Başyazı
   Hutbeler
   Mektubat
   Divan-ı Hulûsi
   Din ve Hayat
   Hulûsi kalb'den
   İlim ve Hayat
   Hatıralar
   Peygamber İklimi
   Edebiyat
   Düşünce
   Şiir
   Röportaj
   Tasavvuf
   Fıkıh
   Gezi
   Kırk Hadis
   Tarih
   İktisat
   Eğitim
   Psikoloji
   Altın Silsile
   Bilim ve Hikmet
   Araştırma
   Güzel İsimler
   Örnek Hayatlar
   Kültür
   Deneme
   Hikaye
   Kültür-Sanat
   Sahabe Albümü
   Portre
   Sûfî Perspektif
   Sağlık
   Aile
   Hayat ve İnsan
   Güncel
   Haber
   Kitaplık
   Çocuklar İçin
   Gönülden İkramlar
   Yayıncıdan
 
  İlim ve Hayat   Ali AKPINAR
   |Sayı  :117
GÜNAHLARDAN KAÇINMALI!
"Günahlar¸ birbirine davetiye çıkaran bulaşıcı virüslerdir. Nasıl ki gözle görünmeyen küçücük mikroplar¸ tedbir alınmazsa bünyeye dağılır¸ koskoca gövdeleri yere serer¸ toplum bünyesini sarar ve salgın hastalıklara dönüşerek kitlelerin ölümüne sebep olabilir."

Hz. Lokman¸ bir görüşe göre kendisine peygamberlik verilmiş bir kişidir. Ancak çoğunluğa göre o peygamber değil¸ salih bir kimsedir. Rivayete göre Hz. Lokman¸ Hz. Davûd Peygamber döneminde yaşamış¸ ondan hikmet almış ve onun devrinde hâkimlik yapmış bir kimsedir. Genelde kültürümüzde Lokman Hekîm denildiğinde¸ onun tıbbî hastalıklara şifa veren yönü akıllara gelir. Kur'ân'ın bir suresine adını veren bu Kur'ân kahramanı ile ilgili ayetlerde anlatılanlar ise¸ Lokman'a tıbbî alanda değil¸ dinî alanda verilen hikmetlerdir. Zaten tüm hastalıkların temelinde manevî hastalıklar yok mudur? Onun bu hikmetlerinden Kur'ân'da anlatılanlar özetle şöyledir:

"Nimete şükür gerekir¸ hikmet de nimetlerin en büyüğüdür.

Allah'a şirk koşmak günahların en büyüğüdür.

Ana babaya iyilik¸ Allah'ın hakkından sonra gelen en önemli haktır.

Allah'a isyan konusunda ana babaya itaat edilmez. Ama müşrik de olsa onlarla iyi geçinilmelidir.

Yapılan iyilik de kötülük de küçük görülmemelidir.

Namazı gereği gibi kılmak¸ iyiliği emredip kötülüğe dur demek¸ başa gelenlere katlanmak kararlılık isteyen zorlu işlerdendir.

Erdemli insan¸ insanları hakir görüp onlardan yüz çevirmeyen¸ yürüyüşünde bile ölçülü olan¸ bağırıp çağırmayan¸ sözün frekansını değil¸ sözün kalitesini yükselten kimsedir."[1]

Bu kısa yazımızda bir Kur'ân kahramanı Hz. Lokman'ın evrensel mesajlarından biri üzerinde durmaya çalışacağız. İşte tarihin derinliklerinden gür sesi ile Hz. Lokman'ın vaazından bir cümle:

"Hani Lokman¸ oğluna öğüt vererek: Yavrucuğum! demişti…

Yavrucuğum! Yaptığın iş (iyilik veya kötülük)¸ bir hardal tanesi ağırlığında bile olsa ve bu¸ bir kayanın içinde veya göklerde yahut yerin derinliklerinde bulunsa¸ yine de Allah onu (senin karşına) getirir. Doğrusu Allah¸ en ince işleri görüp bilmektedir ve her şeyden haberdardır."[2]

Kendisine hikmet verilen Lokman Hekim¸ oğlunu karşısına almış ona vaaz ediyordu. Tek kişilik bir cemaate öğüt veriyordu. Muhatabını asla küçük görmeden¸ baba şefkati ile yavrucuğum diyerek ona sesleniyordu. O içtenlikle vaaz edince¸ Yüce Allah¸ onun tek kişilik vaazını asırlardır milyonlarca kişiye dinletmektedir.

