Küçük Kalplere Yüklenen Büyük Sorumluluk
“O küçük yürekli minikler üzülmeye bunu dert edinmeye başlıyor. Hayatta dert edinecek devasa birçok şey varken basit ama çocuğun dünyasında fırtınalar koparan bu küçük mesele dert olarak kalıyor kalbinde. İşte bunun ağırlığı paha biçilemez, ne kadar ağırdır diye tartmak, ölçmek mümkün değil. O yüzden hem kelimelerinin anlamının feda edilmediği hem de nitelik açısından değerinin düşürülmediği bir kavramın ortaya çıkması lazım. “
Hayat bazen etrafımızda gördüğümüz olaylarla şekillenir, anlam bulur ve bir teamül hâline gelir. Yazılı olmayan bazı kuralları âdâb-ı muâşeret dediğimiz görgü kurallarıyla şekillendiririz. Yani bir nevi toplum tarafından kabul görmüş davranışlar silsilesi. Zaman zaman toplumda yanlış şeyler de doğru gibi algılanabilir, bu aslında bir yanılgının dışavurumudur. Belki de bazen iyi kıyaslayamadığımız için gözden kaçmış konular olabilir.
Bugünlerde okulların kapanmasıyla birlikte mezuniyet törenleri yapılıyor. Eskiden üniversitede bir mezuniyet töreni yapılırdı; bir ilim, ihtisas sonucu bir unvan, bir meslek edinmesinin nişânesi olarak mezuniyet töreni yapılır ve bir anlamı olurdu. Şimdilerde ise anaokuluna kadar bu etkinlikler inmiş durumda. Başlangıçta mâsumane gibi görülebilir, öğrenciler eğleniyor gibi görülebilir. Öğrencilerin eğlenmesinde bir yılın yorgunluğunu çeşitli etkinliklerle atmalarına lâfım yok elbette. Dinlenmek, eğlenmek, oyunlar oynamaları hakları. Çocukların mâsûmiyetinden şüphe etmem. Son zamanlarda sosyal medyada mezuniyet adı altında garip şovlar dönmeye başladı. Bazı insanların şahsî gösteri alanına döndü gibi. Yıllar öncesinde bir etkinlikte bir kurum bir şahsa teşekkür plâketi verdi. Gayet güzel gurur verici bir davranış. Sonra o şahıs, kuruma bir plâket verdi. Orada kalakaldım. Şimdi bir kurum şahsa teşekkür mâhiyetinde plaket verebilir çünkü bir üst makam. Ama şahıs veremez, hediye verebilir ama bunu öyle herkesin içinde yapması çok mantıklı bir yaklaşım değildi. İşte bazı kişiler de mezuniyet törenlerini kendi şov alanına çevirmiş durumda. Zaten toplumda bunun rahatsızlığı belirgin bir şekilde gözler önündedir.
Ben özel eğitim okulunda yani özel gereksinimli bireylerin eğitim gördüğü okulda görev yapıyorum. Mezuniyet törenlerinin artık kaldırılmasının iyi olacağından bahisle bir cümle kurmuştum sayfamda, beni tanıyan bazı velilerimiz çocuklarımız eğlenmesin mi dedi. Dedim ki özel eğitimde okuyan öğrencilerin mezuniyet töreninde hiçbir sıkıntı yok çünkü onların eğitim hayatı en fazla liseye kadar, üniversite hayatları olsun isterdim lâkin üniversiteye gidemiyor bu çocuklar. Ondan dolayı özel gereksinimli bireyler için bu tür etkinliklerde bir beis yok. Gelelim geneli ilgilendiren kısma. Çocukların rûhu, düşünce dünyası çok farklı, çok kırılgan, çok değişken. Dolayısıyla onları anlamak bazen zor olabiliyor ama hepimiz çocukluk evresinden geçtiğimiz için neler hissettiklerini anlayabiliyoruz. Mezuniyet törenleri için haftalar öncesinden hazırlıklar, provalar yapılıyor. Bazı çocuklar o gün ne giyeceğim derdine düşüyor. Kimileri süslü püslü, alımlı kıyafetler alırken kimilerinin normal kıyafetleri dahi alacak ekonomik gücü olmayabilir. İşte bu noktada sıkıntı başlıyor. O küçük yürekli minikler üzülmeye bunu dert edinmeye başlıyor. Hayatta dert edinecek devasa birçok şey varken basit ama çocuğun dünyasında fırtınalar koparan bu küçük mesele dert olarak kalıyor kalbinde. İşte bunun ağırlığı paha biçilemez, ne kadar ağırdır diye tartmak, ölçmek mümkün değil. O yüzden hem kelimelerinin anlamının fedâ edilmediği hem de nitelik açısından değerinin düşürülmediği bir kavramın ortaya çıkması lazım.
