Serçenin Hüznü
Sevgili arkadaşlar, biz insanlar doğumumuzdan vefatımıza kadar birçok sıkıntı ve imtihanla karşı karşıya kalırız. Bazen mutluluktan adeta uçarız, bazen de içimizi bir hüzün kaplar ve elimizden tutacak bir dost ve yardımcı ararız. Karşılaştığımız zorluklar bizi daha güçlü kılar. Hatta bizi daha büyük tehlike ve zorluklardan korur. Ama biz o gerçeği çok geç fark ederiz.
Biz Müslümanlar olarak her daim Allah'a güvenip O'na derdimizi arzediriz. Çünkü Allah bize şah damarımızdan daha yakın olandır.
İşte bu gerçeği bize anlatan bir hikâyeyi sizlerle paylaşmak istiyorum:
Hikâye odur ki bir gün bir serçe, Allah’a küsmüştü. Günler geçiyordu ve serçe Rabb’ine bir şey demiyor, içine kapanmış, derin bir hüzne boğulmuştu. Melekler merakla Allah’a serçeyi soruyorlardı ve her defasında Allah, meleklere; “O gelecek! Çünkü onun sesini duyacak tek varlık benim ve onun minik kalbindeki derdini anlayacak olan da yalnız benim.” diyordu.
Bir zaman sonra serçe; kalbi hüzün, gözü yaşla dolu bir halde bir ağacın dalına kondu. Hiçbir şey söylemiyordu, öyle sessiz sessiz bekliyordu. Allah, serçeye seslendi;
- Söyle bana! Canını sıkan ve kalbini hüzne boğan nedir?
Melekler serçe ne söyleyecek diye ona bakıyordu. Serçe mahzun, biraz da sitemli ses tonuyla;
- Küçük bir yuvam vardı; yorulduğumda dinlendiğim, üşüdüğümde sığındığım. Kimseyi rahatsız etmiyordum ve kocaman dünyada ufacık bir yerdi, kimsenin yerini dar etmiyordu. Sen onu da bana çok gördün, neydi o zamansız fırtına? Esip yıktı yuvamı ve beni yuvasız bıraktı.
Artık konuşamadı serçe, sözleri boğazında düğümlendi. Sessizlik Arş-ı Rahman’da yankılanıyordu ve melekler başlarını eğmiş Allah’ın vereceği cevabı bekliyordu.
Allah;
- Ey serçe! Sen benim kulum değil misin?
- Elbette kulunum Allah’ım!
- Öyleyse niye benim yapıp ettiklerime razı olmuyorsun da bilmediğin bir şeyi sorguluyorsun?
Serçe boynunu bükmüştü. Yüce Allah şöyle seslendi;
- Ben size demedim mi! Sizin hayır bildiğinizde şer, şer bildiğinizde hayır olabilir diye?
Serçe suçluluk içinde başını eğiyordu. Sonra cevap verdi;
- Dedin Allah’ım.
- O halde neden hikmetini bilmediğin şeyleri sorguluyorsun?
Serçe hiçbir şey söyleyemedi. Mutlaka yuvasının yıkılışında bir hikmet vardı ama neydi o? Yüce Allah, meleklerin de serçenin de merak ettiği o hikmeti açıkladı;
- Sen, o yuvanda dinlenirken seni avlamak isteyen bir yılan yuvana doğru geliyordu. Seni yılandan korumak için fırtınaya emrettim yuvanı yıksın diye. Böylece sen oradan uzaklaşarak yılandan kurtuldun. Nice belalar var ki muhabbetimle senden uzaklaştırdım. Oysa sen, kuşatıcı muhabbetimi görmüyor, geçici belalardan dolayı bana düşman oluyorsun...
Serçe mahcup bir şekilde boynunu bükmüş, hayatının en önemli dersini almıştı.
Sevgili arkadaşlar, bizler de her an bizi görüp gözeten Allah'a güvenip işlerimizi ve dertlerimizi O'na arzedelim. Bizim sesimizi duyacak tek varlık ancak O'dur...
Kalın sağlıcakla...
Esra Elif ŞAHİN
Yazar
Otobüs, durakta durmuş yolcularını indiriyor, binmek için sırada bekleyenleri yavaş yavaş içerisine alıyordu. Ömer ve annesi de bu otobüsün içindeydiler. Ömer kafasını otobüsün penceresine dayamış dış...
Yazar: Emine Yılmaz DERECİ
Şairlere ilham olan, her karışı tarih kokan boynunda gerdanlığıyla şehirleri kıskandıran güzel İstanbul... Peygamberimiz’in övgüsüne mazhar olan Sultan Fatih'in bize emaneti İstanbul'un tarihî d...
Yazar: Esra Elif ŞAHİN
Sevgili arkadaşlar, sizlerle kültürümüzde ve inancımızda çok özel yeri olan komşuluk hakkı ve komşularımız ile ilgili hasbihal etmek istiyorum.Komşu nedir bilir misiniz?Komşu, bir fincan kahvedir, bir...
Yazar: Esra Elif ŞAHİN
Sevgili arkadaşlar, hayat nedir diye sorsalar size, ne cevap verirdiniz?Hayat, kaç perde olduğu belli olmayan, dünya kadar büyük ve geniş sahnesi olan bir tiyatro oyunu mu?Yoksa uzun bir yolculuk esna...
Yazar: Esra Elif ŞAHİN