Başyazı
   Hutbeler
   Mektubat
   Divan-ı Hulûsi
   Din ve Hayat
   Hulûsi kalb'den
   İlim ve Hayat
   Hatıralar
   Peygamber İklimi
   Edebiyat
   Düşünce
   Şiir
   Röportaj
   Tasavvuf
   Fıkıh
   Gezi
   Kırk Hadis
   Tarih
   İktisat
   Eğitim
   Psikoloji
   Altın Silsile
   Bilim ve Hikmet
   Araştırma
   Güzel İsimler
   Örnek Hayatlar
   Kültür
   Deneme
   Hikaye
   Kültür-Sanat
   Sahabe Albümü
   Portre
   Sûfî Perspektif
   Sağlık
   Aile
   Hayat ve İnsan
   Güncel
   Haber
   Kitaplık
   Çocuklar İçin
   Gönülden İkramlar
   Yayıncıdan
 
  Kültür   Muammer YILMAZ
   |Sayı  :103
İSTANBUL'UN FETHİ VE FATİH
"6 Nisan 1453 Cuma günü namaz sonrası 300.000 asker ve 120 parça donanmadan meydana gelen fetih ordusu ile karadan ve denizden kuşatılan ve bilhassa Molla Güranî ve Akşemseddin hazretlerinin her defasında Genç Cihangir'e moral ve müjde verdiği ilk "Kızıl Elma" İstanbul¸ 29 Mayıs Salı günü ele geçirildi."

Dünyaya nizam vermek için çalışıp gayret gösteren milletimiz; göklerin ve yerlerin hâkimi adına kılıcını eline alarak¸ Mehmediyle serhadden serhade gaza-cihad-İla y-ı Kelimetullâh aşkıyla coşmuş; mührünü tarihe¸ suya¸ kıtalara vurarak birbirine kaynaştırmış¸ gittiği her yere adalet ve irfan akıtmıştır.

200'ün üstünde devlet kurup muhteşem zaferlere imzasını atmıştır. Bu zaferlerin en önemlilerinden biri de hiç şüphesiz dünya imparatorluğunun şahdamarı olan İstanbul ve onun fethidir. Öyle ki¸ bu Kutlu Belde'nin (Belde-i Tayyibe) fethi ebediyen Türk ve İslâm'ın merkezi olması yanında cihanşümul bir devletin temelleri daha sağlam atılmıştır.

İki Cihan Güneşi'nin fethi müjdesiyle yıkanıp durulanan dünya adasının merkezi; Bizans'ın elinde kan kaybedip can çekişiyordu. Onu Müslüman bir Türk beldesi yapıp ayağa kaldıracak fatihler fatihini bekliyordu.

Gülenin yanında ağlayanın bile mutlu olduğu evliyalar ve ni'mel-ceyişler (güzel askerler) beldesi; 21 yaşındaki Genç Mehmed'in rüyalarına girip¸ düşlerini süslüyordu.

Gece uyuyamıyor¸ gündüz oturamıyor¸ her nefeste İstanbul'u soluyordu. Nifak diyarı haline getirilmiş İstanbul daha fazla Köhne Bizans'ın elinde kalamazdı.

Üstelik babası İkinci Murat; Genç Cihangir'e; "İstanbul'u al¸ gül-zâr (gül bahçesi) yap diyerek" vasiyette etmişti. Genç Cihangir; ikinci kez tahta geçtikten sonra Peygamberimizin; "Kostantiniye elbette fetholunacaktır. Onu fetheden kumandan ne büyük kumandan¸ onun askerleri ne güzel askerlerdir" emri yanında bayraktarı olan Hz. Halid bin Zeyd Eba Eyyüb'el Ensarî hazretlerinin kalbindeki volkan gibi tutuşup daha sonra şehadet şerbetini içerken söylediği:

"Benim naçiz cesedimi İstanbul'un içine kadar götürün. Götürebildiğiniz yere kadar götürün. Arkadan gelecek fetih ordularının tevhid ve tekbir seslerini¸ kılıç şakırtılarını duymak istiyorum." sözleri ile mesrur ve kendinden geçmiş bir şekilde hazırlıklara başlıyordu.

Sabaha kadar Kur'an önünde ayakta durup¸ el bağlayan¸ dua edip ağlayan ve "Bizim mesleğimiz Allah yolu ve maksadımız Allah'ın dinini yaymaktır. Yoksa kuru bir kavga ve cihangirlik davası değildir." diyen Osman Gazi'nin cihangir¸ nüktedan¸ şair torunu ona layık olurcasına bu emaneti yerine getirmek için fethe Rumeli (Boğazkesen) Hisarı'nın inşaatıyla başlıyordu.