Lokman tarihî vaazında şöyle diyordu:

Yaptığın iş (iyilik veya kötülük)¸ bir hardal tanesi ağırlığında bile olsa…

Hiçbir şey yok olmaz¸ boşa gitmez. Zerre kadar hayır da şer de. Evet¸ işlenen her günahın ve her sevabın insan ruhunda meydana getireceği etkiler vardır. Bu yüzden insan hiçbir günah için¸ bundan ne çıkar canım¸ bu kadarcıktan bir şey olmaz¸  şimdi herkes böyle yapıyor dememeli. Büyük kum tepelerinin¸ küçücük kum tanelerinin birikmesiyle olduğunu düşünmeli. Her günahın insanda açtığı bir yara¸ bıraktığı bir iz olduğunu¸ unutmamalıdır.

 

Günahlar Virüs Gibidir

Günahlar¸ birbirine davetiye çıkaran bulaşıcı virüslerdir. Nasıl ki gözle görünmeyen küçücük mikroplar¸ tedbir alınmazsa bünyeye dağılır¸ koskoca gövdeleri yere serer¸ toplum bünyesini sarar ve salgın hastalıklara dönüşerek kitlelerin ölümüne sebep olabilir. Günahlar da böyledir. O halde günahın her çeşidinden kaçabildiği kadar kaçmalı. Günahın büyüğüne küçüğüne bakmamalı¸ kime karşı işlendiğine bakmalı. Değil midir ki günahlar¸ Yüce Allah'a karşı işlenmekte¸ onların her çeşidinden kaçmalıdır. Nitekim bir hadiste şöyle buyrulmuştur: "İşlenen her günah insan aklından bir parçayı alır götürür¸ bir daha da o parça geri gelemez." Bugün bilim¸ ölen bütün hücrelerin yenilendiğini söylüyor¸ ancak beyin hücreleri bunun dışında kalmaktadır.

Aynı hususa İmam Şafiî şöyle temas eder:

Hocam Vekî'a hafızamın zayıflığından şikâyet ettim. O bana¸ günahları terk etmemi tavsiye etti.

Çünkü dedi¸ ilim ilahî bir nurdur. İsyankârlara ise ilahî nur verilmez.

Öte yandan sevabı da küçük görmemeli. Yapabildiğini¸ ihmal etmeden¸ sonraya bırakmadan yapmalı. Sevabın büyüğüne küçüğüne bakmamalı¸ kimin için işlendiğine bakmalı. Önemli olan sevabın Yüce Allah için işlenmesidir. Her sevap¸ bir başka sevaba kapı açar. Onun için yapabildiği kadar sevap yapmalı¸ kaçabildiği kadar günahtan kaçmalı insan. Bardağı taşıran son damla değil midir? Rahmet ve gazab bardağını taşıran da o son damla olabilir.

