Hayme Ana ve Mızık Çamı
Hayme Ana, Ertuğrul Gazi Bey’in anasıdır. Bu hesapla Osmanlı hanedanının 36 padişahının anasıdır. Onların tabiriyle Hayme Ana Osmanoğullarının “dip ebesidir”. Osmanlıda büyük annelerin hepsine de “ebe” diye hitap edilir. Bu tabir Marmara ve Ege Bölgelerinin çok yerinde bugün hâlâ sürmektedir. Bu vesileyle Hayme Ana’dan bir hatırayı kaydetmek çok güzel, çok duygulandırıcı olacaktır. Mızık Çamı o tatlı hatıralardan biridir.
Mızık Çamı, Domaniç Yaylasında bulunmaktadır. Başta Osman Bey ve oğlu Orhan Bey olmak üzere pek çok Kayı Boyu Beylerinin bebekken beşiklerinin kurulduğu bir çam ağacıdır. Bebekler mızıklandığı zaman bu Mızık Çamındaki beşikte belenirlerdi. O beşik sallanarak şehzade bebekler rahatlatılır, uyutulurdu. Hayme Ana ve Ertuğrul Gazi’nin eşi Halime Hatun Osman Gazi’yi bebekken bu beşikte sallamışlardır.
Bu sırada bebeği olan diğer bazı Kayılı kadınlar da etraftaki diğer çamlara beşikler kurmaya başlamışlardı. Bir zaman sonra Osman’ın yattığı Mızık Çamına yakın çamların pek çoğuna beşikler kuruldu. Şimdi bu çamların başında bebeklerin beşiğini sallayan, onlara ninniler söyleyen analar vardı. Beyaz keçeden yapılmış çadırların kurulduğu yerin hemen yakınındaki Mızık Çamına bir beşik kuruldu. Hayme Ana ve Halime Hatun bebek Osman’ı getirip bu beşikte sallıyorlardı. Bebek Osman mızıkladığında hemen onu bu beşiğine getiriyorlardı. Onun için bu çamın adı Mızık Çamı olarak kalmıştı.
Şehzadeler olsun, diğer Kayılı bebekler olsun Mızık Çamı yakınındaki çamlara kurulan beşiklerde salınıyordu. O beşiklerde uyutuluyordu. Mızık Çamında Kurulu bu beşiğe Hayme Ana bebek Osman’ı yatırıyor, sallıyor ve uyutuyordu. Ninni de söylüyordu tabiî. Belki o ninnilerden biri de şuydu:
Hu… Hu… Huuu…
Benim oğlum uyusun ninni
Uyusun da büyüsün ninni
Tıpış tıpış yürüsün ninni
Yiğitleri peşinden sürüsün ninni
Ordusu dünyayı bürüsün ninni
Yüce Allah’ımıza ersin ninni
Hu… Hu… Huuu…
Bu bir ninni olmakla beraber aynı zamanda bir dua idi de. Besbelli ki geçen, kabul edilen bir dua idi. Hayme Ana’nın konuşurken tok ve sertçe olan sesi ninni okurken sanki inceliveriyordu. Sesi yüreğinin derinliklerinden geliyor gibiydi. Çok duygulandırıcı bir hal alıyordu. Hayme Ana’nın bu ninnisi su şırıltılarına, kuş seslerine, çam uğultularına karışıp gidiyordu. Osman da tatlı bir uykuya dalıyordu gayrı. Osman Bey’in bebeklik zamanında Mızık çamının dalına beşik kurulmuş, Osman bu beşikte sallanmıştır. Bu çam 1988’li yıllara kadar ayakta kalabilmiş, sonra da yıkılmıştır. İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi yetkililerince hesaplanabilen yaşının 740’tır. Bazı şairler Mızık Çamını hatırlayarak şiirler yazmaktadır.
Hasretiz biz dalındaki beşiğe
Mızık Çamı, Mızık Çamı nerdesin?
Tarihe şan veren Osman bebeğe
Ninnilerin söylendiği yerdesin?
Mustafa AKGÜN
Yazar
Orhan, her yaz olduğu gibi bu yaz da dedesinin köyüne gelmişti. Dedesinin köydeki evi, şirin bir evdi.Evin önünde geniş bir avlu vardı. Avlunun bir tarafında, dedesinin tarlada ve bahçede kullandığı â...
Yazar: Mustafa AKGÜN
I. Dünya Savaşı (1914-1918)’nın İtilaf Devletlerince galibiyetle sonuçlanması ve ardından 30 Ekim 1918’de imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşması topraklarımızdaki zulmü daha da artırmıştır. İtilaf Devle...
Yazar: Sait ÖZER
Allahu Teâlâ kâinatı yaratırken ağaçları toprağa, balıkları denize, yıldızları ve gezegenleri güneşin etrafına yerleştirmiş ve onlara emanet etmiştir. Bütün nimetleri emrine verdiği insanı da bu dünya...
Yazar: Esra Elif ŞAHİN
Zeyd bin Harise çocukken bir kafileyle yolculuk ediyordu.Ancak kafile baskına uğradı. Zeyd de diğerleri gibi esir oldu.Baba Hârise’nin yüreği yanmıştı. Oğlunun elinden alınışı onu üzmüştü.O zamanlar d...
Yazar: Mustafa AKGÜN