Yıl sonu etkinlikleri ile çocuklar eğlendirilebilir, oyunlar, etkinlikler düzenlenebilir ama böyle giyim kuşam yarışına girildiği çocukların iç dünyasında fırtınalar koparan ayrışmaların içinde olmanın doğru olmadığını düşünüyorum. Çünkü herkesin imkânı aynı değil ama çocuk dünyasında bunun karşılığı ise onların var neden benim yok kabilinden bir sorgulamaya gitmiş oluyor. Henüz gelişim çağındaki çocuğun bunları tam olarak anlamlandıramaması sonucunda ise çağımızın hastalığı olarak stres baş göstermiş oluyor. Çocukların kalbine bu kadar büyük bir sorumluluğu yüklemenin âlemi yok diye düşünüyorum.
Meselâ, bizim dönemimizde liseden mezun olurken pilav ayran etkinlikleri düzenlenirdi, çeşitli yarışlar yapılırdı ve yılsonu etkinliği olarak böyle eğlenceli, tüm öğrencilerin katılmasında maddî bir külfeti olmayan, ayrıştırmayan bir etkinlik olarak karşımıza çıkardı. Şimdi ise hem duygusal hem de maddî olarak birçok külfeti içinde barındıran bu tür etkinliklerin içinde küçük kalplerin duygusal bocalamalar içinde olmasına meydan vermemek gerekir.
Sırf bu küçük meseleler yüzünden hayattan soğuyan değil, hayata umutla bakan, bir şeyler üretebilmenin, düşünebilmenin, okuyabilmenin sevincini yaşayan nesillerin varlığı ile hayatlarını devam ettirmeleri en büyük hazine aslında. Okuyan, kendini geliştiren, hayatı anlamlandırma süreci içinde mücâdele eden bir neslin bize daha yararlı olacağını unutmamak ve bu minval üzere yol almanın da önemli olduğunun bilincinde olmak lâzım.
Erol AFŞİN
Yazar
İki binli yılların başından itibaren bilgisayarın hayatımıza girmesiyle birlikte iş alanlarında ciddi bir değişim yaşandı. Önceleri daha fazla beden işçiliği varken teknolojinin her alana yayılmasıyla...
Yazar: Erol AFŞİN
Bizi bir eyleyen al bayrak olsunIrka, cinse, renge gerek var mıdırMevzu vatan ise birlik demindeBir olmaktan başka erek var mıdırKalpler ısınmalı sevgi rengindeKol kola girmeli durup engindeDurmalı kı...
Şair: Celalettin KURT
İnsanlığın dünya ile ünsiyeti günümüzde gittikçe artmış durumda gibi. Tamamen dünyaya odaklanmış hâle geldi insanlık, her şeyi buraya göre ayarlama düşünde. Dünyada sonsuz bir hayat var gibi davranara...
Yazar: Erol AFŞİN
“Paranın gücünü burada biraz irdelemek gerekiyor. Çok para çok güç demek anlamına gelmiş durumda. Çok paranız varsa her şeyi yaptırabilirsiniz, her şeye sahip olabilirsiniz gibi bir algı var. Ama yuka...
Yazar: Erol AFŞİN