Çekirdekten Ağaca

Bazen¸ çok sevdiğimiz birine basit bir yanlış yaparız¸ kırılıverir. Bazen de birine yaptığımız küçük bir iyilik¸ ona dünyaları bağışlamak gibi geliverir. Bizim için basit ve küçük olabilir¸ ama başkası için öyle olmayabilir. Yüce Rabbimiz için de durum böyledir. Nitekim hadislerde bu konu örneklerle açıklanmıştır:

"Bir adam yolda¸ yürürken susadı ve susuzluğu arttı. Derken bir kuyuya rastladı. İçine inip susuzluğunu giderdi. Çıkınca susuzluktan soluyup toprağı yemekte olan bir köpek gördü. Adam kendi kendine: ‘Bu köpek de benim gibi susamış' deyip tekrar kuyuya inip¸ mestini su ile doldurup ağzıyla tutarak dışarı çıktı ve köpeği suladı. Allah onun bu davranışından memnun kaldı ve günahlarını affetti."[3]

"Bir kadın¸ eve hapsettiği bir kedi yüzünden cehenneme gitti. Kediyi hapsederek yiyecek vermemiş¸ yeryüzünün haşeratından yemeye de salmamıştı."[4]

"Mümin günahını şöyle görür: O¸ sanki üzerine her an düşme tehlikesi olan bir dağın dibinde oturmaktadır. Dağ düşer mi diye korkar durur. Fâcir ise¸ günahı  burnunun üzerinden geçen bir sinek gibi görür."[5]

Ayette habbe kelimesi geçmektedir. Habbe¸ tohum-tane demektir. Küçücük bir tohumdan nice büyük ağaçlar ve meyveler yetişir. Sevap ve günah tohumları da böyledir. Hardal tanesi¸ örneği hem herkesin anlayabileceği bir örnek¸ hem de işlenen şeyin küçüklüğüne işaret etmektedir.

 

Allah (c.c) İyiliği de Kötülüğü de Bilir

İşlenen iyilik yahut kötülük¸ nerede işlenirse işlensin¸ Yüce Allah (c.c) onu bilir ve gereğini yapar. İster kayaların içerisinde gizlensin¸ ister yerin derinliklerinde¸ isterse göklerin derinliklerinde işlensin Allah için fark etmez. İyilik iyiliktir¸ kötülük kötülüktür. Nerede işlenirse işlensin¸ ne kadar olursa olsun¸ hangi niyetle yapılırsa yapılsın Allah ondan haberdardır. O'nun haberdar olması¸ gereğini yapacağına delalettir.

En güzeli hangi çeşit olursa olsun günahı hiç işlememektir. Zira tarihte bütün günahlar denenmiştir ve işlenen hiçbir günahın hiç kimseye zerre kadar faydası olmamıştır. Bu nedenle günahların¸ merak edilecek bir tarafı yoktur. Müslüman¸ sevapların adamıdır. Ona yakışan sevaptır. Yapabildiği kadar sevap işlemelidir. Günah/isyan mümine yakışmaz. Bu nedenle Yüce Rabbimizin tertemiz olarak bizlere sunduğu amel defterlerini karalamak mümine yakışmaz. Tevbe silgisi bütün günahları siler silmesine¸ ama yine de izi kalır ve hiç günah işlememiş gibi olmaz. Son söz Söz Sultanı Efendimizin:

"Kul günah işlediği zaman kalbinde siyah bir nokta meydana gelir. Eğer tevbe ederse o leke kaldırılır. Tekrar günaha dönerse o leke büyür ve kalbini tamamen örter."[6]

 

 



[1] Bkz. 31/Lokman 12-19.

[2] 31/Lokman 13¸ 16.

[3] Buhârî¸ Şirb 9¸ Vudû 33¸ Mezâlim 23¸ Edeb 27; Müslim¸ Selâm 153; Muvatta¸ Sıfatu'n Nebi 23; Ebû Dâvud¸ Cihâd 47.

[4] Buhârî¸ Bed'ü'l-Halk 17¸ Şirb 9¸ 21/Enbiya 50; Müslim¸ Birr 151.

[5] Buharî¸ Da'avât 4; Müslim 3; Tirmizî¸ Kıyâmet 50.

