Büyük Şair
Vatan topraklarımızın, bayrağımızın, dirlik ve birliğimizin en anlamlı simgesi İstiklal Marşımızın kabulünün 105 inci yıldönümü. Her kelimesi ruhumuza dokunur, her satırı derin anlam ve mesaj içerir, her notası ayrı güzelliktedir, gururla söyler ve dinleriz. Bu değerli dizeleri bize kazandıran büyük şair Mehmet Akif Ersoy’u minnetle anıyoruz.
Sevgi, saygı ve terbiyenin hüküm sürdüğü bir ailede dünyaya gözlerini açan Mehmet Akif çocuk denecek yaşta babasını kaybedip evi de yanıp kül olunca pes etmez, azmi elden bırakmaz, eğitimini tamamlar. Köy köy, kasaba kasaba dolaşarak yurduna milletine hiçbir karşılık beklemeden hizmet eder. Bu derin azmi için;
“Yeis öyle bir bataktır ki/Dalarsan boğulursun/Sarıl azmine bak ne olursun” der.
Çanakkale Savaşı sırasında cepheden gelen kötü haberlerle yıkılır, ağzını bıçak açmaz. Sonunda gelen müjdeli haberle heyecanlanır, takılır düşer, gözyaşları sakalına, sakalı toza toprağa karışır. Hemen kâğıdı, kalemi alıp;
“Ey! Bu topraklar için toprağa düşmüş asker/Gökten ecdat inerek öpse o pak alnı değer” diyerek aziz şehitlerimize seslenir.
Kaybedilen topraklar, istiklal ve istikbalin karanlığa doğru gidişi onu çok üzer.
“Doğduğumdan beri aşığım istiklale/Bana hiç tasmalık etmiş mi bir altın lale” der.
Sarıkamış’da karlar altında yatan binlerce vatan evladını da hiç unutmaz.
“Eşele şu dağların altındaki karı/Ot değil onlar dedenin saçları/Dinle! Şehit sesleridir rüzgarı” der.
Vatan topraklarının bölüşülmesini zulüm olarak görür. Bu haksız zulüm için;
“Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem/Gelenin keyfi için geçmişime sövemem/Biri ecdadıma saldırdı mı, hatta boğarım/Boğamasam da hiş olmazsa yanımdan kovarım” der.
Geri kazanılan vatan toprakları ve cumhuriyetin kurulması ile İstiklal Marşı yazılması gündeme gelir. Para ödülünü duyan Mehmet Akif yarışmaya katılmak istemez. Arkadaşları o kadar ısrar eder ki, bu değerli dizeler ortaya çıkar. Şiiri okuyan arkadaşları nasıl bir ruhun bu dizeleri yazdığına akıl sır erdiremez. “İstiklal Marşını bir daha yazar mısınız?” sorusuna; “Allah bu ülkeye bir daha İstiklal Marşı yazdırmayı nasip etmesin.” cevabı derin anlam içeren, ağır sorumluluk taşıyan efsane bir sözdür.
Çok konuşan, az iş yapan, verdiği sözleri tutmayan insanlara da eleştirileri hep dizelerle olur;
“Yıkalım şu Süleymaniye’yi desem/İki kazma, iki kürek, iki de ırgat gerek/Hadi yapalım şu Süleymaniye’yi yeni baştan desem/Bir Sinan, bir Süleyman gerek” der.
Vatan sağ oldukça yaşayacak ve yaşatılacak bu değerli dizeler için büyük şaire şükran duyuyoruz.
Erdal KARASU
Yazar
İlk ders zilinin çalması ile eksikleri giderilmiş, temizlenmiş, her yönüyle hazırlanmış okullarınıza, sizleri şefkatli kollarını açarak bekleyen öğretmenlerinize, tatil boyunca çok özlediğiniz arkadaş...
Yazar: Erdal KARASU
Bereketin, ibadetin, paylaşmanın ve yardımlaşmanın yaşandığı Ramazan ayını geride bıraktık. Geleneksel davul sesleriyle sahura kalkıldı, niyetler edildi, oruçlar tutuldu. İftar sofraları hazırlandı, ö...
Yazar: Erdal KARASU
Ovanın ortasındaki çınar ağacının altında oturuyordu. Elinde bir mektup vardı. Usulca okşadı, açılıp kapanmaktan eskimiş kâğıdı. Kelimeleri sesli okuyordu önce. Sonra sessizce geçiriyordu içinden. Nin...
Yazar: Seda BAYRAK DURGUT
Tatil herkesin özlemle beklediği, planlar yaptığı, hayaller kurduğu en temel ve önemli ihtiyaçlardan biridir. Ruhun ve bedenin dinlenmesine, yenilenmesine yardımcı olur. Kendimize zaman ayırmak, yapma...
Yazar: Erdal KARASU