Namaz Kılmayı Bilmeyenler
Sevgili çocuklar,
Bazı televizyonlarda çalışan muhabirler sokak röportajları yapıyorlar. Konu her gün değişiyor. Sorulara verilen cevapları duyduğumuzda şaşırıyoruz hem de ne şaşırma...
Peygamberimiz’in adını bilmeyenler, kelimeyi şehadeti bilmeyenler, İslâm’ın şartlarını bilmeyenler, gusül abdestinin ne olduğunu bilmeyenler… Sorulara cevap veremediği için utanacağı yerde kahkahalarla gülenler…
Namaz kılmayı bilmeyenler… Ne kadar acınılacak bir durum değil mi? Fatiha Suresi’ni doğru okuyamayanlar… Biliyorsunuz Fatiha Suresi’ni okumadan namaz olmaz.
Vatandaşlarının büyük çoğunluğu Müslüman olan Türkiye’de yaşıyoruz.
Sevgili çocuklar,
Belki unutanlar olmuştur. Namaz kılmayı hatırlayalım mı ne dersiniz?
Önce namaz için abdest alırız. Seccademizi serer, kıbleye doğru yöneliriz.
Örnek olarak, iki rekât namaz kılalım. Bu, sabah namazının sünneti olabilir. Bu iki rekât namazı nasıl kılacağımızı anlatalım;
Ayakta, kıbleye doğru yönelerek önce niyet ederiz; “Niyet ettim, Allah rızası için sabah namazının sünnetini kılmaya.” deriz.
Niyetten sonra ellerimizi kaldırıp, başparmaklarımızı kulaklarımızın yumuşak yerlerine değdiririz.
“Allahü ekber” deyip tekbir alırız. Tekbirle beraber namaza başlamış oluruz. Ellerimizi, sağ el sol eli bağlayacak şekilde göbek üzerine koyarız. Kadınlar ise namaza başlarken, ellerini omuz hizasına kadar kaldırırlar. “Allahü ekber” deyip, ellerini göğüs üzerine koyarlar. Sağ el, sol elin üzerinde olur.
Elimizi bağladıktan sonra, “Sübhâneke” duasını okuruz. Sonra “eûzü besmele” çekerek “Fatiha Suresi”ni okuruz. Fatiha’dan sonra, ezbere bildiğimiz bir sure daha okuruz.
Sureyi okuduktan sonra, ellerimizi yana salarız. “Allahü ekber” diyerek eğiliriz. Bu eğilmeye “rükû” denir. Rükûda, ellerimizi dizlerimize dayarız. Üç defa “Sübhâne Rabbiye’l-azim” deriz. “Semi’ Allahü li-men hamideh” diyerek doğruluruz. Belimiz doğrulunca “Rabbenâ leke’l-hamd” der, hemen arkasından “Allahü ekber” diyerek secdeye kapanırız. Ellerimizi yere dayar, alnımızı da yere koyarız. Secde sırasında, alnımızla birlikte burnumuzun da yere değmesi lâzımdır.
Secdede üç defa “Sübhâne Rabbiye’l-a’lâ” deriz.
“Allahü ekber” diyerek başımızı secdeden kaldırır, diz üstü otururuz. Tekrar “Allahü ekber” diyerek yine secdeye varırız. Öncekinde olduğu gibi, yine üç defa “Sübhâne Rabbiye’l a’lâ” deriz. Arkasından yine “Allahü ekber” diyerek ayağa kalkarız.
Namazımızın birinci rekâtını bitirdik, ikinci rekâtına başladık. Ayağa kalkınca hemen ellerimizi bağlarız.
Besmele çekerek Fatiha Suresi’ni okuruz. Bildiğimiz bir sureyi daha okuruz. Okumamız bitince eğiliriz, yani rükû yaparız. Üç defa “Sübhâne Rabbiye’l-azîm” deriz. “Semi’ Allahü li-men hamideh” diyerek doğruluruz. Doğrulunca “Rabbenâ leke’l-hamd” deriz ve hemen secdeye gideriz. Önce dizlerimizi, sonra ellerimizi, daha sonra da başımızı yere koyarız.
Secdede üç defa “Sübhâne Rabbiye’l-a’lâ” deriz. Diz üstü otururuz: Tekrar secdeye gideriz. Yine üç defa “Sübhâne Rabbiye’-a’lâ” deriz ve ayağa kalkmadan diz üstü otururuz. Ellerimizi dizlerimizin üzerine koyarız.
Bu şekilde oturduktan sonra “Ettahiyyâtü”, “Allahümme salli”, “Allahümme bârik” ve “Rabbenâ” dualarını okuruz.
Duaları okuduktan sonra, başımızı önce sağ omzumuza doğru çevirir, “esselâmü aleyküm ve rahmetullah” deriz. Daha sonra sol omzumuza doğru çevirir, “esselâmü aleyküm ve rahmetullah” diye selâm vererek namazımızı bitiririz.
Böylece iki rekât namaz kılmış oluruz.
Sırrı ER
Yazar
Üzüm, yazın en çok sevilen meyvelerinden biridir. Minik taneleri ve tatlı tadıyla hem çocukların hem de büyüklerin favorisidir. Üzümler farklı renklerde olabilir: mor, yeşil, kırmızı ve hatta siyah!Üz...
Yazar: Ayşe Gül PINAR
Sevgili çocuklar;Bir yıl daha geçip gidiyor hayatımızdan hepimiz bir yıl daha yaşlandık. Zaman öyle hızlı geçiyor ki… Onu durdurmak, yavaşlatmak mümkün değil. O da Allah’ın kendisine verdiği görevi ya...
Yazar: Sırrı ER
Çok çalışıp, gayret sarf ettikten sonra özlemle beklediğiniz yaz tatiliniz planladığınız gibi geçtiyse; aileleriniz ile tatile çıktıysanız, deniz ve güneşin tadını çıkardıysanız, büyüklerinizi ziyaret...
Yazar: Erdal KARASU
Araba nihayet köyümüze gelmişti. Çocukluk yıllarımın geçtiği ve her yanını iyi bildiğim bu yöreye gelmiş olmanın sevinciyle şoföre seslendim;- Yol ayrımında inecek var!Tozlu topraklı bu köy yolunda za...
Yazar: Sırrı ER