Dervişlik İnce Müslümanlıktır
Modern çağın insanı hıza, tüketime ve maddiyata boğulmuş bir sarmalın içinde debelenirken, rûhun açlığını bastıracak reçeteler aramaktan da geri durmaz. İşte tam bu noktada, geleneksel İslâm irfanının ve tasavvuf kültürünün hadimlerinden biri olan Ömer Tuğrul İnançer, "Dervişlik İnce Müslümanlıktır" adlı eseriyle modern insanın rûh dünyasına zarif bir dokunuş yapmaktadır. Kitap, kuru bir fıkıh kalıbının ötesine geçerek İslâm’ın özünü, estetiğini ve ahlâkını zarâfetle harmanlayan bir başucu eseri niteliğindedir.
Eserin ismi, muhtevâsının en yalın ve sarsıcı özetidir. İnançer, "dervişlik" kavramını toplumsal hafızadaki hırka, tef ve münzevî yaşam algısından çekip çıkarır. Ona göre dervişlik; hayatın tam merkezinde, her an ve her nefeste Müslümanlığı en rafine, en nazik ve en derin hâliyle yaşama sanatıdır. Yazar, kitabın her satırında İslâm’ın sadece şekilden, helâl ve haram sınırlarını çizen bir kurallar bütününden ibaret olmadığını; aksine bir "edep ve zarâfet dini" olduğunu vurgular. İnançer’in perspektifinden dervişlik, şekli bir âidiyet değil, bir kalbe sahip olma ve o kalbi kırmama davasıdır.
Kitap, yazarın kendine has sohbet üslûbunu yansıtan, okuyucuyla âdeta yüz yüze konuşuyormuş hissi veren bölümlerden oluşur. Kitapta ele alınan temel konuları şu başlıklar altında özetlemek mümkündür:
Edep ve Muâmelât: İnançer, tasavvufun özünün "edep" olduğunu hatırlatır. İnsanın Rabb’iyle, çevresiyle, doğayla ve hatta eşyayla olan ilişkisinde gözetmesi gereken nezâketi anlatır.
İbâdetin Ruhâniyeti: Namaz, oruç, zekât gibi temel ibâdetlerin sadece bedensel veya mâlî birer ödev değil, insanı kemâle erdiren mânevî basamaklar olduğunu incelikli örneklerle açıklar.
Gönül Kırmamak: "Kâbe bünyad-ı Halilullah’tır, kalp ise tecellîgâh-ı Cenâb-ı Allah’tır" düstûrundan hareketle, insan kalbinin kutsallığına ve kul hakkının ehemmiyetine geniş yer ayırır.
Gelenek ve Modernite: Kadîm tasavvuf kültürünün kurallarını modern hayatın pratikleriyle çarpıştırmadan, günümüz insanının anlayacağı bir dille yeniden yorumlar.
Ömer Tuğrul İnançer’in kendine has özelliği olan "sohbet tadındaki üslûp", bu kitapta da kendini en yalın hâliyle hissettirir. Yazar, ağdalı ve akademik bir dil kullanmak yerine; âyetleri, hadisleri, Mevlânâ, Yûnus Emre ve Niyazi Mısrî gibi irfan medeniyetinin zirve isimlerinin beyitlerini günlük hayatın içinden hikâyelerle harmanlar. Kitabı okurken didaktik bir öğretmenle değil, sizi şefkatle uyaran, yol gösteren bir rehberle, bir "baba" ile dertleştiğinizi hissedersiniz. İnançer’in kelime hazinesinin zenginliği ve Türkçeyi kullanmadaki mahareti, kitabı sadece mânevî bir rehber değil, aynı zamanda dil zevki sunan bir edebî eser hâline getirir.
Ömer Tuğrul İnançer bu eseriyle, dervişliğin tarihsel bir öge değil, her çağda yaşanabilecek dinamik bir ahlâk modeli olduğunu kanıtlar. Kitap, kalbini dinlendirmek, İslâm’ın estetik yönüyle tanışmak ve dindarlığını bir üst basamağa, yani "ihsân" makamına taşımak isteyen her okur için eşsiz bir pusuladır. Kendisinden geriye kalan bu kıymetli miras, rûhu daralan modern insan için âdeta serin bir vaha mahiyetindedir.
Yusuf HALICI
Yazar
Cahilin pîri benim,Gafilin biri benim,Çok olsa da günahım,Ümidim diri benim.Sevincim kalktı şaha,Canım kurban Allah’a.Derdim pek derincedir,Boynum kıldan incedir.Çok olsa da günahım,Ümitliyim nicedir....
Şair: Yusuf DURSUN
Prof. Dr. Selami Şimşek’in “Tarikatname: Kadiriyye Usul ve Âdabı” adlı eseri, İslâm tasavvuf geleneğinin en köklü ve etkili yapılarından biri olan Kadiriyye Tarikatını ilmî ciddiyet, tarihsel derinlik...
Yazar: Yusuf HALICI
İstanbullu sanat tarihçisi ve rehber Sedat Bornovalı’nın kaleme aldığı "Tarihin En Uzun Şiiri: Ayasofya", okuyucuyu sadece bir binanın koridorlarında değil, dünya tarihinin en kritik kırılma noktaları...
Yazar: Yusuf HALICI
Mızrabını al eline,Saz sendedir Anadolu.Destan yakışır diline;Söz sendedir Anadolu.Yiğitlerin otağısın,Şehitlerin yatağısın,İlim, irfan kaynağısın;Öz sendedir Anadolu.Kapıları açtığımız,Malazgirt’i ge...
Şâir: Ahmet Sami BENLİ