SULTAN BEŞİNCİ MURAT HAN
Birçok vaka gördü yolun başında, Oldu hep bermurat beşinci Murat… Tahta çıktı otuz altı yaşında, Üç aylık saltanat beşinci Murat… Değişmiş sonradan Mehmet’ken isim, Bir ‘Aziz’ amcaya vefasız hasım! Piyano merakı, musiki, resim, Baştanbaşa sanat beşinci Murat… Yıllarca Siyonist dostlara kandı, Kumarın, alkolün narıyla yandı, Saray yağmalandı, borçlar kapandı, Seyre dalmış heyhat beşinci Murat!… Sinirler yıprandı, şuur yan yattı, Mason batağında battıkça battı, Cinnetle kendini havuza attı, Kalmamış hiç takat beşinci Murat… Tahtan indirilmiş, gidince akıl, Abdülhamit Han’ın seyrine takıl, Çırağan’da geçmiş yirmi sekiz yıl, Mahpusça bir hayat beşinci Murat… Taht sonrası, üç kez düşmüş hataya, Sonunda baykuşlar konmuş çatıya, Şehzade vaktinde, doğu batıya, Eylemiş seyahat beşinci Murat… Saray terbiyesi tahsil olsa da, Tarih, kelam, fıkıh, lisan bilse de, Celil’im yazarken mahzun olsa da, Bir acı hakikat beşinci Murat…
Halil GÖKKAYA
Şair
Dağ-taş Hakk’ı zikrediyor,Taşlar Mevlevi Mevlevi…Cıvıl cıvıl bak ne diyor,Kuşlar Mevlevi Mevlevi…Mekke yürek, Medine Can,Konya, âşıklara mekân!Allah korkusuyla akan,Yaşlar Mevlevi Mevlevi…Her beyitte ...
Şair: Halil GÖKKAYA
Bir şehir ki Türkiye’nin serhaddi,Elmasta kaç kırat değer Edirne?Güzellikler hem manevi hem maddi,Saklıymış kalbinde meğer Edirne…Süloğlu’nun, Uzunköprü niyazı,Selimiye yükseltiyor avazı,Burmalı camim...
Şair: Halil GÖKKAYA
Bu yükseliş kalır yarım,Semâya fırlayan okuz!Erir gider umutlarım,Bugün varız, yarın yokuz...Melek çıkar, gelir gülüm,Seyir biter, kopar film...Neler yıkıp geçer ölüm,Bugün varız, yarın yokuz...Felekt...
Şair: Halil GÖKKAYA
Bir eldeyken, ikinciyi,Verseler az gelir banaYatak yerine kuş tüyü,Serseler az gelir bana.Unutmuşum gerçekleri,Hep tek yedim çilekleri,Bütün güzel çiçekleri,Derseler az gelir bana.Yokluk yaşıyorum var...
Şair: Halil GÖKKAYA