EY HİRA DAĞI !
Senden bahtiyar dağ var mı acunda? İnsan başka yâr arar mı acunda? Bir sevda ki eser gönül burcunda¸ O gül tene değen taşı¸ toprağı. Öpsün gözyaşlarım ey Hira Dağı. Yeryüzü sancılı sararıp solmuş¸ Yollarda telaş var¸ zaman lal olmuş¸ Sana böyle ne güzel bir hal olmuş¸ Sevgilerin yeşerdiği mekansın. Boynu bükük ötelere bakansın. Pervaneler gibi renkler¸ kokular¸ Ufuklarda yankı bulurken 'Hû'lar¸ Ikra' dendi bitti bütün korkular¸ Sende esrar sende kanat sesleri. Sende gizli aşkın nur akisleri... Her gece kırkları alıp gidersin¸ O günlere dalıp¸ dalıp gidersin¸ Bizi hasretlere salıp gidersin¸ Dosta sinesini açan dağ sensin. Rüyalarımızda uçan dağ sensin. Mekke kalbte sızı¸ Medine hicret¸ Gözler ki içinde herşeyi seyret¸ Şefkâti¸ edebi¸ çileyi...seyret¸ Ne gördünse anlat ey Hira Dağı. Olmaz O'nsuz hayat ey Hira Dağı
Servet YÜKSEL
Yazar
Sultan I. Abdülhamid’in yedinci kadınefendisi ve II. Mahmud'un annesidir. Eski hayatı ve Osmanlı Sarayı’ndaki yaşantısı hakkında çok sağlam ve tatmin edici bir bilgi yoktur. Kafkas kökenli olması muht...
Yazar: Zühal ÇOLAK
Kanûnî’nin küçük oğlu Selim, 28 Mayıs 1524’te İstanbul’da dünyaya geldi. Annesi Hürrem Sultan, saray içinde sözü geçen, etkili bir kadındı. Saray kadınlarına ve hizmetkârlara, Şehzade Selim’in terbiye...
Yazar: İsmail ÇOLAK
Yavuz Sultan Selim’in kısa süren saltanatından sonra Osmanlı Devleti’nin başına geçen oğlu Kanûnî Sultan Süleyman da babası ve dedeleri gibi tasavvufa meyilli bir padişahtı. Hatta o tasavvufa meyli ba...
Yazar: Kadir ÖZKÖSE
Sözlükte “arınmak, saflaşmak, kurtulmak” manasındaki ihlâs kelimesi, terim olarak “ibadet ve iyilikleri riyadan ve çıkar kaygılarından arındırıp sadece Allah için yapmak” demektir. İslâmî literatürde ...
Yazar: Mustafa KARABACAK