[6] Tirmizî¸ Tefsîr¸ 83/Mutaffifîn 14; İbn Mâce¸ Zühd 29.

|  
Yeni Sayı
Son Sayıyı indirmek için tıklayınız
PDF formatında indirmek için Tıklayınız.
Çocuk Ekini PDF formatında indirmek için Tıklayınız.
   A. Şemsettin ATEŞ
   Abdullah DOĞAN
   Abdullah KAHRAMAN
   Abdullah SATOĞLU
   Abdullah ŞANLIDAĞ
   Abdurrahim KARAKOÇ
   Abdülmecit İSLAMOĞLU
   Adil AYDIN
   Ahmet AKGÜNDÜZ
   Ahmet EFE
   Ahmet Süreyya DURNA
   Ahmet Tevfik OZAN
   Ahmet YOZGAT
   Akın DİNDAR
   Ali AKPINAR
   Ali ÇAVUŞOĞLU
   Ali ÖZKANLI
   Ali YILMAZ
   Alim YILDIZ
   Aydın BAŞAR
   Aydın TALAY
   Bayram Ali ÇETİNKAYA
   Bekir OĞUZBAŞARAN
   Bilal KEMİKLİ
   Bülent ÖZCAN
   Bünyamin ERUL
   Cafer KELKİT
   Cemal AĞIRMAN
   Cemil GÜLSEREN
   Dilaver GÜRER
   Durmuş TATLILIOĞLU
   Ekrem KAFTAN
   Ekrem YALBUZ
   ELİFE PLATİN
   Enbiya YILDIRIM
   Enes PALA
   Ergun GÖZE
   Erol ELMAS
   Fatih ÇINAR
   Fatih ERKOÇOĞLU
   Fatih KERİMOĞLU
   Fazıl Ahmet BAHADIR
   Fazlı ARSLAN
   Feyza Nur YILDIRIM
   Feyzi HALICI
   Gürünlü Aşık GÜLHANİ
   Halil GÖKKAYA
   Halil İbrahim ŞİMŞEK
   Hasan Ali GÖKSOY
   Hasan MAHİR
   Hayati OTYAKMAZ
   Hızır İrfan ÖNDER
   Hilal Sebahat ÖZCAN
   Hüseyin ÇALDAK
   Hüseyin PEKER
   İbrahim SARIÇAM
   İbrahim ŞAHİN
   İbrahim YARIŞ
   İdris ŞENGÜL
   İsa KAYACAN
   İsa YAR
   İsmail ÇOLAK
   İsmail PALAKOĞLU
   Kadir KARAMAN
   Kadir ÖZKÖSE
   Kevser BAKİ
   M. Aybike SİNAN
   M. Fatih GENÇ
   M. Halistin KUKUL
   M. İlyas SUBAŞI
   M. Nuri YARDIM
   M. Zeki DUMAN
   M.Nihat MALKOÇ
   Mahmut YEŞİL
   Mehmet AKKUŞ
   Mehmet Emin AY
   Mehmet Nuri YARDIM
   Mehmet SERTPOLAT
   Mehmet TAŞTEMİR
   Mehmet Zeki AYDIN
   Meryem Aybike SİNAN
   Mesude SARI
   Metin ÖZDEMİR
   Mikail ÇOLAK
   Muhammed HALICI
   Muharrem AKIN
   Muhsin ilyas SUBAŞI
   Mukadder Ârif YÜKSEL
   Murat ÇETİN
   Murat ÇOBANOĞLU
   Musa TEKTAŞ
   Mustafa KARA
   Mustafa NUTKU
   Mustafa OĞUZ
   Mustafa ÖNDER
   Mustafa ÖZÇELİK
   Mürsel GÜNDOĞDU
   Nazlı Rana GÜREL
   Necmettin SARIOĞLU
   Necmettin YURTSEVEN
   Nesimi YAZICI
   Neslihan ÇÖREKÇİ
   Nevzat TÜRKTEN
   Nihat DAĞLI
   Nihat MALKOÇ
