Peygamber Efendimiz En Güzel Örnektir
Hz. Peygamber (s.a.v.)’in amacı ise sadece insanların davranışlarını düzeltmek değil, kalplerine hitap ederek onları içten değiştirmekti. O; çıkarcılığa, kabileciliğe ve kana dayalı güvensizlik üzerine kurulu bir toplumu, Kur’an’a ve iman kardeşliğine dayalı, sağlıklı, güvenli ve mutlu bir toplum haline getirmeye çalıştı.
O’nun sevgisi ve hoşgörüsüyle koşan, O’nu anlamaya ve sünnetine uymaya çalışan ümmeti, her zaman bu gururu yaşar. Peygamberimiz (s.a.v.)’in yirmi üç yıllık kısa bir süre içerisinde etrafındaki yüz yirmi dört bin sahabesi ile oluşturduğu canlı misyon, bu sevgiyi ve hoşgörüyü günümüze kadar taşımıştır. Sahabeler, her biri birer hidayet yıldızı olarak Peygamber sevgisini ve onunla özdeşleşmenin heyecanını bizlere aktarmışlardır. Bu sevgi ve coşku, kalplerimizde her zaman yer bulmuştur.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in bazı özellikleri: Sevgi doluydu, doğru sözlüydü, güler yüzlüydü, sabırlıydı, güvenilirdi, merhametliydi, şefkatliydi, cömertti, yol göstericiydi, dürüsttü, adaletliydi, tatlı dilliydi, düşünceliydi, susması konuşmasından uzun sürerdi, lüzumsuz yere konuşmazdı, dünya işleri için kızmazdı, hataları yüzlere vurmazdı, hediyeleşirdi, konuştuğunda ne fazla ne eksik söz kullanırdı.
Kendi şahsı için öfkelenmez ve öç almazdı. Kötü söz söylemezdi. Affediciliği doğaldı. İntikam almazdı. Düşmanlarını affetmekle kalmaz, onlara değer verirdi. Kimseyle çekişmezdi. Boş şeylerle uğraşmazdı. Umanı umutsuzluğa düşürmezdi. Hoşlanmadığı bir şey hakkında susardı.
Kimseyi ne yüzüne karşı ne de arkasından kınamaz ve ayıplamazdı. Kimsenin kusurunu araştırmazdı. Hayırlı olmayan sözü söylemezdi. Yanında en son konuşanı ilk konuşan gibi dinlerdi. Ağırbaşlıydı. Konuşurken çevresindekileri kuşatırdı. Kelimeleri tatlı ve berraktı. Yürürken ağır ve vakar doluydu. Yardıma gelen kimseyi geri çevirmez ve dostlarına şöyle derdi: “Dünyada bir yolcu gibi ol.”
Her zaman mütebessim ama hüzünlü bir hali vardı. Kötü söz söylemezdi. Fakirlerle birlikte yerdi. Fark edilmez ve gösterişi sevmezdi. Konuşurken yüzünü başka tarafa çevirmezdi. Ayrıcalıklı bir yerde oturmazdı. Sade bir yaşam sürerdi ama sıradan değildi.
Peygamberimiz’i anmaktan çok anlamamız gerekiyor. Peygamber Efendimiz’i sadece anmak yetmez; O’nu anlamak ve O’nun gibi yaşamak için çaba göstermeliyiz. Hayatımızın her alanında O’nun sünnetini rehber edinmeliyiz. Çünkü O, bizler için “Üsve-i Hasene” yani “En Güzel Örnek”tir.
Peygamberimiz bizden hoşgörülü ve saygılı olmamızı, sevmeyi ve kardeşliği istemektedir. Sevgiyi önce kalbimizde yeşertmeliyiz. Tıpkı bilgisayarlarımızda dosyalar açıp her zaman onlardan yararlandığımız gibi, gönül dünyamızı da kardeşlerimize açık tutmalıyız. Gönlümüzü herkesi kucaklayacak kadar geniş tutmalı, barışı, huzuru, dayanışmayı ve kardeşliği önce ailemizden başlayarak, çevremize, komşularımıza ve tüm insanlığa yaymalıyız.
