Nezaket Elbisesi
Bir aileyi ayakta tutan en önemli değerlerden biri de eşlerin birbirine gösterdiği nezakettir. Ne var ki bunu çoğu zaman gözden kaçırırız.
İşin garip tarafı, dışarıdaki insanlara nazik olmak bize daha kolay gelir. Tanımadığımız birine teşekkür eder, birinin önünden geçerken “Affedersiniz.” der, kapıyı tutar, gülümseriz. Fakat yanı başımızda olan insanlara karşı bu inceliği nedense unuturuz.
“Nasıl olsa eşim beni anlar.” deriz.
Teşekkürü erteler, özür dilemeyi gururumuza yediremeyiz. Hâlbuki evliliği yıpratan şeylerin birçoğu, büyük hadiselerden önce küçücük ihmallerle başlar. Küçük kırgınlıklar, hoyrat sözler, ilgisizlikler ve teşekkürsüzlükler zamanla birikir.
Oysa dışarıda gösterdiğimiz nezaketi evimizin kapısından içeri girdiğimizde de sürdürebilsek birçok mesele daha büyümeden çözülebilir.
Mesela eşimize “Hoş geldin.” demek, “Günün nasıl geçti?” diye sormak, “Sen biraz dinlen, ben hallederim.” diyebilmek… Küçük gibi görünen bu cümleler, hayat arkadaşımıza verdiğimiz değeri hissettirir.
Nasıl ki evimize gelen bir misafirin hâlini hatırını sorar, yorulmuşsa dinlenmesini ister, gönlünü hoş etmeye çalışırsak aynı hüsn-i muameleyi eşimize de gösterebilmeliyiz. Gün boyu çalışan, çocukların ve ev işlerinin telaşıyla yorulan kadın da erkek de eve geldiğinde anlaşılmak ve kıymet görmek ister.
Nezaket, günlük hayatın küçük ayrıntılarında kendini gösterir. Bir kahvenin yanına bırakılan güzel bir sözde, “Eline sağlık, çok yorulmuşsun.” diyebilmekte, “Bugünlerde seni biraz ihmal ettim, hazırlan, dışarı çıkalım.” gibi tatlı davetlerde… Bunların maddi bir karşılığı yoktur ama manevi değeri çok büyüktür.
Aile içindeki nezaket yalnızca eşler arasındaki huzuru etkilemez. Çocuklar da anne babalarının birbirine nasıl seslendiğini, bir şey isterken hangi kelimeleri kullandığını, tartışırken birbirlerinin haysiyetini koruyup korumadığını görür. Özür dilemeyi, gönül almayı ve karşısındakine saygı göstermeyi önce kendi evinde öğrenir.
Bugün aile yapılarındaki büyük çatırdamalardan söz ediyorsak bunlar çoğu zaman bir günde ortaya çıkmıyor. Küçük ihmaller üst üste geliyor, sonra bir bakıyoruz, küçücük sandığımız şeyler kocaman bir mesele hâline gelmiş.
Evliliğin ilk yıllarındaysak duvarlar çatlamadan tuğlaları güzel sözlerle, güzel davranışlarla sağlamlaştıralım. Yıllar geçmişse de “Artık bizden geçti.” demeyelim. Yıpranmış bir yuva da yeniden güzelleşebilir. Bunun için bazen ilk adımı atmak yeterlidir.
Nezaket bulaşıcıdır. Bir evde başlayan güzel bir söz, çocukların diline, sonra onların kuracağı yuvalara kadar uzanır.
Bir ailede nezaket çoğaldıkça huzur da çoğalır. İnsana yakışan en güzel elbise, nezaket elbisesidir.
Gülşen CANPOLAT
Yazar
Hayatın koşturmacası içinde yanımızda olan insanların varlığını çoğunlukla bir doğal durum, hiç bitmeyecek bir kaynak sanırız. Her fırtınada sığındığımız o limanın da bazen sığınacak bir limana ihtiya...
Yazar: Ayşe Gül PINAR
İstanbul’un kalbinde, yüzyılların canlı şahidi Topkapı Sarayı ne çok yaşanmışlık barındırır sinesinde… Ne çok hikâyeye ev sahipliği yapmıştır. Kaşıkçı elması da o hikâyelerin belki de en ihtişamlısıdı...
Yazar: Gülşen CANPOLAT
İnsan, var olduğu günden bu yana kendi varlığını anlama ve bir yere oturtma çabası içindedir. Bu çaba kimi zaman gururun ve kibrin dik yamaçlarında kaybolmaya, kimi zaman da sadeliğin ve inceliğin dur...
Yazar: H. İklil ABBASOĞLU
Aile, her bireyin içinde doğup büyüdüğü, hayata dair temel bilgileri aldığı, edebî ve ahlakî görgü kurallarını öğrendiği ilk eğitim yuvasıdır. Çocuklar aile içinde büyüklerinin konuşmalarını, davranış...
Yazar: Emine Büşra YÜKSEL