Bir Nefes Sıhhat
Dîvân şairi, mısraların arasında kendisini maharetle gizler. Şairin sanat gücünü, sınırları, coğrafyası ve hayal dünyası ile zorlu bir ortamda göstermeye zorlayan bu şiir, bu yönüyle eleştirilere uğramış, tamamen soyut bir âlemi terennüm etmek, gerçekleri görmezden gelmek, insanı ihmâl etmekle suçlanmış. Şairin kendisini şiirinde gizlemesi şiirin tabiatı gereğidir. Ancak şiirler dikkatle okunduğunda bütün tecrit gayretine rağmen şairin şahsî tasarrufu veya üslûbunun onu ele verdiği görülür. Klâsik şiirin, böylesine soyut görünmesi yazıldığı dönemin hayat tarzı, anlayışı, gelenek ve göreneklerinin bugün tam anlamıyla bilinememesi ve şairin medeniyet ve sanat anlayışının gereğidir.
Dîvân şiirinin yazılıp söylendiği çağlar araştırmalarla gün yüzüne çıktıkça anlaşılmasının daha kolaylaştığı görülmektedir. Aslında en soyut görünen beytin bile şairinin dünyasını ele veren somut bir yanı vardır. Bütün şiirlerin soyut olmadığı, konunun uzmanları tarafından bilinir. Nev’î’nin kendisinden açık bir şekilde söz ettiği bir gazeli birlikte okumaya çalışalım. Muhtemelen şair, ağır bir hastalığın pençesinde acı içinde kıvranmakta, gözlerinin önünde canlanan sağlıklı günlerini özlemektedir.
Bir dahı müyesser ola mı sohbet-i sıhhat
Ne mertebedür biline mi kıymet-i sıhhat
(Yine sağlık sohbeti mümkün olacak mı? Sağlığın değerinin ne olduğu bilinecek mi?)
Nev’i hastalanmış; sağlığın değerini anlamış, fakat acının şiddeti onda bir karamsarlık meydana getirmiştir. Bu yüzden şifa arzusunu istifhamla dile getirerek sağlıklı bir hayat özlemini anlatmaya çalışmaktadır. İnsan, sağlıklı iken gafletle kendisinin ebediyen sağlam olacağı vehmine kapılır. Bu beyitten, şairin iyileşmeyecekmiş gibi bir vehim içinde olduğu sezilmekte. Genelde insanlar, nimet ellerinden çıktıktan sonra değerini fark ederler. Nev’i, elden çıkan sağlık nimeti ve ızdırap veren bir hastalıktan yakınmaktadır.
Bir dahı ‘aceb sûret-i ahbâba bakam mı
Gözüme gelüp neş’e-i keyfiyet-i sıhhat
(Acaba gözüme yeniden sağlığın neş’esi gelip dostların yüzüne baka bilecek miyim?)
Şair, dostlarını göremeyecek kadar ağır hasta olmalı. Nev’î’nin bu durumdan kaygı duyduğu anlaşılıyor. Aslında hastalığın ızdırabından etrafını göremediği de düşünülebilir. İnsan hasta iken, çektiği acıdan kimseyi göremeyecek hâle gelebilir. Dostlarını bir daha görüp göremeyeceğinden endişe duymakta. Özellikle dostların anılması, üzerinde önemle durulması gereken bir husustur. Başkalarını anmıyor şair, dostlarının yüzünü görememenin endişesi içini kemiriyor.
Za’f-ı teb ile bir kıla döndi ten-i bîmâr
Bir pâre meger tâb vire kuvvet-i sıhhat
(Hararetin (sıtmanın) verdiği zayıflıkla hasta vücut bir kıla döndü (zayıfladı), acaba sağlık gücü birazcık güç verecek mi?)
Hastalık, verdiği ateşle, şairi iyice zayıf düşürmüş, biraz olsun güç kuvvet toplama ümidi bulmaya çalışmaktadır. Ancak pek fazla iyimser olduğu söylenemez; “bir pare”, sözü bunu gösteriyor. Vücudun bir kıla dönmesi, zayıflığı belirtmek için sık kullanılan bir deyimdir.
Gam çekme nasîb olmaz ise sohbet-i ihvân
Tek hân-ı safâda yiyelüm ni’met-i sıhhat
(Eğer kardeşler sohbeti nasip olmazsa gam çekme; yeter ki safa sofrasında sağlık nimetini yiyelim.)