Allah Nisâ Suresi’nin 80. ayeti kerimesinde, (c.c.) “Kim Peygamber’e itaat ederse, şüphesiz, Allah’a itaat etmiş olur.” buyuruyor. Bu ayet-i celilenin ışığında, gerçek muhabbet Peygamberimizin yolundan gitmeyi ve O’na itaat etmeyi gerektirir. İlahi sevgiye ulaşmanın yolu da istikameti de Muhammedî sevdadan geçer.
O’nu sevmek, O’na itaat etmektir; O’nu sevmek, O’nun sevmediklerini sevmemektir. O’nu sevmek, O’nun şerefli ashabını ve O’nu sevenleri de sevmektir. Peygamberimiz, “Kişi sevdiğiyle beraberdir.” müjdesini vererek ümmetine cennette beraber olmayı vaat etmiştir.
O’nun sevgisi, öyle derin bir aşk olmalıdır ki diğer tüm sevgiler O’nun sevgisi yanında sönük kalmalıdır. O’nun sevgisi, sahibini imanın en zirve noktasına ulaştıracak bir muhabbet olmalıdır.
Bezm-i Âlem Valide Sultan’ın, “Muhabbetten Muhammed oldu hâsıl, Muhammed’siz muhabbetten ne hâsıl?” diye ifade ettiği sevdâ-yı Muhammedî işte böyle bir aşktır. Peygamberimizin yolundan gidersek ufkumuzu kaplayan sisler, karanlık bulutlar, endişeler ve korkular kaybolur.
Allah’ım, O’nun yolundan gitmeyi bizlere nasip et! Habîbullah’ı sevmek, Allah’ı sevmektir. Rasûlullah’a duyulan muhabbetin derecesi, imanın ölçüsüdür. Bu sebeple, bizlere O’nun muhabbetini lütfet, yâ Rabbi! O’nun aşkını kalplerimizde bir alev deryası gibi büyüt, bizleri O’nun yolundan ayırma!
O’nun gölgesinde olmak, cennetten baharlara ermektir. O’ndan medet ummak, çölde susamış dudaklara ab-ı hayat vermektir. O, hicranla yanan gönüllerin mutluluk rüzgârıdır. O, sonsuzluk âleminin itibarıdır. O, ümidin temsilcisidir. O; bizim gönüllerimizin sultanı, dertlerimizin dermanı, kurtuluşumuzun fermanıdır. Biz de O Habîb-i Kibriyâ’nın eşiğine baş koyup şefkatine muhtaç olduğumuzu, Yunus Emre’nin diliyle, şöyle ifade ediyoruz:
Canım kurban olsun Senin yoluna,
Adı güzel, kendi güzel Muhammed,
Gel şefâat eyle kemter kuluna,
Adı güzel, kendi güzel Muhammed.
Yaman Dede’nin sözleriyle de sesleniyoruz;
Ezel bezminde bir dinmez figândım Yâ Rasûlallah,
Cemâlinle ferah-nâk et ki yandım Yâ Rasûlallah
“En Güzel”e yâr olanlara, “Gül”e gönülden bağlananlara binlerce selâm olsun! Âmîn...
Sümeyye Büşra YILDIZ
YazarSağlıklı bir kişide görülmesi gereken ortalama vücut ısısının 36,5-37 derecedir. Beyindeki kontrol merkezi dış ortam ile ilgili gerekli uyarıları alarak bu ısı ayarını düzenli olarak kan damarları, te...
Yazar: Nesibe AYDIN
Bizleri arınma ve bağışlanma ayına kavuşturan Rabb’imize sonsuz hamd, âlemlere rahmet olarak gönderilen Peygamberimiz Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.)'ya binlerce salât ve selam olsun. Başı rah...
Yazar: Sümeyye Büşra YILDIZ
Bugünlerde en çok ihtiyaç duyduğumuz konuların başında bir ve beraber olmamız gerektiği gelmektedir. Yüce Rabb’imiz, Âl-i İmrân Sûresi’nin 103. âyetinde; “Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı sarılın. ...
Yazar: Sümeyye Büşra YILDIZ
Atalarımız, "Yarım elma gönül alma." demişler. Amacımız; gönül kırmak, incitmek, üzmek mi yoksa gönül kazanmak, gönül almak, gönüllere girmek mi olmalı? Hayırlı ve güzel işler yapanları asla unutamayı...
Yazar: Sümeyye Büşra YILDIZ