ÇİNİYE GÖNÜL VEREN SANATÇI ADİL CAN GÜVEN İLE
Seramik sanatında ülkemizin önde sanatçısı Adil Can Güven 1953 İnegöl doğumludur. Sanatçı usta-çırak geleneğiyle sanat hayatının 50. yılını tamamlamıştır. Ustası Abdurrahman Özer’dir. Adil Can Anadolu’nun geleneksel seramiklerini araştırıp orijinal teknik ve malzemeleriyle yaparak Anadolu çini ve seramik kültürüne katkıda bulunmuş bir sanatçıdır. Neolitik çağdan itibaren Grek, Roma, Bizans, Beylikler, Selçuklu ve Osmanlı çini ve seramiklerini eşi Nursan Güven, oğulları Rauf Sadi ve Cem ile beraber 35 yıllık atölyelerinde yapmaktadır. Yurt içi ve yurt dışında karma ve kişisel birçok sergisi vardır. Öyle ki bu eserlerden bazıları Amerika, Kanada, Fransa, Japonya müzelerinde yeniden yapım örnekleri olarak sergilenmektedir. Ayrıca sanatçının özel tasarımları koleksiyonerler tarafından toplanmaktadır. Adil Can Güven’in son sergisi Çanakkale Zaferi’nin 100. yılı dolayısıyla Çanakkale Seramik Müzesi’nde açtığı “Geleneksel Çanakkale Seramikleri Sergisi”dir. Halen ailesi ile birlikte İznik’teki atölyelerinde çalışmalarını sürdürmektedir. Yaptıkları seramikler Kültür Bakanlığı tarafından sanat eseri olarak kabul edilen sanatçı çininin seramik ailesinin bir üyesi olduğunu belirterek şunları söylemiştir: “Orta Asya seramik geleneğini Anadolu’ya taşıyan Selçuklular bu sanatı Osmanlılara devretmiştir. Teknolojisi aynı olmakla beraber kullandıkları malzemeler açısından biraz farklıdır. Çin porselenlerinin taklidi olarak başlayan bu sanat 15. yy. da başlayıp 17. yy. sonunda bitmiştir. Bu sanat Osmanlının kültür alanındaki ihtişamını günümüze kadar taşımıştır. Bilimsel araştırmalar yapan sanat tarihçilerinin tespitlerine göre çini yani kaşiler genellikle mimarî alanlarda, evaniler yani kap-kacaklar sarayda kullanılmıştır. Selçukluların renkli sırlı kesme çinileri kaşi tıraşani horasani, yıldız ve haçlı, lüsterli, minai, sır altı çok renkli tekniklerde çinileri vardır. Özellikleri saymakla bitmez sanat eserleridir. Çiniler 15. yy. dan itibaren saray için yapılmışlardır. O günlerde İznik, depremler, sıtma ve fakir bir yer olduğu için, ayrıca çini hammaddelerinin bir kısmının başka bölgelerden temini saray desteğini gerektirmiştir. Selçukluların Anadolu’da halk için yaptıkları Beylikler Devri mavi beyaz çömlek işleri İznik çiniciliğinin mayasını teşkil etmiştir.” Adil Can Güven çini sanatında kullanılan üsluplarla ilgili olarak şu ifadelerde bulunmuştur: “İznik çinisinin ilk devri mavi beyazdır. Daha sonra Şam gurubu dediğimiz, lacivertin yanında mor, firuze ve zeytin yeşili kullanılan bir devir, 16. Yy. da kırmızının uygulandığı Rodos işidir Çini eserlerimizin ülkemizden kaçırılması üzücü bir durum. Ancak Kültür Bakanlığının girişimleri devam ediyor.” Usta çırak geleneği olmadan, kendini bu mesleğe adamadan iki aylık kurslarla çini sanatı bir yere gidemeyeceğini söyleyen Adil Can “Sadece tabak üzerine çizim yapmakla olmuyor. Sorsanız çini hamurundaki malzemeleri sayamazlar. Bu yüzden en az iki senelik usta çırak öğretisi ile yapılacak pratikler bu sanatı bir yere taşıyacaktır. Çini bir klasik sanattır. Doğru yapılan bu klasik desenleri uygulamaktır. Bu da günümüzde zanaat işine girer. Şayet tasarımları usul ve kaidesinde yapılırsa sanat olur.” demiştir. Dergimizde kendisinin de bir tuzunun olduğu için mutlu olduğunu belirten sanatçı Adil Can çalışmalarımızda kolaylıklar dilerken bizler de kendisine çalışmalarında daha nice uzun yıllar diliyoruz.
Halil GÖKKAYA
ŞairAnnelerimiz başımızın tacı, gönlümüzün süruru, saadet ve selametimizin her daim en büyük duacısı, nadide varlıklarımız. Paha biçilemez mevcudiyetlerini, ancak yokluklarına ve hasretlerine duçar olanla...
Yazar: İsmail ÇOLAK
Beni çölden çöle salmış,Sen’in aşkın, Sen’in aşkın...Titreyen rûhumu almış,Sen’in aşkın, Sen’in aşkın...Sana ermek bize nîmet,Sana cennet bile hasret!Olmuş Âlemlere Rahmet,Sen’in aşkın, Sen’in aşkın.....
Şair: Halil GÖKKAYA
Hadis "Kim Allah’a ve âhiret gününe inanıyorsa ya hayır söylesin ya da sussun.” [1] Somuncu Baba Diyor ki: "Söz, konuşan kişinin sıfatıdır. Kıdem sıfatlarıyla (hayat bulan) hudûs sıfatla...
Yazar: Enbiya YILDIRIM
Sekiz yüz elli sene evvel geldin dünyaya Sühreverdi'den ilim tahsil eyleyip durdun Doksan üç yıl dalmıştın ömür denen rüyaya Tasavvuf ahlâkını hasıl eyleyip durdun Hakikat çeşmesinin oluğu...
Yazar: M.Nihat MALKOÇ