Sağlık her şeyin üstündedir. Hatta dostlarla sohbet bile feda edilebilir. Beyitte biraz bencillik sezilmekle beraber üzerinde durulan husus sağlık olunca diyecek söz kalmıyor. Sağlık olmazsa dostlarla ülfet de sohbet de olmaz. Sağlık, Allah’ın insanlara bahşettiği en büyük nimettir. Elbette nimet, şükür ister... Şair, kendisini bir tür teselli etmeye çalışıyor. Hastalık ızdırabından bir an önce kurtulma isteği içinde bir çeşit iç konuşmaları yaşıyor, kendi kendine konuşuyor. Şair, belki hastalık günlerinde yalnız kalmış, aranıp hatırı sorulmamış olmanın hüznü ile böyle konuşmaktadır.
Yârân-ı safâ sizlere sıhhat dil-i Nev’î
Oldı katı müştâk-ı dem-i hâlet-i sıhhat
(Ey sevinç, neşe arkadaşları, sizlere sağlık olsun; Nev’î’nin gönlü, sağlıklı olduğu anları çok özler oldu.)
Sağlık nimetini anarak başlayan şair, sıhhat dileğiyle gazeli bitiriyor. Hastalık şairi çok sarsmış, bu yüzden Nev’i, sağlıklı olduğu günleri özlüyor. Yaran-ı safa, tâbiri üzerinde durmak gerekiyor: Şair, sanki tarizde bulunuyor. Sevinç neşe gününün dostları yahut iyi gün dostları diyerek iğnenin ucunu batırıyor. Siz sağlık içinde olun, benim durumum umurunuzda mı, dercesine bir serzeniş hissediliyor. Yine de dostları ile geçirdiği sağlıklı günleri anmadan edemiyor. Özledim o günleri diyor. Bir çığlık adeta bu son mısra. Dostlarım neredesiniz, der gibi…
Bu gazelde dikkati çeken iki unsur var: Sağlık ve dostlar. İnsan hastalanınca dostlarını görmek, acısını onlarla paylaşmak ister. Hasta kişi bir şair olunca bu ihtiyaç şiddetini daha da arttırır. Şair, dostlarını, onlarla yaptığı sohbetleri özlemiştir. Belki de bu gazelle onları, kendisini arayıp sormadıkları için, nazikçe uyarmak istemiştir.
Gazelin bütünü şairin hastalığından söz etmektedir. Bu gazel bile klâsik şiirimize yöneltilen “gerçekten kopuk, hayâlî” suçlamasının yersizliğini, haksızlığını göstermeye yeter.
Sözü, Kanûnî Sultan Süleyman’a ait, herkesin bildiği, atasözü gibi dillerde asırlardır dolaşan bir beyitle bitirelim:
Hâlk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi
Olmaya devlet cihânda bir nefes sıhhat gibi
(Cihanda sağlıktan daha değerli bir şey yoktur. Saltanat bile sağlık nimeti yanında sönük kalır.)
Mahmut KAPLAN
Yazar
Cevapsız sorudur, erişilmez sır,Hayâl mi, gerçek mi nedir bu âlem?Neden buradayım, niçin bu asır?Sönüyor burada fikir meşâlem.Nice mahlûk var ki gözsüz görüyor,Nicesi ayaksız uçup yürüyor,Toprakla var...
Yazar: İsmail Adil ŞAHİN
Şiiri hissetmek, anlamak veya idrak etmek başlı başına bir maceradır. Şairin derununda gizli olan mânânın ancak kelimelere döküldüğü kadarı ile sırlarına ermek mümkün olabilir. Hele tasavvuf vadisinin...
Yazar: Mahmut KAPLAN
Günümüz dünyasında çocuk yetiştirmek, geçmiş dönemlere kıyasla daha farklı ve dinamik bir yaklaşım gerektiriyor. Teknolojinin, dijital medyanın ve hızlı değişimin şekillendirdiği bu yeni çağda; çocukl...
Yazar: Yusuf HALICI
Tasavvufî hayatta kişinin zihin ve gönül dünyası durağan, tek düze ve statik bir yapıda değildir. Müritlerin duygu ve düşünceleri değişim, gelişim ve donanım seyrine bürünmektedir. Zihin dünyalarında ...
Yazar: Kadir ÖZKÖSE