mükerreme fethedildiğinde Hz. Ebû Bekir (r.a.), babasını, yaşı çok ilerlemiş olmasına rağmen, elinden tutarak iki cihan güneşi Hazreti Muhammed Mustafa (s.a.v.) Efendimiz’in huzuruna getirdi. Hazreti Ebu Kuhafe çok yaşlıydı, üstelik gözleri de artık göremez durumuna gelmişti. O yaşlı hâlinde onun huzuruna geldiğini gören rahmet peygamberi Hazreti Peygamberimiz (s.a.v.), onun yorulmasını hiç hoş karşılamadı. Hatta Hz. Ebû Bekir (r.a.)’e dönerek:
“Ya Ebu Bekir, Allahu Teâlâ sana merhamet etsin! Babanı evinde bıraksaydın, buraya kadar yormasaydın, olmaz mıydı? Ben onun yanına giderdim.” buyurdu. Bu söz üzerine Hz. Ebû Bekir Efendimiz (r.a.), cevaben “Ey Allah’ın Nebisi, sizin ona kadar gitmenizden, onun size kadar yürüyüp gelmesi daha uygundur.” dedi. Hazreti Peygamberimiz (s.a.v.) Efendimiz ise, huzuruna gelen Ebû Kuhâfe’yi önüne oturtup “Ey Ebû Kuhâfe, Müslüman ol; huzura kavuş.” buyurdu.
Ebû Kuhâfe, hemen oracıkta kelime-i şehadet getirerek Müslüman oldu. Böylece Hz. Ebû Bekir’in ailesinden Müslüman olmayan hiç kimse kalmadı. Ebû Kuhâfe (r.a.), Mekke’de kaldı. Peygamberimiz’in vefatından sonra Müslümanların, oğlu Hz. Ebû Bekir’e biat ettiğini öğrenince “Şu bir hakikattir ki Allah’ın verdiğine engel olabilecek yoktur. Allah’ın vermediğini de verebilecek yoktur.” diyerek Allah’a hamd ü senada bulundu.
Hz. Ebû Kuhâfe, oğlu Ebû Bekir’in vefatından sonra, Hicret’in 14. yılında 97 yaşındayken vefat etti. Allahu Zülcelal ondan razı olsun!
N.Nida DURAN
Yazar
Bazı insanlar vardır hayatımızda. Varlıkları hatta yokluklarında bile hep bizimledir. Biz yaşadığımız her şeyde onlarla geçirdiğimiz güzel anları düşünür, mutlu oluruz. Onlar bizim için bahar gibidir....
Yazar: Raziye SAĞLAM
Peygamberimiz, halkı imana davet ediyordu. Bu davete Beşir bin Hasâsiyye (r.a.) de muhatap olmuş ve tereddüt göstermeden bu daveti kabul etmişti. Müslüman olmadan önceki ismi, “korkutucu” manasında “N...
Yazar: N.Nida DURAN
Peygamberimiz, tebliğ vazifesi yanında ibadetlerini de müşriklerden gizli yapıyordu. Bu sebeple İslâmiyet’in ibadet tarzı pek bilinmiyordu. Bir gün Rasûlullah (s.a.v.) Hz. Ali’yle beraber namaz kılark...
Yazar: N.Nida DURAN
Hz. Dıhye, Medineliydi. Asıl ismi “Dıhye bin Halife” idi. Fakat o, “Dıhyetü’l-Kelbî” ismiyle meşhur olmuştu. Sima olarak ashâbın en güzel olanıydı. Cebrail birkaç defa Peygamberimiz’e onun suretinde g...
Yazar: N.Nida DURAN