Boğazın en dar yerinde¸ Yıldırım Bayezid'in yaptırdığı Anadolu Hisarı'nın tam karşısına isabet eden Rumeli Hisarı'nın inşaatı akıllara durgunluk verecek şekilde (132) gün gibi kısa bir sürede bitiriliyordu.

Hisarın inşaatını protesto etmek için gönderilen Bizans elçilerine Genç Cihangir'in verdiği şu cevap¸ "Ya ben İstanbul'u alırım¸ ya da İstanbul beni" sözü kadar muhteşem ve cihangiranedir: "Gidiniz imparatorunuza söyleyiniz. Benim kudretimin yettiği yerlere imparatorunuzun ümidi ve emeli dahi yetişemez."

Genç Cihangir'de dedeleri Osman Gazi'nin insaf ve adaleti¸ Orhan Gazi'nin tedbir¸ basiret¸ zekâ ve inceliği¸ Birinci Murat Hüdavendigâr'ın iman ve cihad ruhu¸ Yıldırım Bayezid'in kararlılığı ve cengâverliği¸ babası İkinci Murad'ın ilmi¸ sanatseverliği ve tasavvuf aşkı bir araya gelmişti.

İstanbul daha önce yirmi sekiz defa kuşatılmasına rağmen alınamamasının en önemli nedenlerinden birisi de surları yıkacak olan topların olmamasıdır. Bu yüzden İstanbul bir türlü düşürülememiştir.

Bütün bunları yakından bilen Fatih; İstanbul'un çok sağlam olan çift katlı surlarını yıkmanın ancak top ile mümkün olacağını düşünerek¸ o tarihe kadar görülmeyen sayı ve çapta topların dökülmesi için Muslihiddin¸ Saruca Paşa ile Macar Urban'ı görevlendirdi.

Urban geçim sıkıntısı çeken¸ ücret konusunda İmparator Kostantin ile anlaşamadığı için Bizans'tan kaçarak Osmanlı hizmetine girmiş bir dökümcüydü.

Urban¸ "balistik" hesapları bilmediği için bu hesapları bizzat Fatih yapmıştır. O zamana kadar dünyada eşi yapılamayan üç adet "Şahi" ve 127 tane de diğer toplardan döktürüldü.

Şahi toplarını yüz manda çekebiliyordu. Topların taşınması için elli çift manda ile 700 asker kullanıldı. İki ayda Edirne'den İstanbul önlerine getirilen toplar; 6 Nisan 1453 günü surları dövmeye başladı.

Gelibolu tersanelerinde yapılan gemilerin de İstanbul önlerine gelmesine ve topların surlarda geniş delikler açmasına rağmen İstanbul bir türlü düşürülemiyordu. Tam bu sıralarda 4 Ceneviz ve bir Rum gemisinin donanmadan sıyrılıp Haliç'e girmesi¸ atını denize sürüp emirler veren başta Fatih olmak üzere¸ devlet ileri gelenlerinin ve askerlerin moralini epeyce bozmuştu.

Molla Güranî ve Akşemseddin tarafından moral verilip desteklenen Fatih¸ kuşatmayı daha da şiddetlendirmesine rağmen yine de bir netice alamamıştı.

İstanbul'u ele geçirmenin kestirme yolunun Haliç'i ele geçirmekte gören Genç Cihangir; Ceneviz gemilerinin Haliç'e girmesinin ertesi günü dâhiliğini bir kez daha göstererek 72 parçalık gemisini karadan yürüterek Haliç'e indirtti. Aslında bu olay akıllara durgunluk verecek şekilde azametli bir işti.

Türk gemilerinde fenerler¸ kandiller¸ mumlar¸ çıralar yakılmış¸ muhteşem bir şehrayin (Mum donanması) meydana getirilmişti. Davul¸ trampet¸ boru sesleri ve tekbir sedâları göğe yükseliyordu. Bizanslılar ümidini neredeyse tamamen kaybetmişti.

6 Nisan 1453 Cuma günü namaz sonrası 300.000 asker ve 120 parça donanmadan meydana gelen fetih ordusu ile karadan ve denizden kuşatılan ve bilhassa Molla Güranî ve Akşemseddin hazretlerinin her defasında Genç Cihangir'e moral ve müjde verdiği ilk "Kızıl Elma" İstanbul¸ 29 Mayıs Salı günü ele geçirildi.

