Geceden Şafağa
Sinsi bir kanser gibi ülkeyi saran âfet,
“On beş temmuz gecesi” patlak verdi nihâyet.
Gizlenen tüm hâinler çıktı bir bir ortaya,
Nasıl bir anlayış ki ne edep var ne hayâ!
Karanlık dış güçlerin hayâlperest uşağı,
Verilen desteklerle kurmuş ihânet ağı.
İnanmadığı dîni, ağlayarak anlatan
Baş münâfık, hasta ruh, maskara ve şarlatan.
Ne hak endişesi var ne hukûka saygısı
Ne rezillik korkusu ne âhiret kaygısı…
Hayvanın en kötüsü yediği kaba pisler;
Beslendiği millete bomba atan habisler.
“Hâinler korkak olur.” Korkaksınız kaçtınız,
Ne fayda, sinemize derin yara açtınız.
Emânet olan rütbe ne kadar şerefliydi,
Üzüntümüz şudur ki, birkaç hâin de giydi.
Çakal sürüsüne hiç teslim olur mu aslan?
Damarında asil kan, yüreğinde gür îman.
Her ferdiyle Mehmetçik yüce bir milletim var.
Bomba, kurşun işlemez, îmânı çelik duvar.
Tankları ezdi geçti, topunu topa tuttu,
Onun îman ateşi ejderhâyı korkuttu.
Ölmedi Ulubatlı, Şahin Bey’ler yaşıyor,
Şanlı ecdat rûhunu torunları taşıyor.
Düşmanını alnından vuran o Halis Ömer,
İsmi bilinmese de böyle binlerce nefer…
Şehitlik sırasına girdi binlerce yiğit,
Kurşun yedi yılmadı, buna Allah da şâhit.
Şehidim cennettedir, şimdi onlar mutludur,
Gâzileriyle halkım âtîden umutludur.
Dul, yetim ve mağdurun hesâbı sorulacak,
Yakalanıp gelecek, kaçanlar köşe bucak.
Ya ey vatan hâini, kanı bozuk muhteris!
Silinir mi alnına elinle sürdüğün is?
Hiçbir güç bayrağımı indiremez gönderden,
Vatandan vazgeçilmez, geçilse bile serden.
Kanıyla, îmânıyla bu kahraman millete,
Yetmez kimsenin gücü, düşüremez zillete.
Göğsüyle namluları, topu, tankı durduran,
Türk’ten çıkardı ancak böyle büyük kahraman.
O geceyi şafağa dönüştüren yürekler,
Sizi dünyâda şeref, ukbâda cennet bekler.
Ne büyüksün milletim, iyi ki de Türküm ben,
Kanıyla, îmânıyla seçilmiş bir ırkım ben.
İsmail Adil ŞAHİN
Yazar
Kur’ân-ı Kerim’de ölüm gerçeğini ifade eden birçok âyet vardır; bunlardan bazıları şöyledir:“De ki: Kaçıp durduğunuz ölüm, muhakkak sizi bulacaktır...”[1] “Nerede olursanız olun, sağlam ve güçlendiril...
Yazar: Ali YILMAZ
İstanbul’un kalbinde, dalgaların ritmiyle mermerin suskunluğunu buluşturan öyle mekânlar vardır ki, onlar sadece mimarî birer gövde değil; zamanın, edebiyatın ve insan rûhunun taşa bürünmüş hâlidir. B...
Yazar: Kemal DEMİR
-Ömer Halisdemir’in aziz ruhuna-Bin beş yüz yıl akmış kana,Ne göz yumduk ne yenildik...Nasıl el kalkmış Osman’a?Biz Osman’ı nâmus bildik,Şehid düştük, darp edildik...Nizâmülmülk bir dehâydı,Haşhâşîler...
Şair: Halil GÖKKAYA
Kur’ân’ın pek çok âyetinde ısrarla üzerinde durduğu zikir, Yüce Allah’ı tanıma, O’nu anma, O’nunla olma, O’nu hesaba katarak yaşama sanatıdır. Zikir, Yüce Allah’a yakın olma, kendini O’na adama coşkus...
Yazar: Ali AKPINAR