
Birçok vesile ile ifade edildiği gibi maddî ve manevî bakımdan insanın vücudunda en önemli yer kalbtir. Kalbin manevî cihetine ise biz Türkçemizde gönül diyoruz. Bu kelimenin Farsçadan dilimize geçen kullanımı da "dil"dir. Bu üç kelime kalb¸ dil ve gönül bizim şiirimizde çokça ele alınan unsurlardır. Tasavvufta ve tasavvufî edebiyatımızda da bu kavramlar üzerinde o ölçüde durulmuş ve şerhleri yapılmıştır. Bunun başta gelen sebeplerinden birisi Hazret-i Peygamber'in¸ " Dikkat edin! İnsanın vücudunda bir uzuv vardır. Eğer o organ sağlam olursa bütün vücut sağlam¸ eğer hasta olursa tamamı hasta olur. İşte bu kalbtir." hadisine dayanmaktadır. Bunun yanında¸ kudsî hadis olarak tasavvufî eserlerde geçen¸ " Ben yere göğe sığmam¸ ancak mümin kulumun kalbine tecellî ederim." meâlindeki rivayettir.
Hulûsî Efendi de bu şiirinde çeşitli açılardan ele almaktadır gönlü. Ona göre gönül¸ aslında mekânsız bir mahal olup Allah'ın sırlarının tecelli ettiği yerdir; eğer bu mukaddes mekândan mâ-sivâyı yani Allah'tan gayri şeyleri çıkarabilirsek sanki orası Merve olur¸ Safâ olur. Nasıl kafeste bülbül ötüyorsa¸ insanın beden kafesinde de gönül denilen bir kuş vardır. Atasözlerimizde de ifade edildiği gibi gönül kuşunun nereye konacağı belli olmaz. Hatta gönül ferman da dinlemez. Mutasavvıflarımız işte ferman dinlemeyen bu gönlün sadece Cenab-ı Hakk'ın fermanına râm olması için¸ nefiş şeytan ve şehvet düşmanlarıyla mücadeleyi öğretmeyi amaç edinmişlerdir. Kanaatimizce Hulûsî Efendi de burada gönlün öneminden bahsetmekte¸ bu mahalde Allah'tan gayri sevgilerin yer etmemesi gerekliliğinden söz etmektedir.
Gazelin Metni:
1. Hudânın mahrem-i râzı gönüldür
Makâm-ı kuds şehbâzı gönüldür
2. Gönül kim lâ-mekânî bir mekândır
Mekânsız dâr dervâzı gönüldür
3. Muhakkak bildin ise nîdüğünü
Bilirsin şâh-ı şehnâzı gönüldür
4. Demişlerdir gönüldür Ka'betullâh
Nazar-gâh-ı Hudâ şâzı gönüldür
5. Çıkardıkda kamuyu ara yerden
Safâ vü Merve Hicâz'ı gönüldür
6. Kafesde zâr eden cân bülbülünün
Mekân-ı zâr u âvâzı gönüldür
7. Taayyünsüz cemâl-i yâra seyre
Hemîşe dîde-enbâzı gönüldür
8. Bilirse kadrini kadrince her şey
Makâm-ı kurb ser-efrâzı gönüldür
9. O küntü kenz-i esrâr-ı hafînin
Hulûsî sırr-ı dem-sâzı gönüldür
Açıklaması:
1. Cenab-ı Hakk'ın sırlarına mahrem olan¸ O'nun sırlarının tecellî ettiği mekân gönüldür. Yine mukaddes manevî âlemlerde uçabilen de gönül kuşudur.
2. Aslında gönül mekânı olmayan bir yerdir. Bundan dolayı da bu mekânsız evin kapısıdır gönül.
3. Eğer insan ne olduğunu kim olduğunu bilirse o zaman Cenab-ı Hakk'ı daha iyi bilir.
4. Cenab-ı Hakk'ın nazar ettiği mekân olduğundan gönül için Allah'ın Kâbe'sidir demişlerdir.
5. Eğer insan kalbinde mekân tutan Allah'tan başka bütün sevgileri aradan çıkarırsa o zaman gönül sanki hactaki Safâ ve Merve mekânı gibi olur.
6. Gönül aynı zamanda kafeste haps olup orada öten bülbülün de ağlayıp inlediği esas mekân da gönüldür.
7. Yegâne hakîkî varlık olan ve bu varlıklar âleminde gözümüzle göremediğimiz Allah Teâlâ'nın cemâlini daima tefekkür eden sadece gönüldür.
8. Eğer her şey değerini hakkıyla bilecek olursa Cenab-ı Hakk'a manen en yakın olan da insanın gönlüdür.
9. Ey Hulûsî! Sen de bil ki¸ Cenab-ı Hakk'ın "Ben gizli bir hazineydim." buyurduğu o sırlar hazînesine vâkıf olacak olan da gerçekten Allah dostu gönüllerdir.