Fatihler fatihi yanında manev3i hocaları Akşemseddin¸ Molla Güranî ve Molla Hüsrev olduğu halde İstanbul'a girdi. Doğruca Ayasofya'ya giderek şükür secdesine vardı. Ayasofya'yı fetih timsali olarak camiye çevirdi.

Patriği yerinde bırakan Fatih; kendisine 50 gün mukavemet eden ve birçok Müslümanların şehit edilmesine sebep olan Bizanslılara can¸ mal ve din hürriyetini vererek¸ yıkılan ve yakılan İstanbul'un imarına çalıştı. Molla Gürani'nin ilim ve irfan pınarından kana kana içen¸ Akşemseddin hazretlerinin tasavvuf deryasında pişerek benliğini eriten Cihangir; fetihten sonra da boş durmamıştır.

Tahtını harp meydanı ile ilim ve irfan meydanı arasında kurarak her iki âlemi de kucaklamaya çalışmıştır. İstanbul başta olmak üzere ülkeyi kültür çeşmeleriyle donatmış¸ oluklarından¸ ilim ve irfan akıtmıştır.

Gördüğü büyük işlerle hem kendini hem de zamanı aşan¸ kılıçla icadı yan yana yürüten Fatih; Peygamberler Peygamberinin tebşir ettiği dünya imparatorluğunun şahdamarı İstanbul'u bütün ganimetlerin içinde "firûze bir yüzük taşı gibi" parmağında taşıyarak¸ servetimiz ve gözbebeğimiz bu cennet köşesini biz torunlarının torunlarına bırakmıştır…

