BEN BATANLARI SEVMEM”
Tasavvuf düşüncesinin, dünyaya gönül vermeme öğretisi sûfî söylemi ve şiiri şekillendiren unsurların başında gelmektedir. Buna göre sûfîler, eserlerinde ve şiirlerinde vakit kavramının üzerinde hususiyetle dururlarken, anı değerlendirmenin önemine dikkat çekerler ve “Her şey yok olucudur, zât-ı ilâhî müstesna.”[1] ayetinin de etkisiyle dünyanın geçiciliğini ısrarla vurgularlar. Bununla geçici olana bağlanıp kalıcı olanı ihmal etme tehlikesine karşı insanları uyarırlarken bir yandan da kalıcı olanı kazanmanın bu geçici dünyadaki tercihlerimiz ve işlerimize bağlı olduğunu düşünürler. Tekke şiirinde dünyanın geçiciliğini ifade için kullanılan başat kavram fenâdır. Sözlükte bir şeyin varlığını son bulması anlamına gelen bu kelime, Türkçeye bir anlam kırılması yaşayarak geçmiş ve hoşa gitmeyen şey, kötülük anlamlarında kullanılagelmiştir. Tasavvuf ıstılahında ise fenâ kelimesi, mütemadiyen bekâ kelimesi ile birlikte, bir şeyin yokluğuna karşın zıddının var olacağını ifade etmek için kullanılmıştır. Buna göre cehalete mukabil ilim, günaha mukabil itaat, gaflete mukabil zikir, kulun kendi hareketlerine mukabil Allah’ın ezeli inayeti, nefsin sıfatlarına mukabil ilâhî vasıflar ve kendine güvenmesine mukabil tevekkül telkin edilmiştir.[2] Son dönem sûfî şairlerin önde gelenlerinden biri olan Osman Hulûsi Efendi, Dîvân’ında fenâ kavramını daha çok dünyanın geçiciliğini ifade etmek için kullanmaktadır. Âşiyân-ı fâni, fânî vücûd, fânî dünya, fânî ev, fânî lezzet, fânî âlem, fânî meyl gibi terkiplerle hem bu dünyanın geçiciliğini hem de bu dünya nimetlerinin geçiciliğini sıklıkla vurgulamaktadır. Bir şiirinde ise her şey o gayrı fânîdir ifadesi[3] ile de yukarıdaki ayeti manen iktibas etmektedir. Bu yazımızda Hulûsi Efendi’nin dünyanın fânîliğini anlatmak için kaleme aldığı bir dörtlük konu edilecektir: Ahsen-i takvîmsin esfel yerin Kadrini bil kâmil ol ekmel yerin Ölmeden a'lâya er âfil yerin Sendedir Âdem demisin Âdem'in Mazharısın sırrı nefahtü demin[4] Bu satırlar genel hatlarıyla insanın yaratılış keyfiyetini, kendisine ruh üflenmesini ve kıymetini anlatan ayetleri hatırlatarak[5] fânî ömür geçmeden bekâ âlemine erişmeyi de salık vermektedir. Hususen bu şiiri, konu bağlamında ele almamız ise daha çok âfil kelimesi ile ilgilidir. Zira bu kelime Hz. İbrahim (a.s.)’in tevhid akidesini anlatan ayetlerde batan anlamıyla geçmektedir. Kıssaya göre Hz. İbrahim, gök cisimlerini sembolize eden putlara tapan bir kavmin arasında yaşadığı için onların bu fâsid itikatlarını tenkit etmek ve onları tevhid akidesine davet etmek için birtakım kıyaslara girişmiştir. Onun bu gözleme dayalı aklî istidlâli Kur’an’a da konu olmuştur. Buna göre karanlık gecede yıldızı görünce “Bu benim Rabb’im.” diyen Hz. İbrahim (a.s.), yıldızın batmasıyla “Ben batanların sevmem.” diyerek varlığı geçici olan bir şeye kulluk etmenin abesliğine işaret etmiştir. Aynı kıyas ay ve güneş için de gerçekleşmiş ve nihai kertede Hz. İbrahim (a.s.), “Ey kavmim! Ben, sizin (Allah’a) ortak koştuğunuz şeylerden uzağım. Ben, O’nun birliğine inanarak yüzümü, gökleri ve yeri yoktan yaratana çevirdim ve ben müşriklerden değilim.” diyerek muhataplarını düşünmeye davet etmiş ve akidesini ilan etmiştir. [6] Hulûsi Efendi, bir başka örneğine bizim rastlamadığımız -varsa da enderdir- bir şekilde dünyanın geçiciliğini âfil kelimesi ile ifade etmektedir. Bu durum ve kelimenin içinde geçtiği şiir, şu mütalaaları mümkün kılmaktadır:
Hamit DEMİR
Yazar
1733’te Nazilli’de dünyaya gelen Ali Gâlib Vasfî, Uşşâkî şeyhlerinden Abdullah Salâhaddîn Efendi’nin halifelerinden Şeyh Muhammed Zühdî Efendi’nin hem oğlu ve hem de halîfesidir. İlk eğitimini babasın...
Yazar: Hamit DEMİR
Yunus-zâde Ravzî olarak tanınan şair, 16. yüzyılın başlarında Balıkesir’in Bandırma ilçesine bağlı Edincik kasabasında dünyaya gelmiştir. Hayatı, ailesi ve eğitim serüvenine dair ayrıntılı bilgiler sı...
Yazar: Hamit DEMİR
Ruhunu kaplayan nura şaşırma, Somuncu Baba’nın dergâhındasın. Aklına şüpheyi sakın düşürme, Somuncu Baba’nın dergâhındasın. Bu duyduğun, aşkın yürek sesidir. Kokladığın, aşkın...
Şair: Yusuf DURSUN
Lânetli zihniyet, yine hortladı Vampir/yamyam, desem, az gelir ona, Zâlimden de zâlim, zâlim İsrâil. Mescîd-i Aksâ’da, yine kan döktü Vampir/yamyam, desem, az gelir ona, Zâlimden de zâl...
Şair: Hanifi KARA