Çocuklara Saygı Öğretimi
Saygı, insan kişiliğinin bir özelliğidir. Bu özellik, hem bireysel hem de sosyaldir. Bu yazımda, kişiler arası ilişkilerde saygı konusu üzerinde duracağım. Peki, bu özellik öğretilir mi; öğrenilir mi?
Saygı, model alınarak öğrenilen bir kişilik özelliğidir. Aslında, çocuklar önce anne babalarını daha sonra evdeki ve sosyal ortamdaki diğer insanları örnek alarak öğrenirler. Televizyondaki, sosyal medyadaki ve toplumdaki olumsuz davranışları da model alarak öğrenir ve uygularlar. Bu olumsuz modellerin önüne elbette olumlu anne baba modeli geçmelidir
Günümüzde, bazı anne babalar ve yetişkinler, çocuk ve gençlerin kendilerine karşı saygılı olmadıkları konusunda yakınırlar. Şüphesiz, anne babalar ve yetişkinlerin haklı oldukları noktalar vardır.
Saygı davranışları aileden aileye, toplumdan topluma değişiklik göstermektedir. İlk önce bunu unutmamak gerekir.
Bazı anne babalar, danışmaya geldiklerinde çocuklarının hal ve hareketlerine dikkat etmediğini, nerede nasıl davranacaklarını bilmediklerini, yetişkinlere karşı saygılı olmadıklarını ifade ederler. Gerçekten de bazı çocuklar oturup kalkmada, konuşmada, büyüklerin yanında nasıl davranmaları gerektiği konusunda ve arkadaşlarıyla ilişkilerinde saygı konularında sorun yaşamaktadır.
Bu tespitler herkes tarafından yapılmaktadır. Peki, bazı çocuk ve gençlerin böyle olmalarının sebebi ne? Kendileri mi bunu istiyorlar?
Televizyonun ve sosyal medyanın bu konuda etkisi en başta gelir. Bunların etkisinin önüne geçmek günümüzde çok zor. Dizilerdeki edep, terbiye, görgü kurallarına ve kültüre ters düşen davranışlar çocukları olumsuz etkilemektedir.
Çocuklar, kazandıkları birçok davranışı okul öncesi dönemde edinirler. Bu durumda, anne babanın önemi artmaktadır. Anne babalar çocuklarının bazı davranışları konusunda şikâyetçi iseler durup kendi eğitim yaklaşımlarını değerlendirmeleri gerekir.
Saygı davranışları, anne baba tarafından sadece anlatılarak öğretilmez. Anne babalar, ancak kendileri yaşayarak saygı davranışını çocuklarına öğretebilir. Aile içinde saygı davranışları, nezaket kuralları ve nezaketli konuşmalar ne kadar fazla ise çocuk bunları o kadar öğrenir. Aile içindeki nezaket ve saygı, televizyonun, sosyal medyanın ve çevrenin etkisini de azaltacaktır.
Unutmayın, bir davranışı ancak siz yaşıyorsanız yani uyguluyorsanız çocuklarınıza da kazandırabilirsiniz. Anne babaların kendi aralarındaki konuşmalarda nezaketli olmaları ve birbirlerine saygılı davranmaları çocuklarına da yansıyacaktır.
Saygılı bir çocuk için neler öğretilmelidir? Nasıl davranılmalıdır?
Çocuklarınızı asla alaya almayın; yoksa o da başkasını alaya alacaktır. Hata yaptığınızda onlardan özür dileyin ki o da özür dilemeyi öğrensin. Ona sık sık teşekkür edin ki o da başkasına teşekkür etmeyi öğrensin. Öğreteceğiniz kuralları inandırarak öğretin, zorla değil. Saygı, nezaket ve görgü kurallarını açık ve net olarak anlatın ve kendiniz de uygulayın.
Yaptığım bir araştırma sonucuna göre, sürekli herkesi tersleyen, argo kelimeler kullanan, arkadaşlarına sert davranan, özür dilemeyi bilmeyen, nezaket kurallarını uygulamayan çocukların bu durumlarının %90 oranında aileden kaynaklandığını gördüm.
Çocuklara saygıyı öğretme yolunda atılacak 5 adım:
Eşref BOLUKÇU
Yazar
Babalık ne zaman başlar, diye bir soru sorsam cevabınız ne olur? Kanımca, birçoğunuz çocuk doğduktan sonra babalık da başlar, der. Bu bakış açısı, günümüz için geçerli değildir. Babalık, evlenme karar...
Yazar: Eşref BOLUKÇU
Anne babalar ve yetişkinler! Sizler, başarı beklentiniz ile çocuklarınızı nasıl etkiliyorsunuz? Başarı beklentiniz, çocuk üzerinde nasıl bir etki bırakıyor? Bazı anne babalar, maalesef, hep yüksek baş...
Yazar: Eşref BOLUKÇU
Geleneksel ailede babanın temel görevi, evin geçimini sağlayacak maddî kazanç elde etmekti. Gün boyu dışarıda olan baba eve geldiğinde günün yorgunluğunu atardı. Dolayısıyla çocuklarına çok fazla zama...
Yazar: Eşref BOLUKÇU
Baba ile ilgili, babalık ile ilgili yazıyor olmak, anneye ve anneliğe önem vermediğim gibi bir anlama gelmesin. Aile dergimizin bu sayısında baba, babalık ve babalar ile ilgili yazmaya çalışacağım. Bu...
Yazar: Eşref BOLUKÇU