TÜRK-KÜRT KARDEŞTİR
Alpaslan, Afşin Bey, Sav Tekin karargâhtaydılar. Otağ-ı Hümayun’da oturuyorlardı. Maiyet eri içeri girdi. “Sultanım, uzaktan bir grup gelmektedir. Silahlı asker gibi gözükmektedirler.” dedi. Bir müddet sonra gelenlerin başı olduğu anlaşılan biri Alpaslan ve kumandanlarının yanına yaklaştı. “Selamın aleyküm, yüce Sultan Alpaslan.” dedi. Alpaslan, “Aleyküm selâm. Yiğit bir görünüşün var. Kimsin sen?” dedi. “Ben bu çevredeki Kürtlerin beyiyim. Adım Molla Ali Yahya Manzurî’dir.” “Buraya niçin geldin?” “Sultanım!... Duyduk ki Bizanslılarla savaşa girmek üzeresiniz. Cihat her Müslümana farzdır. Müslüman Kürtlerle Müslüman Türkler birbirinin kardeşidir. Türk-Kürt kardeştir. Dolayısıyla sizin safınızda savaşa girsek gerektir.” Alpaslan Afşin’e fısıltı halinde sordu. “Bunda bir oyun olabilir mi Afşin?” Afşin Bey de fısıltı halinde cevap verdi. “Hayır Sultanım. Bunlar Kürt. Gerçek Kürtler samimi Müslümandırlar. Onlarda kalleşlik ve hainlik olmaz. Meğerki iblis kalplerini istilâ etmiş olsun. Gerçi iblis kimin kalbine girerse onu sapıttırır ya.” Molla Ali Yahya Manzurî, Alpaslan ve Afşin Bey’deki şüpheyi gidermek için şunları söyledi: “Ne konuştuğunuzu duymuyorum ama anlıyorum Yüce Sultan. Öyle konuşmakta haklısınız. Harp üzerindesiniz. Her türlü ihtimali düşünmek ve her türlü tedbiri almak gerek. Ama biz samimi olarak sizin saflarınızda savaşmak istemekteyiz. Buna inanın Yüce Sultan. Siz yüce dinimiz adına savaşacaksınız. Bunun için sizinle düşmana karşı savaşmayı canımıza minnet biliriz. Sizi böyle savaş hazırlığı içinde görmüşüzdür. Bundan sonra size yardım etmemek bizim için büyük vebal olurdu. Bunu yapmasak öbür dünyada halimiz nice olurdu? Peygamberimiz Hz. Muhammed bizim yüzümüze bakar mıydı? Bize şefaat eder miydi? Allah merhamet eder miydi bize?” Alpaslan vurgulu bir ses tonuyla konuştu. “Bu sözleri söyleyen kimse hain ve kalleş olamaz.” Molla Ali Yahya Manzurî’ye doğru ilerledi Alpaslan. Çok sevinçli idi. “Hoş geldin, sevgili kardeşim Molla Ali Yahya Manzurî.” “Hoş bulduk yüce Hakan.” Alpaslan ve Molla Ali Yahya Manzurî kucaklaştılar. Alpaslan etrafındaki askerlerine seslendi: “Kumandanlarım ve askerlerim!... Kürt kardeşlerimizi kucaklayın. Onları iyi bir şekilde ağırlayıp dinlendirin. Çünkü onlarla beraber savaşacağız. Belki onlarla beraber cennete uçacağız. Belki Cemalullah’ı onlarla beraber seyredeceğiz.” Her iki tarafın kumandanları ve askerleri arasında sevinç çığlıkları duyulmaya başlar. Alpaslan ve kumandanları, Molla Ali Yahya Manzurî’yi sırayla kucakladılar. Çoğunun gözünde sevinç gözyaşları vardı. Molla Ali Yahya Manzurî de ağlıyordu. Hep beraber Otağ-ı Hümayun’a girdiler. Alpaslan’ın askerleri de Kürtlerin yanına koşuşmaya, onlarla kucaklaşmaya başladılar. Sonraki günlerde, o zamanın Amerika’sı olan Bizans’a karşı o büyük zaferi beraberce kazandılar.
Mustafa AKGÜN
Yazar
Doğru Ömer ve karısı Doğru Elif tarlalarında bostan çapası yapıyorlardı. Onlar işe dalmış devam ederlerken ilerden birinin kendilerine doğru geldiğini gördüler.Elif gelene dikkatli dikkatli baktı;“Amc...
Yazar: Mustafa AKGÜN
Yerli malı demek bizim, akrabamızın, komşumuzun, babamızın, kardeşimizin emek vererek ürettiği mal demektir. İnsanın kazancını, malını, zamanını verimli bir şekilde ve gerektiği gibi kullanmasına t...
Yazar: Naciye BEYZA
Lâle en güzel çiçeklerdendir.Sanki bizim milletimizin millî çiçeğidir.Öyle bir çiçek ki milletimizle haşır neşir oluşmuştur. Edebiyatımızda, güzel sanatlarımızda ve pek çok alanda yer alır.Osman...
Yazar: Mustafa AKGÜN
Orhan, her yaz olduğu gibi bu yaz da dedesinin köyüne gelmişti. Dedesinin köydeki evi, şirin bir evdi.Evin önünde geniş bir avlu vardı. Avlunun bir tarafında, dedesinin tarlada ve bahçede kullandığı â...
Yazar: Mustafa AKGÜN