Ahîlik
Taptuk Emre dergâhı Yunus Emre’nin yetiştiği dergâhtır. Dergâhın başında Taptuk Emre bulunmaktadır.
Moğolların en azgın oldukları zamandır. Taptuk Emre Dergâhı’na bir gece baskın yaparlar.
Ancak dergâhtaki dervişler baskından haberliydiler. Moğollara karşı iyi bir mücadele verdiler. Moğolları kılıçlayıp yendiler. Esir alınan Moğol çapulcular bağlanıp Selçuklu askerlerine teslim edildi.
Taptuk Emre Dergâhı büyük badire atlatmıştı.
Bu hadiseden birkaç gün sonra dergâha bir Moğol askeri gelir. Dergâhın idarecisi Sayyad’la aralarında konuşmalar geçer:
Sayyad, “Dur giremezsin. Üstün başın da perişan. Kimsin sen?” diye sorar.
Moğol askeri üzgündür.
“Ben kötü niyetli değilim.”
“Bir Moğol askeri olduğun anlaşılıyor. Anlat. Ne istiyorsun?”
“Ben buraya saldıran Moğol askerleriyle beraberdim. Onlardandım. Gece buraya saldıracakları sıra aralarından sıvıştım.”
“Neden?”
“Daha önce sizin bu dergâhtakilerin güzel bir yaşayışın içinde olduklarını duymuştum. Onun için size katılmak istiyordum. Zulümden, insanları öldürmekten nefret ediyordum. Onun için onlardan ayrılmayı, size dâhil olmayı düşündün.”
“Adın ne senin?”
“Nogay.”
“Doğru söylediğin anlaşılıyor. Taptuk Sultan’a arz ederim. Sanıyorum seni dergâha alır.”
“Yalnız bir isteğim var .”
“Nedir?”
“Ben adımın değişmesini istiyorum. Adım sizin kullandığınız güzel isimlerden olsun. Moğol isimlerinden nefret ediyorum. Adım Nogay’dan başka bir isim olsun.”
“İstersen senin adın Ahmed olsun.”
“Ahmed çok güzel. Çok sevdim bu adı. Neden Ahmed peki?”
“Ahmed kardeşimiz vardı. Gül Ahmed derdik biz ona. Çok güzeldi. Moğolların saldırdığı gece şehid oldu. Onu hatırlayalım dedik. Ayrıca Ahmed, peygamberimiz’in isimlerinden biridir.”
“Bana böyle kıymetli bir insanın adını verdiğiniz için çok mutlu oldum.”
“Nasibin varmış ki gelip bize katıldın.”
“Peki, bana şu Ahîlikten bahseder misin biraz.”
“Ahîlik Anadolu’daki Müslüman Türklerin ortaya çıkardığı bir teşkilattır. Kurucusu Ahî Evren’dir. Teşkilâtın piri Debbağ Ahî Evren’dir. 32 çeşit esnaf ve sanatkârın başıdır. Aynı zamanda büyük bir âlim ve fikir adamıdır.
Kayseri, Kırşehir ve Ankara’da çoğaldı Ahîler. Kısa zamanda pek çok şehre yayıldılar. Seçlukluların ve Osmanlıların alt yapısını meydana getirdiler.
Oğuz Türkleri Anadolu’ya geldiklerinde sanat ve ticaret Rum ve Ermenilerin elindeydi. Ahîlikle Türkler sanat ve ticarete hâkim oldular.Selçuklu ve Osmanlı idarecilerinden pek çoğu Ahîliği esas almıştır.
Müslüman olmayanlar, çevresinde iyi tanınmayanlar teşkilata alınmazlar. Kötü söz getirebileceği düşünülenler, kötü ahlaklılar teşkilata giremez. Katiller, hayvan öldürenler teşkilata alınmazlar.Bozuk mal yapan ve satanlar teşkilattan atılırlardı. Papucu dama atılmak sözü buraya dayanmaktadır.
Ahî Evren’in eşi Fatma Bacı da ‘Bacıyân-ı Rum’ yani ‘Anadolu Kadınları’ teşkilatını kurdu. Ve Kadın Ana olarak tanındı.”
Mustafa AKGÜN
Yazar
Doğru Ömer ve karısı Doğru Elif tarlalarında bostan çapası yapıyorlardı. Onlar işe dalmış devam ederlerken ilerden birinin kendilerine doğru geldiğini gördüler.Elif gelene dikkatli dikkatli baktı;“Amc...
Yazar: Mustafa AKGÜN
Çiğdem okul dönüşünde yemeğini yedi. Üstünü değiştirdi. Sonra evlerinin avlusuna çıktı. Çöp kovasını ve süpürgeyi aldı. Avluyu süpürmeye başladı. Süpürdüğü çöpleri sokaktaki belediyenin çöp aracına bo...
Yazar: Mustafa AKGÜN
Sadaka nedir?Allahu Teâlâ’nın rızasına niyet ederek ve hiçbir karşılık beklemeden muhtaç olanlara, fakirlere, bağışlanan mal, para veya her türlü iyilikte bulunmadır. Peygamberimiz (s.a.v.) bir hadis-...
Yazar: Ayşe Gül PINAR
Lâle en güzel çiçeklerdendir.Sanki bizim milletimizin millî çiçeğidir.Öyle bir çiçek ki milletimizle haşır neşir oluşmuştur. Edebiyatımızda, güzel sanatlarımızda ve pek çok alanda yer alır.Osman...
Yazar: Mustafa AKGÜN