|  -
Yeni Sayı
Son Sayıyı indirmek için tıklayınız
PDF formatında indirmek için Tıklayınız.
Çocuk Ekini PDF formatında indirmek için Tıklayınız.
   A. Şemsettin ATEŞ
   Abdullah DOĞAN
   Abdullah KAHRAMAN
   Abdullah SATOĞLU
   Abdullah ŞANLIDAĞ
   Abdurrahim KARAKOÇ
   Abdülmecit İSLAMOĞLU
   Adil AYDIN
   Ahmet AKGÜNDÜZ
   Ahmet EFE
   Ahmet Süreyya DURNA
   Ahmet Tevfik OZAN
   Ahmet YOZGAT
   Akın DİNDAR
   Ali AKPINAR
   Ali ÇAVUŞOĞLU
   Ali ÖZKANLI
   Ali YILMAZ
   Alim YILDIZ
   Aydın BAŞAR
   Aydın TALAY
   Bayram Ali ÇETİNKAYA
   Bekir OĞUZBAŞARAN
   Bilal KEMİKLİ
   Bülent ÖZCAN
   Bünyamin ERUL
   Cafer KELKİT
   Cemal AĞIRMAN
   Cemil GÜLSEREN
   Dilaver GÜRER
   Durmuş TATLILIOĞLU
   Ekrem KAFTAN
   Ekrem YALBUZ
   ELİFE PLATİN
   Enbiya YILDIRIM
   Enes PALA
   Ergun GÖZE
   Erol ELMAS
   Fatih ÇINAR
   Fatih ERKOÇOĞLU
   Fatih KERİMOĞLU
   Fazıl Ahmet BAHADIR
   Fazlı ARSLAN
   Feyza Nur YILDIRIM
   Feyzi HALICI
   Gürünlü Aşık GÜLHANİ
   Halil GÖKKAYA
   Halil İbrahim ŞİMŞEK
   Hasan Ali GÖKSOY
   Hasan MAHİR
   Hayati OTYAKMAZ
   Hızır İrfan ÖNDER
   Hilal Sebahat ÖZCAN
   Hüseyin ÇALDAK
   Hüseyin PEKER
   İbrahim SARIÇAM
   İbrahim ŞAHİN
   İbrahim YARIŞ
   İdris ŞENGÜL
   İsa KAYACAN
   İsa YAR
   İsmail ÇOLAK
   İsmail PALAKOĞLU
   Kadir KARAMAN
   Kadir ÖZKÖSE
   Kevser BAKİ
   M. Aybike SİNAN
   M. Fatih GENÇ
   M. Halistin KUKUL
   M. İlyas SUBAŞI
   M. Nuri YARDIM
   M. Zeki DUMAN
   M.Nihat MALKOÇ
   Mahmut YEŞİL
   Mehmet AKKUŞ
   Mehmet Emin AY
   Mehmet Nuri YARDIM
   Mehmet SERTPOLAT
   Mehmet TAŞTEMİR
   Mehmet Zeki AYDIN
   Meryem Aybike SİNAN
   Mesude SARI
   Metin ÖZDEMİR
   Mikail ÇOLAK
   Muhammed HALICI
   Muharrem AKIN
   Muhsin ilyas SUBAŞI
   Mukadder Ârif YÜKSEL
   Murat ÇETİN
   Murat ÇOBANOĞLU
   Musa TEKTAŞ
   Mustafa KARA
   Mustafa NUTKU
   Mustafa OĞUZ
   Mustafa ÖNDER
   Mustafa ÖZÇELİK
   Mürsel GÜNDOĞDU
   Nazlı Rana GÜREL
   Necmettin SARIOĞLU
   Necmettin YURTSEVEN
   Nesimi YAZICI
   Neslihan ÇÖREKÇİ
   Nevzat TÜRKTEN
   Nihat DAĞLI
   Nihat MALKOÇ
   Nuran ÖZDEN
   Olcay YAZICI
   Osman BAYMAK
   Rabia BARIŞ
   Ramazan ALTINTAŞ
   Ramazan DURANOĞLU
   Ramazan YILDIZ
   Raziye SAĞLAM
   Resul KESENCELİ
   Rıdvan MIHOĞLU
   Rıfat ARAZ
   Rıfkı KAYMAZ
   Rukiye AYDOĞDU
   Sadık YALSIZUÇANLAR
   Sait ÖZER
   Salih Cenap BAYDAR
   Sebahaddin ATEŞ
   Sefa SAYGILI
   Sencer ÖNDEROĞLU
   Sıdıka & Mesude SARI
   Sırrı ER
   Şevki SAKA
   Taha YILDIZ
   Tayyip SALİH
   Tolga ÇEVİK
   Umut BULUT
   Ümit Fehmi SORGUNLU
   Vedat Ali TOK
   Yaşar ÖZKAN
   Yavuz Bülent BÂKİLER
   Yunus GÜLDEMİR
   Yusuf AKYÜZ
   Yusuf Coşkun BENEFŞE
   Yusuf HALICI
   Zafer ŞIK
   Abdulaziz HATİP
   Adem GÜVEN
   Adem SOLAK
   Ahmet BEYOĞLU
   Ahmet Mahir PEKŞEN
   Ahmet UĞUR
   Ahmet YILDIRIM
   Ali Osman BAŞKURT
   Ali Osman ÖZCAN
   Ali Rıza MALKOÇ
   Arif Nihat ASYA
   Âşık Şeref TAŞLIOVA
   ATALAY YÖRÜKOĞLU
   Aydın ADİLOĞLU
   Ayhan BİNGÖL
   Ayşe Benek KAYA
   Bahtiyar ASLAN
   Bestami YAZGAN
   Ekrem YALBUZ
   Emine BUDAK
   Ender YILMAZ
   Engin TÜTÜNCÜ
   Enis TABAK
   Fatma UÇARLAR
   Halil ATALAY
   Halit ÖZDÜZEN
   Halit YILDIRIM
   Hanifi KARA
   Hatice Aksu
   Hatice Cemile AYDIN
   Hatice SEZER
   Hilda SARICA
   Hüseyin KAYA
   İ.Bekir TEZ
   İbrahim AKIN
   İbrahim ARPACI
   İbrahim BALCIOĞLU
   İsmail ÇALIŞKAN
   Leyla KANVEREN
   M. Ali KÖSEOĞLU
   M. Emin KARABACAK
   Mehmet Akif İNAN
   Mehmet ÇALIK
   Mehmet SOYSALDI
   Melike GÜNYÜZ
   Mevlüt ÖZDEN
   Muammer YILMAZ
   Murat DEMİR
   Murat SERDAR
   Musa TAKÇI
   Mustafa AKYOL
   Mustafa Doğan KARACOŞKUN
   Mustafa KAYAPINAR
   Mustafa SANCAR
   Nebi HOCAZADE
   Osman SARI
   Özcan ÜNLÜ
   Recep SARIHAN
   Sait ÖZTÜRK
   Selahattin CANSIZ
   Selma ÖZDEN
   Semra Sena GÜRSOY
   Senem GEZEROĞLU
   Sıddık ÖZER
   Sıdıka KENT
   Sinan SARIKAYA
   Suna İŞCEN
   Şehri KARACOŞKUN
   Şeyma KOÇAK
   Şükrü ÜNAL
   Tülay EKİNCİ
   Ümit Zeynep KAYABAŞ
   Üzeyir OK
   Vehbi VAKKASOĞLU
   Yaşar ALPARSLAN
   Yıldız ERASLAN
Anasayfa | Arşiv | Hakkımızda | Abonelik | Reklam | Künye | Bize Ulaşın