Birbirimizi Dinlemek
Anadolu'nun doğusunda, şirin bir evde Zeynep, annesi, babası ve kardeşi Kerem ile birlikte yaşıyordu. Zeynep okuldan geldiğinde çantasını koltuğun üzerine bırakıp odasına koşmayı seviyordu. Kerem ise okulda yaşadığı olayları ailesine anlatmak için sabırsızlanıyordu.
Bir akşam annesi sofrayı hazırlarken Zeynep heyecanla seslendi:
- Anne, yarın okulda bir sunum yapacağım. Bana yardım eder misin?
Annesi o sırada yemek hazırladığı için:
- Biraz sonra kızım, şimdi meşgulüm, dedi.
Zeynep üzülerek odasına gitti. Bir süre sonra babası eve geldi. Zeynep babasına da sunumundan bahsetmek istedi. Ancak babası telefonuyla ilgileniyordu.
- Baba, beni dinler misin?
- Bir dakika kızım, şu mesajı bitireyim, dedi babası.
Zeynep kendisini görünmezmiş gibi hissetti. O akşam sofrada kimse fazla konuşmadı.
Kerem sessizliği bozmak için:
- Bugün okulda bir resim yaptım! Hem de hepimizin olduğu bir aile resmi, dedi ve resmini masanın üzerine koydu. Herkes dikkatlice resme baktı. Resimde annesi yemek yapıyor, babası telefonuna bakıyor, Zeynep odasında oturuyor, Kerem ise tek başına gülümsüyordu.
Annesi ve babası resme bakınca şaşkınlıkla birbirlerine baktılar.
Zeynep biraz üzülerek:
- Bazen birbirimizi dinlemediğimizi düşünüyorum, dedi.
Babası telefonunu masaya bıraktı.
- Haklısın kızım. Seni dinlemek yerine telefonuma baktığım için özür dilerim.
Annesi de Zeynep’in elini tuttu.
- Ben de işlerimi biraz bekletebilirdim. Senin için önemli olan bir şeyi anlatırken seni dinlemeliydim.
Kerem gülümseyerek:
- O zaman bundan sonra hepimiz birbirimizi dinleyelim, dedi.
Aile hep birlikte yeni bir kural koydu: Biri konuşurken diğerlerinin telefonlarını ve yaptıkları işleri bırakıp onu dikkatle dinleyecekti. Ayrıca herkes gün içinde yaşadığı güzel ya da zor bir olayı sofrada paylaşacaktı.
O günden sonra akşam yemekleri daha neşeli geçmeye başladı. Zeynep sunumunu ailesine anlattı, annesi onu cesaretlendirdi, babası fikirlerini paylaştı. Kerem de okulda yaptığı resimleri gösterdi. Bazen birlikte güldüler, bazen sorunları hakkında konuştular.
Zeynep önemli bir şey öğrendi: Aile olmak sadece aynı evde yaşamak değildi. Birbirini dinlemek, anlamaya çalışmak, duyguları paylaşmak, saygı göstermek ve gerektiğinde özür dilemek de aile olmanın önemli parçalarıydı.
O günden sonra evlerinde sık sık şu cümle duyuldu:
- Seni dinliyorum, anlatabilirsin.
Zeynep artık kendisini yalnız hissetmiyordu. Çünkü ailesinin onu dinlediğini ve anladığını biliyordu. Böylece evleri sadece yaşadıkları bir yer değil, herkesin kendini değerli ve güvende hissettiği sıcak bir yuva oldu.
Kalın sağlıcakla...
Yusuf ŞAFAK
Yazar
Geleceğin Kanunî’si Şehzade I. Süleyman, 27 Nisan 1495 tarihinde Trabzon’da dünyaya geldi. O esnada babası Yavuz Sultan Selim Trabzon sancak beyi olarak görev yapıyordu, annesi ise Hafsa Hatun’du. Doğ...
Yazar: İsmail ÇOLAK
“Adana ilinin ilçeleri; Seyhan, Yüreğir, Aladağ, Ceyhan, Feke, İmamoğlu, Karaisalı, Karataş, Kozan, Pozantı, Saimbeyli, Tufanbeyli ve Yumurtalık' tır.”“Toros Dağları’nın eteklerinde Seyhan ve Ceyhan n...
Yazar: Editör
İğde, sonbahar aylarında dalları sapsarı ve kahverengi meyvelerle dolup taşan, içi un gibi yumuşacık ve çok tatlı olan nefis bir ağaç meyvesidir. Dışarıdan bakıldığında küçük bir zeytine ya da kurutul...
Yazar: Ayşe Gül PINAR
Leylekler, upuzun kırmızı bacakları, bembeyaz tüyleri, kanat uçlarındaki siyah tüyleri ve sivri kocamış gagalarıyla gökyüzünün en zarif ve sevimli kuşlarından biridir. Onlar tam birer doğa kâşifi ve s...
Yazar: Hamidullah HALICI