Ailemle Tanışmaya Hazır mısınız?
Anne, baba ve çocuklardan oluşan topluluğa “aile” deniyormuş arkadaşlar. Böyle yazıyor sözlükte. Bence “aile” bu tanımdan çok daha fazlası. Gelin size, benim ailemi ve aile kelimesinden ne anladığımı anlatayım:
Annem, babam, abim, ablam, kardeşim, büyükbabam ve büyükannemle kocaman bir aileyiz. Birbirimizle çok iyi anlaşıyoruz. Sabah olup da annemle babam işe, abim, ablam ve ben okula gidince kardeşime büyükannem bakıyor. Tabii, büyükbabam da ona yardım ediyor.
Annem ve babam bizler daha iyi şartlar içinde yaşayabilelim diye gündüz demeden gece demeden çalışıyorlar. Gece, diyorum, çünkü bazen eve iş getiriyorlar. Hafta sonları bilgisayarın başındalar. Biliyorum yoruluyorlar ama onlar “Bu tatlı bir yorgunluk, yeter ki siz kimseye muhtaç olmayın, iyi bir eğitim alın.” diyorlar.
Kardeşim uyuduğunda büyükannem mutfağa giriyor ve bize enfes yemekler yapıyor. Onun yaptığı yemekleri yerken neredeyse parmaklarımı da yiyeceğim. Nasıl bu kadar güzel yemek yaptığını sorduğumda “İçine sevgimi katıyorum güzel torunum.” diyor ve saçlarımı okşuyor.
Ben üçüncü sınıfa gidiyorum. Çözemediğim matematik problemlerinde büyükbabam yardımcı oluyor. O emekli bir öğretmen. Bazı gecelerde babamla tavla oynuyorlar. Ablamla abim yemekten sonra biraz yanımızda oturup ödevlerini bitirmek için odalarına çıkıyorlar. Abim ve ablam üniversiteye gittikleri için dersleri daha zor. Söylemedim değil mi ablam ve abim ikiz.
Annem çay servisi yaparken büyükannem sobanın üzerindeki kestaneleri pay ediyor tabaklara. Kedimiz Minnoş sıcaktan gevşemiş, gözleri kapandı kapanacak. Büyükannemin yanına oturuyoruz kardeşimle beraber. Büyüklerimiz sohbet ederken o bize masal anlatıyor.
Görüyorsunuz ya güzel bir aileyiz biz. Evimiz ne kadar neşeli. Hem evimizi hem de ailemi çok seviyorum. Okuldan eve gelince büyükannemin pişirdiği kekin kokusu ve radyodan salona yayılan şarkılar bana huzur veriyor. Annem ve babam da aynı şeyleri söylüyor ve diyorlar ki “Evdeki huzur, mutluluk budur.”
Geçen gece büyükbabamın tansiyonu çok yükseldi. Annem hemen limonlu su yaptı, getirdi. Babam tansiyonunu ölçtü. Ne yaptıysak tansiyonunu bir türlü düşüremedik. Babam, hemen hastaneye götürdü. Onlar gelene kadar endişe içindeydik. Dedeme bir şey olmasın, diye dua ettik. Dedemin hastalanışı hepimizi üzdü. Neyse ki bir süre sonra eve döndüler. Doktorun “Amcanın önemli bir sağlık sorunu yok. Verdiğim ilacı düzenli kullansın.” dediğini öğrenince rahat bir nefes aldık. Birimizin canı yansa hepimizin canı yanıyor; çünkü biz birbirimize kalben bağlıyız, yüreklerimiz sevgi dolu.
İlacını düzenli kullanmaya başlayınca dedem eski sağlığına kavuştu. Evimiz yine mutlu, huzurlu, sağlıklı günlerine geri döndü.
Bilmem ailemi sizlere birazcık olsun anlatabildim mi? Diyeceğim odur ki sözlükteki o tek cümlelik tanımdan çok daha fazlası aile olmak, olabilmek.
Sibel UNUR ÖZDEMİR
Yazar
Lale Hala ocağın altını kapadı. Yeğeninin kuzusu Bora bahçede arkadaşları ile oynuyordu. Uzun zamandır sesi çıkmamıştı Bora’nın. Emanet çocuktu, göz kulak olmak gerekti. Bahçeye çıktı. Seslendi. Cevap...
Yazar: Sibel UNUR ÖZDEMİR
Asker Abi merhaba,Benim adım Namık. Annem bana hamileyken babamla birlikte Namık Kemal’in Vatan Yahut Silistre adlı oyununu seyretmişler. Oyun, Kırım Savaşı sırasında Silistre Kalesi’nin kurtarılmasın...
Yazar: Sibel UNUR ÖZDEMİR
Pencere önünde oturmuş bulmaca çözüyordum. Torunum Şenay’ın sesi ile başımı kaldırdım.“Nineciğim bir ödevim var. Öğretmenimiz, büyüklerimizle eski mahalleler, komşuluk ilişkileri, sokak oyunları konus...
Yazar: Sibel UNUR ÖZDEMİR
Metin Bey okuduğu gazeteden başını kaldırarak oğluna baktı. Ersoy kitaplığının önünde oturmuş, bazı kitapları alıyor, bakıyor, ayırıyor, sonra tekrar yerine koyuyordu. Metin Bey, oğluna merakla ne yap...
Yazar: Sibel UNUR ÖZDEMİR