   Nuran ÖZDEN
   Olcay YAZICI
   Osman BAYMAK
   Rabia BARIŞ
   Ramazan ALTINTAŞ
   Ramazan DURANOĞLU
   Ramazan YILDIZ
   Raziye SAĞLAM
   Resul KESENCELİ
   Rıdvan MIHOĞLU
   Rıfat ARAZ
   Rıfkı KAYMAZ
   Rukiye AYDOĞDU
   Sadık YALSIZUÇANLAR
   Sait ÖZER
   Salih Cenap BAYDAR
   Sebahaddin ATEŞ
   Sefa SAYGILI
   Sencer ÖNDEROĞLU
   Sıdıka & Mesude SARI
   Sırrı ER
   Şevki SAKA
   Taha YILDIZ
   Tayyip SALİH
   Tolga ÇEVİK
   Umut BULUT
   Ümit Fehmi SORGUNLU
   Vedat Ali TOK
   Yaşar ÖZKAN
   Yavuz Bülent BÂKİLER
   Yunus GÜLDEMİR
   Yusuf AKYÜZ
   Yusuf Coşkun BENEFŞE
   Yusuf HALICI
   Zafer ŞIK
   A. Ali YILMAZ
   Abdulaziz HATİP
   Adem GÜVEN
   Adem SOLAK
   Ahmet BEYOĞLU
   Ahmet Mahir PEKŞEN
   Ahmet UĞUR
   Ahmet YILDIRIM
   Ali Osman BAŞKURT
   Ali Osman ÖZCAN
   Ali Rıza MALKOÇ
   Arif Nihat ASYA
   Âşık Osman FEYMÂNÎ
   Âşık Şeref TAŞLIOVA
   ATALAY YÖRÜKOĞLU
   Aydın ADİLOĞLU
   Ayhan BİNGÖL
   Ayşe Benek KAYA
   Bahtiyar ASLAN
   Bestami YAZGAN
   Ekrem YALBUZ
   Emine BUDAK
   Ender YILMAZ
   Engin TÜTÜNCÜ
   Enis TABAK
   Fatma UÇARLAR
   Halil ATALAY
   Halit ÖZDÜZEN
   Halit YILDIRIM
   Hanifi KARA
   Hatice Aksu
   Hatice Cemile AYDIN
   Hatice SEZER
   Hilda SARICA
   Hüseyin KAYA
   İ.Bekir TEZ
   İbrahim AKIN
   İbrahim ARPACI
   İbrahim BALCIOĞLU
   İsmail ÇALIŞKAN
   Leyla KANVEREN
   M. Ali KÖSEOĞLU
   M. Emin KARABACAK
   Mehmet Akif İNAN
   Mehmet ÇALIK
   Mehmet DERE
   Mehmet SOYSALDI
   Melike GÜNYÜZ
   Mevlüt ÖZDEN
   Muammer YILMAZ
   Murat DEMİR
   Murat SERDAR
   Musa TAKÇI
   Mustafa AKYOL
   Mustafa Doğan KARACOŞKUN
   Mustafa KAYAPINAR
   Mustafa SANCAR
   Nebi HOCAZADE
   Nidayi SEVİM
   Osman SARI
   Özcan ÜNLÜ
   Recep SARIHAN
   Sait ÖZTÜRK
   Selahattin CANSIZ
   Selma ÖZDEN
   Semra Sena GÜRSOY
   Senem GEZEROĞLU
   Sıddık ÖZER
   Sıdıka KENT
   Sinan SARIKAYA
   Suna İŞCEN
   Şehri KARACOŞKUN
   Şeyma KOÇAK
   Şükrü ÜNAL
   Tülay EKİNCİ
   Ümit Zeynep KAYABAŞ
   Üzeyir OK
   Vehbi VAKKASOĞLU
   Yaşar ALPARSLAN
   Yıldız ERASLAN
Anasayfa | Arşiv | Hakkımızda | Abonelik | Reklam | Künye | Bize Ulaşın