DEDEMİN SARIĞI!
Dedemin sükûtu hikmet saçardı¸ Sohbete kahveden bahane çıkar... Her çiçeğin yaprağını açardı¸ Toprağın bağrından şahane çıkar... Dedemin yazısı eskimez yazı¸ Öteler ötesi gönül niyazı¸ Başında sarığı kefen beyazı¸ Mümin musallaya mestane çıkar... Dedemde sevgiler almış demini¸ Taşa da söylemez sözün kemini¸ Yüreğe koyarsan öfkeyi¸ kini¸ Akıl cendereden divane çıkar... Dedem der ki; Geçmişini hatırla¸ Lambayı dinlendir¸ kapıyı sırla¸ Misafiri ceddin gibi ağırla¸ Ağaç kovuğundan zamane çıkar... Dedem öğüt satar¸ ibret alırdı¸ Kanaat eğirir¸ gayret alırdı¸ Tefekkür ufkunda hayret alırdı¸ Duygular süzülür rindane çıkar... Dedem yokluk-açlık nedir bilirmiş¸ Bela nefsin oltasında gelirmiş¸ Zehir bile bal tasında gelirmiş¸ Sanma düşmanların merdane çıkar... Dedem hep ağlardı bahtı karama¸ Dualar¸ sevdalar sardı yarama¸ Bir milletin benliğiyle oynama¸ ‘Altı kaval üstü şişhane çıkar’... Dedem besmelesiz adım atmazdı¸ Seher vakti kalkar¸ ölse yatmazdı¸ Kendinden gayriye kızıp¸ çatmazdı¸ Halk içinden böyle dürdane çıkar… Dedemde tebessüm dünya ziyneti¸ Yalın ayak yürü¸ çekme mihneti¸ Mutluluk getirmez mal-mülk cinneti¸ Kulübe sandığın kâşane çıkar... Dedemdi eseri yüce devletin¸ Çağların rüyası şanlı savletin¸ Bizde emaneti Hakk’a davetin¸ Yollar Peygamber-i zişane çıkar...
Servet YÜKSEL
Yazar
“Sâde” yazmak, “basit” yazmak değildir. Çoğu kimse sâde kelimesini basit kelimesiyle aynı anlamda kullanır. Oysa sâde, içinde derinlik barındıran bir kavram… Fakat basit, sathîdir; yüzeysel, üstünkörü...
Yazar: Bilal KEMİKLİ
Sözlükte “arınmak, saflaşmak, kurtulmak” manasındaki ihlâs kelimesi, terim olarak “ibadet ve iyilikleri riyadan ve çıkar kaygılarından arındırıp sadece Allah için yapmak” demektir. İslâmî literatürde ...
Yazar: Mustafa KARABACAK
Hayatın ayrılmaz bir parçası olan ölüm, tarih boyunca düşünürler, din önderleri ve âlimlerin varlığı anlama ve anlamlandırmalarını sağlayan temel kavramlardan biri olmuştur. Bu anlamda ölüm, şairleri ...
Yazar: Bilal KEMİKLİ
Daha çok küçükken rahmetli dedem beni sık sık sevindirirdi. Yattığım odadan salona kadar geçeceğim yola aralıklarla bir bir bozuk ve kâğıt para koyardı. Sonra da seslenerek beni çağırırdı. "Tarık, ge...
Yazar: Erdal KARASU